İSA ABANOZ


İnsanların hayatında dönüm noktası dediğimiz bir süreç vardır. Benim dönüm noktam Namık Kemal Anadolu Lisesi’nden Edebiyat Hocam İsa ABANOZ’dur. Yabancı ortamlara girdiğimde kendimi kolayca ifade etmemin yarısını babama yarısını İsa hocama borçluyum. Mesleklerinde kariyer yapmış insanlarla tanıştım. Yaşımın ufak olmasına rağmen çok kaliteli insanlarla, kaliteli ortamlarda, çok kaliteli toplantılara katıldım. Konuştuk, bana soru sordular cevapladım. Ben soru sordum öğrendim. Okur-yazar buluşmasında masam oldu. Yazmaya daha da çok iştahlandım. Samsun’un tanınmış yazarlarıyla oturup kalktım. İlçe kaymakamından katılım belgesi aldım, ödüllendirildim. İçinde bulunduğum anlattığım durumların hepsi İsa ABANOZ sayesindedir. İnsanlar sanatçı deyince ilk akıllarına gelenler topçulardır, popçulardır. Tek sanatçılar elbette bunlar değillerdir. Benim için sanatçı mesleğinde kariyer yapmış, mesleğine aşık, iyi bir berber, iyi bir terzi, iyi bir ayakkabı tamircisi, iyi bir okur-yazardır. İşte benim için İsa ABANOZ iyi bir sanatçıdır. Sanatı sevendir, sanata düşendir. Her düşüncesinin altında bir sanat yatar adeta. Bu minvalde diğer hocalarımın da ellerinden öperim. İsa hocamla çay içerken hasbihal ettik, dertleştik eski günleri yâd ettik. Ben sordum o cevapladı.

Hocam öncelikle sorularıma samimi cevaplar vereceğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum.

HOCAM ÖZ GEÇMİŞİNİZİ KISACA ANLATIR MISINIZ?

Samsunun 19 Mayıs ilçesinde 1971’de doğdum. İlkokulu Yeşilköy İlkokulu’nda okudum. Lise tahsilimi Samsun İmam Hatip Lisesi’nde tamamladım. 1991’de Uludağ Üniversitesi’ni kazandım. İki yıl okuduktan sonra 19 Mayıs Üniversitesine geçtim. 1995’te Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldum. Eylül 1995’te Şırnak Çok Programlı Lisesi’ne atandım. Askerliğimi asteğmen öğretmen olarak Van/Başkale’de tamamladıktan sonra 1998’de milli eğitimden istifa ederek 6 yıl dershanecilik yaptım. 2004’de açıktan atama yoluyla Bingöl’e atandım. Tayinle Çarşamba’ya atandım. Oradan Ahmet Sarı Lisesi’ne, sonra da Namık Kemal Anadolu Lisesi’ne tayin edildim. Bir müddet burada çalıştıktan sonra yönetici olarak Samsun İmam Hatip Lisesi’ne müdür yardımcısı olarak atandım. Milli Eğitim Bakanlığı’nın kitap yazma komisyonunda çalıştım. Diksiyon ve Hitabet kitabının yazarlarındanım. Ayrıca 10. Sınıf Tarih ders kitabı ve İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitaplarında Dil uzmanı olarak çalıştım. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptım. Gürses Gazetesi (Eskimeyen Yazılar), Haber Gazetesi (Sıradışı), Olay Gazetesi (Gonca). Ve şimdi Gazete Gerçek’te köşe yazıyorum. Şu anda basıma hazır bir kitabım da vardır. Evli ve üç çocuk babasıyım.

SEVGİLİ HOCAM SANATA VERDİĞİNİZ DEĞERİ, ÖNEMİ EN İYİ BİLENLERDENİM. SANAT NEDİR?

Sanat bilgidir. Sanatçı gözlerini, kulaklarını ve kalbini bize ödünç verir. Sanat bir ustadan öğrenilir. Çünkü sanat ustalıktır. Ustalar sanat üretebilir. Gizli kapalı kalan noktaları aydınlatmak için vardır sanat. Sanat ikiden çok gözle ulaşılan bir noktadır. Sanat insanlara Yunus Emre’nin de dediği gibi kendi kendini tanıtır. Çünkü insanı bilen insanlığı bilir, insanlığı bilen kâinatı bilir. Böylece hakikate kolay ulaşılır. Efendiler, hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı bile olabilirsiniz. Fakat sanatkâr olamazsınız. Hayatlarını büyük bir sanata vakfeden bu çocukları sevelim. Atatürk 1923 yılında söylediği bu tarihi sözle sanatın ve sanatçının önemini net bir şekilde ortaya koymuştur. Sanatkâr tarihi, dini, kültürü, insanı kısacası dünyayı en iyi bilen ve okuyandır.

HOCAM ÖĞRENCİLERİNİZE YAZI YAZMAYI AŞILIYORSUNUZ. BEN SİZİN SAYENİZDE YAZARLIĞA BAŞLADIM. YAZMAK NEDİR? NİÇİN YAZARSINIZ?

Gerçekten bunca yazar ciltlerce kitapları nasıl yazmışlar, niçin yazmışlar? Hep merak etmişimdir. Yazarlar birikim sahibi hassas insanlardır. Bir birikim, doğarken sahibini epeyce zorlar. Yazarlar dünyanın sancısını çekerler. Yazmak için önce okumak lazım gelir. İlk emir ‘oku’ dur. Bunun içindir ki ben, bazen her şeyden ve herkesten kaçmak, raftaki kitapların arasına sığınmak isterim. Kuralların dünyası bana yaşadığım dünyadan çok daha güzel geliyor. Kitaplarda her şey harfiyen yazılmış. Meleklerin secde ettiği günden sonra insan hakkındaki şikâyetler bitmedi. Yaşarken kendimizi karşımızdaki insanın yerine koymayı öğrenmeliyiz. Bazen bilemeyerek de olsa bunu çok iyi uygulayan insanları bile şaşırtıyoruz. Biz aslında bir serçenin kalbindeki düşünebilecek ve ona yuva hazırlayabilecek kadar duyarlı bir toplumduk. Bir çoban gibi yaşarken şimdi Büyükşehirlerde yığınlar halinde yaşıyoruz. Bu insanların birbirini anlamasını imkânsız hale getiriyor. Yazar, kendi pınarından akanlardan bahsetmeli. Zihninde ilginç bir şey varsa onu yazmalı. Güzel bir kelimeden yola çıkarak dalları, göğü kucaklayan bir ağaca ulaşabilir. Yazmak isteyenlere şunu tavsiye ederim. Önce bir göle taş atsınlar, sonra her şey kendiliğinden ortaya çıkar.

BİR EĞİTİMCİ YAZAR OLARAK GENÇLERE HAYATLARINI DÜZENLEME NOKTASINDA NE TÜR NASİHATLER VERMEK İSTERSİNİZ?

Nasihat vermek haddime değil. Zor iştir zaten. Hayatınızla belki birilerine bir şeyler gösterebilirsiniz. Söyleme değil eyleme bakılıyor. Kişinin aynası işidir. Lafa bakılarak insanlara değer biçilmemelidir.

HOCAM İLK YAZINIZ GAZETEDE NE ZAMAN ÇIKTI? O YAZIYI GÖRDÜĞÜNÜZDE NELER HİSSETİNİZ?

İlkler benim için çok önemlidir. Gazetede çıkan ilk yazım Üstad Necip Fazıl hakkındadır. Yazımın çıktığını SAY-DER (Samsun Yazarlar Derneği) Başkanı Ahmet Seven’den öğrenmiştim. Zaten kendisi yazmam için bana yol göstermiş, destek olmuştu. Halistin KUKUL hocam bu yazıyla alakalı güzel yorum yapınca ben daha da mesut olmuştum. Çünkü her ikisi de yazı konusunda usta insanlardır.

KİTAP SELAMININ ÖNCÜSÜSÜNÜZ. BU KONUDA NE SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?

Kitaplar bizim için vazgeçilmezdir. Her kitap; içinde binlerce bilgi, binlerce farklı dünya barındırır. Dünyaya açılan pencerelerimizdir kitaplar. Onun için yanımızda mutlaka bir arkadaş bulundurmak isteriz. O sadık dost da elbette kitaptır. Kitabı hayatımızın öznesi yapabilmek için yanımızda taşımamız gerekir. Bunu sağlayabilmek için de kitapla selamlaşırız aramızda.

HOCAM SORU CEVAP ŞEKLİNDE GEÇEN SOHBET KEYİFLİYDİ. SON SÖZ OLARAK NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?

Necip Fazıl’dan bir dörtlük aktarayım.

Gideriz nur yolu izde gideriz

Taş bağırda sular dizde gideriz

Bir gün akşam olur bizde gideriz

Kalır dudaklarda şarkımız bizim.

Bu hoş kubbede hoş bir ses bırakmak, arkamızdan güzel şarkılar söyletmek bizim için önemlidir. Ölüme ve fani hayatın sonuna yaklaşırken diğer taraftan yeniden doğmanın hesabını yapmalıyız. Ölürken neyle ve nasıl yaşayabileceğimizi düşünmeliyiz. Ölüm bir son değildir bizim inancımıza göre. Düğündür, vuslattır. En sevgiliyle buluşmadır.

Hocam soru cevap şeklinde geçen sohbet keyifliydi girişte de bahsettiğim gibi üzerimde emeğiniz çoktur. Tekrar çok teşekkür ederim.

Vefalı olmak gerekir, hatırlamak gerekir, hatırlanmak gerekir. Daha güzel günlerde daha güzel işlere imza atmak dileğimle kalınız sağlıcakla…