BEKA MESELESİ


Son dönemde iktidarla muhalefet arasında bir beka meselesi tartışmasıdır gidiyor ?

Beka meselesi var mı, yok mu ?

Coğrafi açıdan bulunduğu konum ve tarihsel geçmişi sebebi ile Türkiye ve Türk Milletinin daima beka meseleleri ile karşı karşıya olduğu ortadadır. 

Ancak bu meselenin bu kadar açık olmasına rağmen tartışılıyor olması nedendir ?

Sanırım meselenin tartışılır hale gelmesi bekanın sadece ve sadece bir partinin iktidarına endekslenmesi yaklaşımından dolayıdır.

Oysa Türkiye’nin bekası sadece bir şahsın yada partinin değil bu ülkede yaşayan herkesin ve her partinin meselesi olmalıdır.

Fakat gerçekte durum böyle midir ?

Gerek iktidar cenahında gerekse muhalefet cenahında beka meselesi sağlıklı ve yeterli bir şekilde ele alınamamaktadır.

İktidar, beka meselesini sadece ve sadece ‘’terör’’ ve ‘’varlığının devamı’’ olarak görmektedir. 

Muhalefet ise iktidarın bu yaklaşımına karşı ‘’beka meselesi yoktur’’ gibi bir yaklaşım sergilemektedir.

İki yaklaşımında doğru olmadığı açıkça ortadadır.

Türkiye’nin bekasına yönelik ciddi tehditler dün olduğu gibi bugünde vardır ve bu tehditler sadece terör ve mevcut iktidarın devamı seviyesine indirilecek kadar da basit değildir.

Her şeyden önce mevcut iktidarın ömrü maksimum Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ömrü ile sınırlıdır. 

Bu durumda kendisinin bir ciddi bir sağlık problemi yaşaması veya her faninin yaşayacağı gibi ölmesi durumunda Türkiye’nin de yıkılacağı gibi bir gerçekle karşı karşıya kalmış oluruz ki bunun kendisince dahi kabul edileceğini sanmıyorum. 

Terör meselesi ise bekamıza yönelik en ciddi tehditlerden biridir. Bu inkar edilemez şekilde karşımızdadır. 

Mevcut iktidarın hali hazırda teröre karşı yaptığı mücadele eksiklerine rağmen taktire şayandır.

Ancak bunu söylerken gerek PKK-PYD gerekse Fetö-PDY ve diğer örgütlerin ülkemizi tehdit eder hale gelmesinde bu iktidarın yanlış politikalarını da unutmamak gereklidir.

Ne olursa olsun gelinen nokta önemli ve değerlidir. 

PKK-PYD’nin Suriye ve Irak’tan sökülüp atılması çok kolay olmayacaktır. 

Bu konuda çaba sarf eden kim olursa olsun desteklenmelidir ama iktidarlar da bunu bir iç siyaset malzemesi olarak görmemelidir.

Bu, Türk Millleti’nin tamamının milli meselesidir. 

Fetö-PDY konusunda ise ciddi mesafe alınmasına rağmen hala siyasi kanada neredeyse hiç,ticari kanada yeterince dokunulamadığı buz gibi ortada durmaktadır. 

Bu durum Milletimizde derin şüpheler ve hayal kırıklığı yaratmaktadır.

Adamına göre muamele yapıldığı düşüncesi hakimdir.

Fetö-PDY’nin yarattığı tahribat PKK-PYD’nin yarattığından daha derin ve büyüktür. 

Emniyet, Adliye, Askeriye, İstihbarat başta olmak üzere adeta devlet kurumlarının tamamının içi boşaltılmıştır. 

Görevden uzaklaştırılan ve imkansızlıklardan dolayı hala çalıştırılmaya devam eden örgüt mensuplarının yerini ehil kişilerle doldurmak kolay olmayacaktır.

Bu kişilerin yerine alelacele işe alınan kişilerin ne derece liyakatli oldukları ortadadır.

Maalesef şeklen doldurulan kadrolar liyakat açısından hala ve çoğunlukla boş durmaktadır.

Birde 15 Temmuzda yaşanan darbenin etkisiyle gösterilen devlet refleksini kötüye kullanan siyasetçi ve yöneticiler var ki o kişiler de ayrı bir beka meselesidir.

Fetö ile alakası olmayan bir çok kişinin Fetö’cü diye yargılandığı ve işinden atıldığı vakadır.

Bu tür olayların yaşanmasının en büyük müsebbibi ise fırsatı ganimet bilip şahsi husumeti olan kişileri bu süreçte düzmece delil ve raporlarla hızarın ağzına veren yöneticilerdir. 

Mağduriyetler geçte olsa giderilmekte ancak insanların devlete olan kırgınlıkları kanayan bir yara olarak durmaktadır.

Bütün bunlar ise tabi ki beka meselesinin parçalarıdır.

Beka meselesi yüzeysel bir mesele değildir. 

Bir çok alt başlığı vardır ;

Gençlerimize kaliteli ve bilimsel bir eğitim veremiyor olmamız,

Ülkemizin tarımsal açıdan her türlü imkana sahip olmasına rağmen kendi kendine yeterli olmaması,

Dünyada caydırıcılığı olan bir ordusu ve kendi silahını kendi üretebilen bir ülke olmamız,

Üretici değil tüketici bir millet konumunda olmamız ve dolayısıyla sürekli borcumuzun artıyor olması,

Doğal kaynaklarımızın yetersizliği ve süratle azalıyor olması,

Gençlerimizi uyuşturucu belasından uzak tutamıyor olmamız ve sürekli kullanımın çoğalması,

Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’nun her yerinden kontrolsüzce göz alıyor olmamız,

Yabancıların canlarının istediği gibi gayrimenkul alabiliyor olması,

Gibi bir çok mesele de bekamız için tehdit oluşturmaktadır.

Bu meseleler milli bir bilinçle ve ciddi olarak ele alınmalıdır. 

İktidar seçim meydanlarında 250 gram çay paketi eşliğinde çözülecek konular olmadığını idrak etmeli ,bu konularda ileri sürülen görüşleri dikkate almalı, muhalefet ise bu konularda çözüm merciinde olan kim olursa olsun destek olmalı, katkı sunmalıdır.