İSLAM VE TÜRKLER-2


İslamiyet öncesi Türklerde törenin düzenlediği bozkır yaşamı kadın erkek diye ayırt etmeyen insan merkezli bir yapıya sahiptir. Cahiliye Arap döneminden daha farklı olarak taşıdığı özelliklerle ne denli üstün bir medeniyet olduğunu ortaya koymuştur. Evlenme hususunda tek eşlilik makbul görülmüş fakat evliliklerin birden çok olduğu da mevcuttur. Bunun nedeni girişilen çetin mücadeleler sonucu maktul düşen kişinin ailesinin açıkta kalıp sefilliğe terk edilmesi uygun görülmediğinden ve kayıp verilen mücadelelerden sonra onların yerini alabilecek kişilere ihtiyaç olduğundan çok eşlilikte mevcuttur. Buna en güzel örnek Süryani Mikail'in söylediği İslamiyet'te dörde kadar kadınla evliliğe müsaade edilirken eski Türk toplumunda tek eşlilik yaygın olmakla beraber üst sınır en fazla üç olarak belirlenmiştir. İslam öncesi Türklerin günlük yaşamını belirleyen kurallar topluluğuna töre denmekte idi. Töre de İslam'ın bazı ılıman şer-i hükümlerine rağmen daha katı bir sisten bulunmaktadır. Örneğin törenin hükümlerinde Arap cahiliyesi ile karşılaştırıldığında Türk bozkırında zina yapmanın sucu genellikle idam olurdu. İslam da ise bu husus hakkında nur ve nisa surelerinde belirtilen alenen yüz değnek vurulur ya da ölene kadar bir evde hapsedilmesi şeklinde bildirilmiştir.  Biz İslamiyet'ten önceki Türk tarihin de kanının yeri ve önemine baktığımızda yine Arabistan da İslamiyet'le birlikte elde ettikleri hakları eski Türkler fazlasıyla İslam öncesinde zaten vermişti.

    

Zaten Türklerin yaşadığı coğrafya ve yaşayış tarzları kadını ön plana çıkarmıştır. İslamiyet öncesi Türklerde sınıflar yok herke askerdi hatta kadınlarında savaş taktikleri ve eğitimi aldıkları bir fiil savaşa iştirak ettikleri özellikle erkekleri kamçılar nitelikte onları savaşa motive etmek gibi bir misyon yüklendikleri görülmektedir. Kadınlar günlük yaşamlarında erkeklerin yaptığı gibi ata binme kılıç kuşanma ok atma gibi savaşçılık özelliklerini ön planda tutarak bozkır yaşamında önemli bir yer işgal ederler. Cahiliye dönemi Araplarında görülmeyen ve Türklerin medeniyette ne denli ileri gittiklerinin bir göstergesi olan bir başka olay da kadınların iştirak ettiği bazı spor oyunlarıdır. Bunların başında at yarışı, cirit ve gülle atma, top oynama (golf, futbol) gibi oyunlar gelmekte bunlar Göktürkler cağında cinliler arasında da yayılmıştır. Töre Türk yaşantısında hukuk sistemini belirleyen en önemli kanunlardır. Bu kanunlar İslamiyet'in şer-i hükümlerinden dile daha katıdır. Örneğin Türk töresinde barış zamanında kılıç veya ok-yay kullanma, at hırsızlığı, tecavüz, zina (bunlarda iki taraf anlaşamaz ise) ve en önemlisi vatana ihanet kesin hükmü ölüm olan suçlardır. Bunun dışındaki hafif olarak nitelendirilen suçlar ise konar-göçerlik yüzünden kısa süreli hapisle cezalandırılmakta idi.  Araplarda cahiliye döneminde görülen bir duruma İslamiyet öncesi Türklerde daha ılımlı bir şekilde rastlamaktayız. Bu durum halan daha Türkiye'nin doğu bölgelerinde geçerli olan dul kalan genç ve çocuksuz üvey anne ile abisinin ölümü ile dul kalan yengesi ile evlendiklerine rastlamaktayız.

    

İslamiyet öncesi Türkleri cahiliye dönemi Araplarından ayıran en önemli özellikte Türklerde sınıf farkının olmamasıdır. Sınıfların oluşmasında başı Çeken kölecilik, din adamlığı, askeri sınıf, zengin ve soyluluk kavramları Türkler arasında pek itibar görmemiştir. Çünkü Türkler konar-göçer bir topluluk ve hayvancılıkla uğraşıyorlar tek tanrı inançları yaygın ve bu inanç sisteminde din görevlisi yoktur. Türk tarihinde bazı tarihçilerin eski Türklerin dinleri arasında saydıkları Şamanizm ve bunun başındaki kişiyi yani şamanı bir dini görevli diye nitelendirdikleri görülür. Şamanizm eski Türklerin dini olmadığı gibi şamanda bir din görevlisi değil halk hekimi veya büyücü sihirbaz olarak nitelendirilen bir şahsiyettir. Askeri bir sınıfın oluşmamasında da Türklerin ordu millet anlayışından ileri geldiği öz ardı edilmemesi gerekilen bir husustur. Kadın siyasi hakkını Arap coğrafyasında ancak İslamiyet'in gelişinden sonra elde ederken İslam öncesi Türklerde ise hükümdar sefere çıktığında gelen elçileri kabul etme, anlaşma metinlerine imza atma, toya katılarak siyasi görüş belirtme gibi yetkilerinin yanı sıra devlet başkanlığı devlet naipliği gibi görevleri de üstlenerek başarıyla yerine getirmişlerdir. Cahiliye döneminde Araplar tek bir yaratıcıya inanıyorlar fakat yaptıkları putlara sundukları kurbanlarla onları memnun ederseler onları yaratanı da memnun edeceklerine inanmakta ve onlara tapmakta idiler ve bu putları ticari amaçla da kullanmakta idiler. Eski Türklerin dinlerinden bahsedilirken Natüralizm ve Atalar ruhu inançları söylenmektedir. Burada göz adı edilen şey Türkler kutsiyet atfettiği Natüralizm denen doğa olaylarına veya kendileriyle her an beraber olduğuna inandıkları Atalarının ruhlarına saygı mahiyetinde kurban kesilir ve dualar edilirdi. Asıl olan tek tanrı inancında eski Türkler tanrının üstünde bir güç kabul etmemektedirler.

 

Devam edecek…