OKULLAR AÇILDI AMA...


Türkiye genelinde 18 milyon öğrenci ile 1 milyon üzerindeki öğretmen, Samsun'da ise 462 okulda, bin 500 öğretmen ve 23 bine yakın öğrenci 1.5 yıl aradan sonra 2021-2022 eğitim-öğretim dönemine başladı.

Geçen 1.5 yılda eğitimde çocuklarımız yüz yüze eğitimden uzak olmaları nedeniyle büyük sıkıntı yaşadılar.

Yü zyüze eğitim yapılamamasının olumsuz etkilerini Yüksek Öğretim Kurumları sınavında birçok öğrenci birebir yaşadı. Akademik başarı seviyeleri de bir hayli düştü.

Ailelerin büyük çoğunluğu uzaktan eğitim sırasında çocuklarının derslerine yeterince ilgi göstermediklerinden, okuldan soğuduklarından yakınıp durdular.

Şimdi okullar açıldı ama herkesin kafasında tek bir soru var.

Okullarımız pandemiye hazır mı?

Gazete Gerçek'ten Tolga Birgücü'nün hazırladığı habere göre, Samsun'daki eğitim sendikalarının şube başkanları, bu sorunun yanıtına 'hayır' diyorlar.

Eğitim İş Samsun Şube Başkanı Onur Gündüz; en büyük sorunun halen 'aşı yaptırmayan veliler' olduğunun altını çiziyor.

Bunun yanı sıra sınıflardaki öğrenci sayısı da bir hayli yüksek.

Okullarda temizlik görevlilerinin ve öğretmenlerin yetersizliği de cabası.

Eğitim-Sen Samsun Şube Başkanı Arzu Topaloğlu da hijyen sorununa işaret ediyor. Ona göre okullardaki tuvalet ve lavabo sayılarından tutun da öğretmen odaları da yetersiz.

Türk Eğitim Sen Samsun Şube Başkanı Levent Kuruoğlu'nun üzerinde önemle durduğu konu ise, okulların temizliğini sağlayacak hizmetli personelinin biran önce sayılarının arttırılarak, göreve başlatılması gerektiği...

Bunun yanı sıra fiziki imkanların yeterli olduğu okullarda, sınıfların mutlaka bölünmesi gerektiğini vurguluyor.

Eğitimcilerin görüşleri böyle. Önümüz kış. Geçen 1.5 yılda pandeminin kış aylarında zirveye çıktığını ne yazık ki hepimiz yaşayarak gördük.

Çocuklarımız hasta olmuyorlar ancak taşıyıcı durumdalar.

Bu nedenle en büyük görev, her zaman olduğu gibi yine ailelere düşüyor. Velilerin mümkün olduğunca okullara girmemeleri, evlerinde çocuklarının hijyenine çok daha özen göstermesi gerektiği bir dönemdeyiz.

En önemlisi ise mutlaka aşı olmaları gerek.

Aksi taktirde salgının yeniden pik yapacağını ve okullarımızın yeniden kapanabileceğini lütfen unutmayın.

Böyle bir olasılık halen var. Bu da geleceğimizin teminatı çocuklarımızın eğitimden yine uzak kalmaları anlamına gelir ki, gelecek dönem için en az pandemi kadar 'yıkıcı' olur.

***

Samsun'da dün bir internet sitesinde gördüğüm habere göre Samsunlu Şehit Er Umut Bulut'un 9 yaşındaki oğlu Selçuk Yağız Bulut, annesi ve üvey babasından şiddet gördüğü iddiasıyla devlet koruması altına alınmış.

Şehit askerin ailesi uzun bir süredir, torunlarını annelerinden alabilmek için bu şiddet iddialarını sürekli gündeme getiriyorlardı.

İddialar doğru mu değil mi bilmiyorum ama bir çocuğun, bu şekilde yıpratılmasına izin verilemez.

Küçük Yağız'ın birkaç yıl önce sünnet olduktan sonra babasının mezarı başında, “Baba ben sünnet oldum” sözlerini dün gibi hatırlıyorum.

Bu şehit evladına devlet sahip çıkmalı, tarafların birbirleriyle husumetleri yüzünden psikolojisinin bozulmasına izin verilmemelidir.

Çünkü küçük Yağız, Umut Bulut'un bize bıraktığı en büyük emanet.

Bu millet de şehidinin emaneti olan evladına gözü gibi bakar!