SORUYORUM, SAMSUN TABİP ODASI'NA DANIŞTINIZ MI?


Farkındayım, siz de sıkıldınız... 

Ben de yazmaktan bunaldım... 

Ama bu konu ciddiye alınana kadar yazacağım. Zaten elimden başka da bir şey gelmiyor. Çünkü her geçen gün acı tablo artıyor. 

Aslında acı tablonun günümüzdeki karşılığı o meşhur "turkuaz tablo." Her gün rakamlar artıyor. Ama işin başındakiler, konuyu hala ciddiye almıyor. Bilim insanları, tabip odaları, sivil toplum örgütleri sürekli olarak gündeme getiriyor, ülkenin 14 ile 28 gün aralığında "tam kapanma" yaşaması gerektiği üzerinde duruyor. Ama "kendilerinden" görmedikleri için muhalif ses oldukları için bırakın ciddiye almayı, yapılan toplantılara bile davet etmiyorlar. Oysaki buradaki gerçek senin, benim, herkesin sağlığı. Bir taraftan "ötekileştirmeyeceğiz" diyenlerin bugün dünyayı kasıp kavuran, binlerce insanın canını alan pandemi süreci ile ilgili ötekileştirme çabaları gerçekten anlamsız. 

Aylarca bizlerden gerçek rakamları sakladılar. Rehavete soktular. Şimdi ise toparlamaya çalışıyorlar. Ama bu toparlama değil aksine daha da grift bir süreci yaşatacak bize. 

Alınan önlemler yetersiz. Maske, mesafe, temizlik üçlüsü haricinde ciddi önlemler alınmalı. Sadece hafta içi saat 21.00'den sabah 05.00'e kadar sokağa çıkma yasağının hiçbir anlamı yok. Hafta sonu kapanmanın hiçbir anlamı yok. Bu hastalık hafta içi 21.00'den sonra mı mesai yapıyor ya da sadece haftas onu mi bulaşıyor? Tedbirlere bakın, fabrika işçileri çalışacak diyor, sanayi işçileri çalışacak diyor, şoförler, temizlik işçileri çalışacak diyor. Bu süreçten tek karlı çıkan memurlar. Onlar da çalıştıkları kurumlarda ister istemez zorluklar yaşıyor. 

Tüm bunlara rağmen hala açılışlar yapmaya, mitingler düzenlemeye devam ediyoruz. İşin bir diğer ilginç tarafı ise barolara, derneklere, sendikalara kongre yapma hakkı tanınmazken, kovid-19 bahanesiyle, birileri tüm kuralları hiçe sayarak bunları yapmaya devam ediyor. Bu kurallar kime göre, nasıl işliyor? Virüs, insan mı seçiyor? Bizim bilmediğimiz bir şey var da acaba saklanıyor mu?

Samsun'da geçtiğimiz günlerde Hayat Eve Sığar uygulamasından bir fotoğraf paylaşıldı. Kent genelindeki her yer kıpkırmızı... 

Bir tek Samsun Şehir Mezarlığı yeşil. Durumun vahameti ortada. Artık kimsenin kaçacak yeri kalmadı. Çünkü önlem yok, alınan tedbirler yetersiz. İnsanlar hala dolmuşa, tramvaya, otobüse kalabalık bir şekilde biniyor, AVM’ler hala açık, adliyeler ana baba günü, çarşı pazar ağzına kadar dolu... 

Demek ki, bazı şeyler "merkezden" yönetilemiyor. Her il kendi tedbirini mülki amirleri ile birlikte, onlara bilimsel veri akışını sağlayacak, tedbirler konusunda yol gösterecek bir şekilde almalı. 

Çok merak ediyorum, Samsun'da Tabip Odası'ndan, Sağlık Emekçileri Sendikası'ndan, Türk Sağlık-Sen'den, Sağlık Büro-Sen'den ya da diğer sağlık ile ilgili sivil toplum örgütlerinden fikir alışverişi yapıldı mı? Bu kurumlar davet edilip, "neler yapabiliriz" diye soruldu mu? Eğer sorulup, bilgi alınıp, bir raporlama süreci oldu ise vay halimize çünkü buna rağmen önlemler vasat. Yok, herhangi bir davet olmadı ve bilgi alışverişi yapılmadı ise, iki kere vay halimize...

Bu işin şakası yok. Bakın çevremizde en az bir kovid-19 hikayesi var. Yakınlarımız, dostlarımız, arkadaşlarımız, mesaide bulunduğumuz insanlar bu illet ile savaşıyor. Samsun'un tanınmış simalarından her gün bir ölüm haberi alıyoruz. Önceki gün herkesin tanıdığı Reco Gıda'nın sahibi Recep Hun ağabeyimiz ardından yine Samsunluların yakından tanıdığı Haluk Irmak beyefendi bu hastalığa yenik düştü. Bakan'ın açılışa geldiği gün bazı belediye başkanlarının testi pozitif çıktı. 

 

Kısacası, merkezi olarak alınan önlemler yetersiz. İl bazında önlemler alınmalı. Bunu yaparken de bu işin uzmanı biliminsanlarından, sağlık çalışanlarından destek alınmalı. Kendi ilimize özgü kurallar belirleyerek bu hastalığı ilimizde geri çekmenin yollarını aramalıyız. 

Çok geç olmadan Tabip Odası ile sağlık sendikaları ve sivil toplum kuruluşları ile hatta ve hatta hemşirelerden, sağlık teknisyenlerinden, acil yardım çalışanlarından bir ekip kurup, bir pandemi haritası çıkarmalıyız. Bunları yapamazsak, Samsun'un kırmızı haritasını yeşile çekmemiz imkansız. 

Tüm kurumların işbirliği içinde, ötekileştirmeden uzak, bilimsel dayanaklarla bir araya gelmesi ve bizlere "gerçek, doğru, akılcı" yöntemlerle yeni bir süreç başlatması dileğiyle. 

Sağlıcakla kalın...