KORONADA RAMAZAN


 

Zor günler geçiriyor, bunalıyoruz, sıkılıyoruz, kapanıyoruz çıkamıyoruz... 

Zor bir imtihandan geçiyoruz. Bu imtihanı inşallah hayırlısıyla atlatırız. Atlattıktan sonra geriye dönüp baktığımızda "Hey gidi korona ramazanları" diye inşallah çok kısa sürede bahsederiz. 

Hatıralarımız içerisinde böyle ramazanlar da yaşamış olduk. Teravih namazı yok, davetler yok, bayram yok, kaynaşma yok, tokalaşma yok, dertleşme yok, kucaklaşma yok... 

Allah'ın bu güzel nimetlerinden yararlanamıyorsunuz. Kapanıyorsunuz. Sizi dört duvar arasına kapatan bir mikrop, bir imtihan, bir virüs, aslında ama bu bir imtihan... 

Korona ile birlikte pek çok şey değişti. Eğitim, ticaret değişti. Camiler değişti, akraba ilişkileri değişti, seyahatler değişti, çalışma şekilleri değişti... 

Pek çok şey sayabiliriz... 

Hayatımız tamamen alt üst oldu. Tatili dört gözle beklerdik, şimdi tatil komasına girdik. Evde en ince ayrıntısına kadar bilmediğimiz bir köşe kalmadı. Dışarılara yabancı kaldık, dostlara yabancı kaldık, dostları kucaklayamaz olduk, bırakın kucaklamayı tokalaşmaz olduk, yumruk tokuşturuyoruz... 

Korona, ramazanı da tabii ki etkiledi. Ramazanın olmazsa olmazı davetlerdir. Önce davet edersiniz, sonra edilirsiniz, davet beklersiniz, davetleri sıraya koyarsınız, size gelirler, siz gidersiniz, birlikte teravih namazı kılarsınız. Bunları hep yapmıştık. Şimdi iyi ki de yapmışız diyoruz. Keşke daha çoğunu yapsaydık diyoruz. 

Çünkü şu an istesek de gidip bir camide teravih namazı kılamıyoruz. Ne acı değil mi! 

Ama fırsatımız varken gidemediğimiz zamanlar olmuştu. Acaba onun cezasını mı çekiyoruz, diye de insan düşünüyor. Kendimize gelmemiz lazım. Bugün katil İsrail durmuyor, kâfir durmuyor. Mazlum Filistinlilerin üzerinde eziyetlerine, zulümlerine devam ediyorlar, hep ettiler zaten. Dünya olarak, Müslümanlar olarak uyanmamız lazım. Bu zulümlere dur dememiz lazım. Dün çocuklara zulüm edildi, hayvanlara zulüm edildi, hâlâ ediliyor. Belki de onların günahı üzerimizde kaldı. Onun için silkinip, titreyip, düşünüp kendimize gelmemiz lazım. 

Hayırlı ramazanlar, hayırlı bayramlarımız olsun inşallah. Allah bu virüs illetinden hepimizi bir an önce kurtarsın inşallah. Lakin öncelikle herkesin kendi içindeki virüsleri yok etmesi lazım. Bu virüs illetinden cenazelere bile gidemiyoruz, insanların ölüp ölmediğinden neredeyse emin bile olamıyoruz. Hayırlı bayramlar diliyorum. Bayramı Bayram gibi yaşamayı Allah nasip etsin inşallah. Bayramsa bayramınız mübarek olsun demeyelim. Bayramınız mübarek olsun diyelim. 

Bayramımız mübarek olsun. Günlerimiz bayram olsun inşallah. Bu yazıyı biraz da beni takip eden, beğenen, yönlendiren arkadaşlarım var. Onlar için yazıyor, onlara ithaf ediyorum. Onlar neden son zamanlarda yazı yazmıyorsunuz diye soruyorlar. Beni yüreklendiriyorlar. Kendilerine buradan şükranlarımı sunuyorum. İsimlerini vermeyeceğim. Yazıyı okuduklarında onlar da anlar, takip edenler genellikle böyle iyi niyetli, Allah razı olsun. 

Ama insanı dostlarından uzaklaştıran, akrabalarından uzaklaştıran, Haktan, hakikatten uzaklaştırmaya çalışan firavun misali, iki yüzlü insanlar aynı zamanda yazmaktan da bizi uzaklaştırıyor diyebilirim. Hem yapacağınız şeyleri yapamıyorsunuz. Birileri çıkıyor karşınıza. Firavun misali dikiliyor. Sizi hak ve hakikatten uzaklaştırıyor. 

Allah onlardan da bizi kurtarırsa işte o zaman bayram yaparız. Ramazan Bayramınızı tekrar tebrik ediyorum.