EN TATLI UYUŞTUCU: ŞEKER


Canınız sürekli tatlı mı çekiyor? Tatlı yemeden duramıyor musunuz? En küçük mutsuzlukla şekere mi sarılıyorsunuz?  Öyleyse size bir gerçeği söyleyeyim; artık sizde şekerin esirisiniz.

Şeker, hem enerji içeriği hem de tadı nedeniyle beynimizdeki ödül sistemini tetikleyen; lezzetli bir besindir ve yiyecek bağımlılığına neden olan işlenmiş besinlerin ana kaynağıdır.

Şeker bağımlılığı gelişen bireylerin, kontrol problemi, ruhsal çöküntüler yaşamaları ve stres altındayken zararlı besinler için aşırı istek duymaları, uyuşturucu madde kullanımıyla oluşan semptomlara benzer davranışlar gösterdikleri saptanmıştır.

Yapılan araştırmalarda Dr. Mark Hyman; şekerin kokainden 8 kat daha bağımlılık yapıcı olduğunu iddia ediyor!

Madde bağımlılığı ile yeme bağımlılığı arasında ortak bir nokta ise: Dopamin hormonunu salgılanmasıdır.

Bu nedenle, glisemik indeksi yüksek besinler ile beslendiğimizde, beyin ödül sistemi devreye giriyor ve ödül hormonu dediğimiz dopamin hormonu salgılanıyor.

Bununla birlikte, dopamin mevcut davranışı canlandıran, motivasyonun ve mutluluğun ana modülatörüdür.

Fakat bu kısa süreli ekstrem mutluluk bittiğinde, beyin aynı ‘ödüle’ defalarca sahip olmak için sürekli istiyor. Ancak belli bir süre sonra ödülün çıtası hep yükseliyor ve beyin dopamin salgılamak için daha fazlasını istiyor.

Yani, istedikçe istiyor!

Siz de yedikçe yiyorsunuz!

Bu duruma DUR deme vakti gelmedi mi?

Peki, gecenin bir yarısı sizi yatağınızdan kaldırıp o buzdolabını açtırmadan asla uyutmayacağını ya da gün içerisinde o çikolatayı yemeden işe asla odaklanamayacağını söyleyen iç sesinizi nasıl susturacağız?

Günlük beslenmede öğün düzenine dikkat edildiğinde ve kan şekeri dengesi sağlandığında olumsuz ruh hali sırasında bireylerin yöneldiği zengin şeker/yağ içeriğine sahip, yüksek glisemik indeksli besinleri tüketmemek daha kolay bir başlangıç olacaktır.

Ayrıca; bolca su tüketerek, harekete geçin!

İç sesiniz şaşıracaktır, sizi yoldan çıkarmaya çalışacaktır.

Sakın ona inanmayın!

Öncelikle unutmamamız gereken bir gerçek var ki; bu tatlı zehir farkında olmadan bütün vücudumuzu ele geçiriyor. Hem ruhumuza hem de bedenen hastalıkların ana kaynağı olan bu zehir maalesef ki farkında olmadan bizi öldürüyor.

Toplumu ne kadar çok bilinçlendirirsek, o kadar hastalıkları engelleyeceğiz.

Yani; hem bedenen hem de ruhen sağlıklı bir toplum olacağız.