UTANIYORUM! 


 

Geçen yıl haziran ayı.

Antalya'nın Elmalı ilçesinde bir babaanne, 6 ve 9 yaşındaki iki torununun cinsel istismara uğradığı iddiasıyla, eski gelini, kocası ve gelinin erkek arkadaşlarından şikayetçi oldu.

Savcılık tarafından psikologlar eşliğinde ifadeleri alınan iki çocuk, uğradıkları cinsel istismarı söylemekle kalmadılar, anneanneleri tarafından oklava ve şarj kablolarıyla dövüldüklerini, dayılarının ise özel bölgelerine dokunduklarını bir bir anlattılar.

Küçük kız ve ağabeyi, başlarına gelenleri, deftere yaptıkları çizimlerle de anlatmaya çalıştılar, bu resimler de soruşturma dosyasına girdi.

Mahkemeye çıkarılan sözde anne ve üvey baba suçlamaları kabul etmedi, önce tutuklandılar ama daha sonraki duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldılar.

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından karara itiraz edilse de Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nce reddedildi, bütün sanıklar ellerini kollarını sallaya sallaya serbestçe gezmeye devam ettiler.

Hissedebiliyor musunuz, iki küçük yavrunun duydukları korkuyu?

5 ay önce tutuksuz yargılanmalarına karar verilen sanıklarla ilgili son duruşma ise 21 Mayıs 2021 tarihinde yapıldı. Bu duruşmada da hem anne hem üvey baba hem de diğer sanıklar hakkında yine tutuklama kararı çıkmadı. 

6 ve 9 yaşlarındaki iki kardeşi istismar eden sözde anne, annelerinin sevgilisi, dede ve anneanne, tüm raporlara, çocukların açık beyanlarına ve çizdikleri resimlere rağmen serbest kaldı!

Olay duyulur duyulmaz, Türkiye'de büyük bir infial yarattı.

Çünkü kanunlarımız iki küçük yavruyu koruyamamıştı.

Çünkü hukuk da vicdan da ayaklar altına alınmıştı.

Çünkü hayallerini çizecek yaşta olmalarına rağmen, taciz edilmelerini çizen çocuklar vardı bu ülkede.  

Şimdi sormak gerekir?

Türkiye'nin geri çekildiği açıklanan İstanbul Sözleşmesi'nin hükümleri uygulanmış olsaydı bu sanıklar, bugün serbest kalırlar mıydı?

'İstanbul Sözleşmesi kaldırıldı ama yeni yargı paketi yolda' diyorlar.

Yeni hazırlanan 4. Yargı Paketi'nde yer alan düzenlemelere bakarsak, çocuklarımızı koruyabileceğimize hala inanmıyorum.

Çünkü yeni düzenlemede çocuk istismarlarında; 'kuvvetli suç şüphesi' yerine 'somut delil' aranması koşulu getiriliyor.

Böyle bir düzenleme ise; Elmalı davası gibi birçok çocuk istismarı davasının üstünün kapanmasına neden olur.

Elmalı Davası'nda çocukların çizdiği o resim, somut delil sayılmayacak örneğin.

Oysa ki o resim; bugün aynada görünebilecek tek utanç resmi…

Dahası da var!

Yargısı, aile düzeni, insani değerler sistemi, merhameti, cesareti her şeyiyle çürümüş bir toplumu çizmiş bu iki çocuk. 

Utanıyorum!

Utanıyoruz!