İÇİNİZDE HALA SİNEMA  BİLETİ SAKLAYAN VAR MI?


Sinema istiyoruz...

 

Evet, yanlış duymadınız. 

 

Sinema istiyoruz. 

 

Bizleri AVM'lere hapsetmeyen...

 

Sadece film izleyebileceğimiz bir yer. 

 

Yok muydu peki?

 

Gayet de güzel sinemalarımız vardı.

 

Konak, Planet, Galaksi...

 

Film izlemenin keyfini yaşadığımız eski mekanlar. 

 

Afişlerine bakıp bakıp, hatıra fotoğrafları çektirdiğimiz sinemalar.

 

Hayatımıza o kadar girmiş ki...

 

Buluşma noktamız olmuştu hepsi. 

 

Hangimiz sevgilimizle buluşmadık Konak'ta? 

 

Adres tarif ederken bile, eskinin alışkanlığı durur dilimizde. 

 

Konak'ın karşısında...

 

Konak'ın yanında...

 

Konak'ın önünde...

 

Peki, şimdi ne oldu?

 

Teknoloji gelişti...

 

Muhteşem ses sistemleri...

 

Rahat koltuklar...

 

Daha büyük perdeler...

 

Klimalar...

 

Yine de eski tadı vermedi. 

 

Mesela ben, Konak Sineması’nın balkonlu salonunda ilk izlediğim filmi daha dün gibi hatırlarım...

 

O tadı hiçbir yerde bulamadım. 

 

Bizi, AVM'lere hapsetmek için ellerinden geleni yaptılar. 

 

Ve kimse kusura bakmasın ama...

 

Bizler de kentimize, kenti kent yapan değerlere sahip çıkamadık. 

 

Konak'ı yıktırdık...

 

Şimdi, sinemaya gitmek için adı alışveriş merkezi olan ama kocaman birer kütleden başka içinde canlılık barındırmayan betonlara teslim olduk. 

 

Sinemayı sinema yapan unsurları özler olduk.

 

Aslında burada mesele sinema da değil.

 

Yaşam tarzımıza yapılan bir müdahale...

 

Yeme içme alışkanlıklarımızı...

 

Alışveriş alışkanlıklarımızı...

 

Buluşma alışkanlıklarımızı...

 

Hediye alma alışkanlıklarımızı...

 

Birer birer değiştirdiler...

 

Kısacası tüm hayatımızı kocaman bir kafesin içine hapsederek, bizlerin hayatın diğer dokularını görmemizi engellediler. 

 

Sinema bileti saklayan var mı içinizde hala?

 

Saklayacak bir şey bırakmadılar ki...

 

Yazarkasa fişini saklayabilirsiniz en fazla...

 

Elimize tıkıştırılan mısır kovasını ya da kolanın pipetini...

 

Bakıp bakıp o günü anarsınız artık. 

 

Velhasıl...

 

Elimizden bir bir kayıp giden değerlerimiz var. 

 

Bizi biz yapan, bize yaşamdan güzel hatıralar biriktirmemize yardımcı olan aracılar...

 

Bir bir yitiriyoruz.

 

Bize düşen, hiç değilse elimizdekilere sahip çıkmak. 

 

Tiyatrolara, sokak sanatçılarına, ressamlara...

 

Umuyorum ki bu kez, onları da bu cafcaflı betonlara yedirmeyiz...

 

Yedirmeyeceğiz...