CİTİUS, ALTİUS, FORTİUS


 

Bu aralar futbol ile yatıp yuvarlanıyoruz… 

Mayıs ayına giriyoruz, çıktığımızda ise futbol heyecanı Avrupa Şampiyonası’nda devam edecek. A Milli takımımız İtalya ve Azerbaycan’da oynayacağı grup maçlarıyla Avrupa arenasında boy gösterecek. Devamı nasıl olur? Onu o zaman göreceğiz. Benim esas beklentim, en çok ilgimi çeken organizasyon temmuz ayı içerisinde Tokyo’da gerçekleştirilecek 2020 Yaz Olimpiyat oyunları…

Uluslar arası Olimpiyat Komitesi tarafından belirlenen 25 ana spor dalı, yani atletizm, kürek, badminton, basketbol, boks, kano, bisiklet, binicilik, eskrim, futbol, cimnastik, halter, hentbol, hokey, judo, su sporları, modern pentatlon, tekvando, tenis, masa tenisi, atıcılık, okçuluk, triatlon da dünyanın en iyileri madalya için ter akıtacaklar.

Sporcular, 23 Temmuz-8 Ağustos tarihleri arasında, olimpiyatların sloganı olan “Citius, Altius, Fortius” yani Türkçe anlamıyla “Daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü” olabilmek için rakipleriyle kıyasıya bir mücadelenin içerisine girecekler. Bu üç kelimenin gerçekte anlamının sporcunun birinci olmayı değil, elinden gelenin en iyisini yapmasının öğütlendiğinin altını çizmekte yarar var. 

Bir, ya da iki branşa aşık olmayıp, sporun her dalına ilgi duyan biri olarak bu büyük organizasyonu TV başına kilitlenerek izlemeyi sabırla beklediğimi söylemeliyim. Hayatta her şey futbol değil. 

Sırıkla yüksek atlama yapan bir sporcuyu izlerken oturduğun yerden sen de yukarı doğru hamle yaparsın. 

100 metre finalinde ipi ilk önce göğüsleyenin sen olduğunu hissedersin.

Irkçılık yaparak, Afrikalı siyahi boksörün, beyaz tenliyi nakavt etmesini dilersin. 

Onlarca kilo ağırlığın altına giren halterci sen olursun. 

Gez, göz, arpacık yapıp hedefi 12’den vurursun. 

El ense yapıp, rakibi yere devirip, arkasına geçip, puanları alan da sensin aslında. 

Şeref kürsüsünde altın madalya senin boynuna takılır, omzuna doladığın al bayrak ile milli marşı gözü yaşlı şekilde, tüm dünyaya dinleten de senden başkası değildir.

Olimpiyatları izlemek seni bambaşka dünyalara götürür.

Kendinize zaman tanıyın, dört yılda bir yapılan sporun renkli filmini izlemekten geri kalmayın…

Benden söylemesi…