MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİNDE YABANCI BASININ ETKİSİ



 

     Bu konuda iki temel üzerinde inceleme yapmamız doğru olacaktır. Birincisi yabancı basının milli mücadeleye etkisini anlamak için İngiltere'yi ele alacağız ikincisi ise yabancı basının yerli basın üstündeki etkisini çözümleyebilmek ve anlayabilmek için Adana'da yayın yapan Ferda Gazetesini ele alacağız. 

    Milli mücadele sadece silahla kazanılmadığını basın ve yayın araçlarının ne kadar etkili olduğunu biliyoruz. Bu dönem basınını iki ana başlıkta incelenmesi elzemdir. Birincisi İstanbul basını ve Yabancı basın yani milli mücadele karşıtı ikincisi ise milli mücadeleyi destekleyen basındır. Başkumandan Mustafa Kemal Atatürk basının gücünü bildiğinden Sivas kongresinde İrade-i Milliye daha sonra Ankara'da Hakimiyet-i Milliye gazetelerini çıkarmış daha doğru ve sağlam bilgi alabilmek için Anadolu Ajansının kurulmasına da öncülük etmiştir.

     Bu dönemde yabancı basını genel olarak ele aldığımızda hep karşımıza "ÇIKAR" denilen kavram çıkıyor. Osmanlı Devletine karşı Avrupa'da algı oluşturmanın ve kendi halklarını yönlendirmede bir araç olarak basını kullanmışlardır. Özellikle devleti yöneten kişiler basını ellerinde tutarak kendi düşüncelerini ve politikalarını şekillendirmede hem içte hem de dışta bunu kullanmışlardır. Buna baktığımızda milli mücadelede İngiliz basınını ele alınca göreceğiz ki İngiliz basını İngiliz hükümetinin çıkarları doğrultusunda kullanılmıştır. Örneğin İngiliz gazeteleri "Times, Daily Telegraphe, Manchester Guardian, Sunday Times" vb. İngiliz gazeteleri devlet adamları tarafından yönetilen ve yönlendirilen gazetelerdir. Gazeteciler daha fazla kazanabilmek için hükümetle işbirliği yapıyorlardı. İngiliz hükümeti de bu basın organını kullanarak kamuoyu oluşturmada etkili oluyordu. Mesela 1. Dünya savaşında İngiliz basını Türk düşmanlığı yapmış ve Hıristiyan uygarlığını savunmuş bu işi birazda dinler savaşına çevirmişlerdir. Türklerin barbar olduğunu egemenliği altındaki kavimlere zulüm ettiğini savunmuştur. Yunanlıların İzmir'i işgalinde de yunanlılardan yana bir tavır takınmıştır. Şimdi vereceğim örnekle basının ne denli etkili olduğunu daha iyi göreceksiniz şöyle ki 1921 de Noel’i Anadolu'da ailesinden uzak geçirecek olan İngiliz askerleri basında yüceltilmiş ve yapılan kampanyalarla onlara İngiliz halkı Noel hediyeleri hazırlayıp göndermiştir. Bakıldığında milli mücadele sonuna doğru aynı İngiliz basını Türkleri destekleyen bir tavır içine girmiştir. İngiltere'de ortaya çıkan muhafazakâr basın ve bazı basın kuruluşlarının doğrudan hükümeti hedef alması durumu değiştirecektir. Özellikle bunu yaparken basının hükümet etkisinden kurtulması etkili olmuştur. Özellikle Walter Guinnes Anadolu'daki yunan  mezalimini halka anlatırken savaş yılgını halk barış yanlısı bir kitleye dönüşüyordu. Yine The Review of Reviews dergisindeki Roy Elston'un The Türk of Anatolia başlıklı yazısında Anadolu Türkünü tanıtırken objektif bit tutum sergiliyor şöyle ki "Türkler ne Pier Loti'ninidealize ettiği gibi mükemmel nede Ermeni ve Yunanlıların dediği gibi barbar ve kötüdür. Türkler gerçekten normal inanlardır" demiştir. Bu anlatılanlara bakıldığında zaman zaman değişen politikalar, dönemin şartları, dış ve iç baskılar basın üzerinde oldukça etkilidir. 

Milli mücadelede basın çeşitli gruplara ayrılmış durumda idi özellikle işgalci devletler yaptıkları işgalleri haklı göstermek ve tepkileri önlemek için algı operasyonunda basını aktif olarak kullanmışlardır. Broşürler, çıkarılan gazeteler, dergiler ve bildiriler hazırlayarak halka dağıtmışlardır. Mustafa Kemal Atatürk de basının gücünü iyi bildiğinden İstanbul basını ve işgalci basına karşı İrade-i Milliye, Hakimiyet-i Milliye ve daha sağlam ve güvenilir haber için Anadolu Ajansını kurdurtmuştur. Mustafa Kemal bunlarla da yetinmeyerek yabancı gazetecilerle de irtibat kurarak haklı davalarında destek bulmak ve doğruları yazmak için çakışmalar yapmıştır. 

İşgalci devletler milli mücadelede basını kullanma yoluna giderek çıkarları doğrultusunda algı oluşturma yoluna gitmişlerdir. Özellikle çıkarılan dergi, gazete ve hazırlanan broşürler birkaç dilde basılıp dağıtılmıştır. Yabancıların milli mücadelede basın üzerindekini etkisini anlamak için Adana'yı ele aldık ve özellikle Çukurova'da çıkarılan Ferda gazetesi üzerinde duracağız ve burada oynana oyunları yurdun dört tarafına uyarlayabiliriz. Mondros Ateşkesinin 10. ve 16. maddeleri direk Çukurova ile ilgilidir. Burayı ele almamızın en önemli nedeni de budur. 

  Adana'da Ermeniler Toros, Azamarat, Hayistan ve Kilikya diye ermence gazete yayınlamışlardır. Amacı buranın Ermeni toprağı olduğu konusunda propaganda yapmaktır. Buradan anlaşılıyor ki azınlıklar kendi çıkarları doğrultusunda basın ve yayın yolunu kullanmışlardır. Peki büyük devletler nasıl bir yol izlemiştir? Şöyle ki İngiltere ve Fransa gibi devletler direk gazete çıkarmak yerine amaçları doğrultusunda yayın yapacak ve kolay elde ettikleri yerli kişileri kullanmışlardır. Bu durum daha etkili bir propaganda aracı olmuştur. Adana'da Ali İlmi Efendinin çıkardığı Ferda, Giritli İlhami'nin çıkardığı Adana Postası ve Derviş Ata'nın çıkardığı Rehber gazeteleri bu amaç doğrultusunda kullanılmıştır.

Ferda gazetesini çıkaran Ali İlmi Efendi Hürriyet ve İtilaf Fırkası genel sekreteri Zeynelabidinin kardeşidir. Buradan da anlaşılacağı üzere işgalci devletler en tepedekilerle de iletişim halindedirler. Yine Ali İlminin diğer bir kardeşi olan Mesud Fani de Fransızlarla işbirliği içinde olmuştur. Ferda gazetesinde Can Bey ismiyle yazıyordu Fransız işgal yönetimi tarafından Cebelibereket Mutasarrıflığına atanmıştır. Bu gazete haftada iki defa olmak üzere üç yıl boyunca düzenli bir şekilde çıkarılmıştır. Son sayfaları genelde reklama ayrılmış olan gazetede ilgi çekici diğer bir olay ise İngiliz kumaşı, İzmir incileri, Fransız muallimi, diş doktoru Ahavin ve Amerikan doktor Sarkison'un reklamları sürekli basılmaktaydı. Buda bize bu gazetenin yabancılar tarafından finanse edildiğini göstermektedir. Sadece Türkçe değil Ermenice ve Fransızca da yayınlanmakta idi. İşgallerle yayın hayatına başlayan bu gazetenin akıbeti Milli Mücadele başarıya ulaşınca son bulmuş sorumluları kaçmak durumunda kalmışlardır.