VARLIĞIN KORUNMASINDA AİLE 


     Gel zaman git zaman çağ değişti, teknoloji gelişti, insanların sayısı çoğalmaya başladı. Zaman geçtikçe insanların özellikle büyüklerimizin dilinde değişmeyen tek söz "nerede o eski günler" olmuştur. Yokluğun içerisinde kıt kanaat sürdürülen yaşamlardan bolluğun içerisindeki yaşama geçişte neler değişmiştir. Bu sorunun ve tavrın altında yatan binlerce sebep vardır. Bunun en temelinde ve bana göre birinci sırada olanı ailedir. Aile Toplumun en küçük yapı taşı olarak nitelendirilir. Lakin aile bir toplumun ayakta kalması ve toplumun toplum olarak bir arada tutulması için en büyük güçtür. Geçmişin izlerinden ayrıldığımız ve üzerinde yaşadığımız coğrafyadan dünyanın gözünü alamadığı ve binler düşmana karşı ayakta durmanın yolu aileyi ayakta tutmaktan geçmektedir. Asırlardır süren mücadeleleri savaş meydanında kazanamayan Avrupa ve onların mirasçıları farklı stratejiler geliştirmişlerdir. Bu stratejiler her dönemde şekil değiştirerek karşımıza çıkmaktadır. Bu çağda da bunu aile kültürümüzü bozmaya çalışarak yapmaktadırlar.
     Çağımızın içinde insanlarımızı meşgul edecek birçok argüman vardır. Bu argümanların doğru kullanılmaması insan hayatını zorlaştırmakta ve aile yapısını bozmaktadır. Toplumda var olan genel yargı eğitimim okulda başladığıdır. Aslında okullarda eğitim değil çocukların sınavlarda başarılı olabilmeleri için öğretim yapılmaktadır. Okula başlamadan önce çocuklarımızın ailede bir takım manevi ve kültürel değerleri öğrenmesi gerekmektedir. Yani öğretimin değil ama eğitimin başladığı ilk yerdir. Aile kavramı değişen dünya düzeninde en fazla etkilenen yapıdır. Yaşam şartlarının zorluğu öne koyularak anne ve babaların çalışmak durumunda olduğu düzende batının özendirdiği çekirdek aile modelinin benimsenmesi ile büyüklerden (dede-nine) yoksun büyüyen çocuklarımızın kontrolsüz bir şekilde internet ve televizyon gibi mecralara kayması söz konusu olmaktadır. Bu mecraların içeriklerini dahi denetleyemediğimiz, gün içinde neler izlediği bilinmeyen çocuklarınızın kirli bir bilinçaltının oluşmaya başladığı düzen başlamıştır. Özellikle Kendilerine rol model olarak aile büyükleri değil YouTube üzerinden izledikleri videodaki kişileri seçmektedirler. Böylelikle büsbütün manevi değerlerden yoksun bir yapı ortaya çıkarmaktadır. Çekirdek ailenin mevcut yapıda zararlarının çok fazla olduğu özellikle okul çağına kadar gelişim sürecinde çocuklara refakat edecek göz kulak olacak bir otoritenin olmayışı bu sorunun temeli olmaktadır. Kendi başına büyüyen ve bireyselliğe adapte olan çocuklar toplumun bir parçası olmaktan uzak kalıyorlar. Kendinden başkasını düşünmeyen bir yapıda toplumun devamlılığı ve kültürel değerlerin aktarımında sorunlar ortaya çıkmaktadır. Çekirdek aile modeli yaptığım araştırmalarda,  Avrupa ve menşei devletlerin bile onaylamadığı ortaya çıkmıştır. Dünya milletleri Türk aile kültür yapısının örnek alınarak aile yapısını korumaya çalışıldığını gördüm. Özellikle Almanya ve Avusturya'da bununla alakalı ciddi çalışmalar söz konusu olmuştur. 18 yaşından sonra hür ve bireysel yaşamın özendirici bir yeri olan Almanya'da devlet Türk aileleri etrafına Alman aileleri yerleştirerek Türk aile yapısının örnek alınarak yaygınlaşmasını öngörmekte ve çekirdek aileden geniş aile modeline geçmiş sağlamaya çalışmaktadır. Bu uygulamanın bir benzeri de Avustralya'da yapılmaktadır. Kanguru tipi nitelendirilen yapılanmada iki katlı olan evlerin tahsisi ile yaşlı aile ile genç ailelerin aynı ev içerisinde yerleştirilmesi teşvik edilmektedir. Genç aile çocuklarını bırakabilecekleri güvenilir ve geçmiş ile günümüz arasında bağ kurabilecek bir aile bulurken aynı zamanda yaşlı ailede kendilerine yardımcı genç bir aile bulmuş oluyor. Peki, hiç düşündünüz mü Avrupa bunu neden yapıyor diye. Hemen söyleyeyim milletler varlıklarını koruyup devam ettirebilmek ve bir arada sorunsuz olarak yaşayabilmek adına aile birimini güçlü tutmaya ve kültürel aktarımın doğru bir şekilde gerçekleşmesini sağlamaya çalışmaktadır. Doğru bir aktarın dünyada nerede olduğunuzu belirleyen en önemli unsurdur. Yıllardır var olan aile kültürümüzü biz kaybetmeye döndüğümüz bu durumda başkaları sahip çıkmakta olması hüzün vericidir. Burada unutulmaması gereken önemli mevzu çocuğun gelişiminde milli değerleri ve aile değerlerimizi ona anlatacak tecrübelerini aktaracak geçmişi ile geleceğim bağını kuracak yegane tecrübe büyüklerin olduğudur. Maalesef çekirdek aile kültürünün yetişmesi ile yılda birkaç gün veya birkaç hafta ile sınırlı kalan bu etkileşimi çocukların geçmişin izlerini taşımasında büyük eksiklik yaşamalarına neden olmaktadır. Bu durum bize gösteriyor ki büyüklerle büyüyen çocukların geçmişe bağı ve toplum içerisindeki üzerine düşen vazifeyi yapmasına ki sorumluluğu daha fazladır. Çekirdek aile içerisindeki özellikle anne babanın beraber çalıştığı çocuğun kendi başına yetiştiği bir toplum içerisinde kültürümüzde geçmişimizle bağın kopması ve nihayetinde topluma zarar veren ve geçmişin izlerini geleceğe aktarılamayan kopuk bir nesil yetişmiş olmaktadır. Bunun çözümü olarak çocuklarımızı daha fazla büyüklerimizle vakit geçirmelerini sağlamak aynı zamanda büyüklerimizin tecrübelerinin çocuklarımıza aktarılmasını kolaylaştırmak ve geçmişin izlerini çocuklarımıza kültürel değerlerimizin aşılanmasında büyüklerimizin desteğini almaktan geçtiğini unutmamalıyız. Bu amaç doğrultusunda en değerli varlıklarımız olarak gelecek nesillerin korucusu konumundaki çocuklarımızın iyi bir eğitim iyi bir eğitimle beraber tarihi ve kültürü ile bağının sağlam kurulması gerekmektedir. Gelecek ancak bu şekilde kurtarılabilir.