BU ÜLKEDEN GİTMEK!


Her insan için en güzel memleket, doğduğu yerdir.

Öyle derler. Öyle anlatırlar.

Dünyanın her yerinde "memleketim" diye söze başlayanlar mutlaka vardır.

Sıla, gurbet, toprağa hasret, memlekete özlem her yerde yaşanır. Yaşananlar, yazıyla, şiirle, oyunla,  filmle anlatılır, dram olur, oyun olur, destan olur.

Vatan ise, devlet örgütlenmesinin kutsal toprağının adıdır.

Devletin yurdudur.

Yurdum, vatanım, ülkem ne derseniz deyin, herkesin vazgeçilmezidir.

Herkes vatanında doğar. Ya da herkesin doğduğu topraklar ilk vatanıdır. Bu gerçektir ama herkes her zaman vatanında yaşamaz. Vatanında ölmez.

Savaştı, afetti, kıtlıktı, yoksulluktu, işsizlikti, baskıydı, esaretti ve ya sosyoekonomik çaresizliklerdi göç ettirir insanları…

Bunların hepsi bir gerçek. Hatta çözülmesi çok zor olan büyük sorunlar yaşatan, acıması olmayan, kabullenen birer gerçek.

Çözemeyenler kaçar. Bu kaçış doğal. Dünyanın her tarafında kaçışlar olmuştur. Yaşanmıştır. Birçok yerde küçük büyük göçler olmuştur. Oluyor, olacaktır.

"Mülteci" kavramı bu göçlerle ortaya çıkmış bir kavramdır. Büyük bir sorundur.

Konumuz bu değil.

Konumuz "bu ülkeden gitmek."

Ülkemizde, son yılların en cazip görünen kurtuluş yolu bu.

İşsiz gitmek ister. Yoksul gitmek ister. Anlarım.

Son yıllarda; okumuş, daha çok okumak için, örneğin; yüksek lisans ya da doktora yapmak için gitmek istiyor ya da gidiyor. Bu da normal.

Normal olmayan gidenin dönmek istememesi, kalmayı başarabildiğinde gittiği yerde kalması.

Doktorumuz gidiyor. Mühendisimiz gidiyor. Hukukçumuz, işletmecimiz, sanayicimiz, sanatçımız gidiyor. Yetişmiş, eğitilmiş insanlarımız birer, üçer, beşer değil, yüzlercesi, binlercesi peş peşe gidiyor.

En vahimi bu ülke gençlerinin yüzde altmış beşi, yetmişi geleceğini yurt dışında görüyor. İlk fırsatta ülkeden gitmeyi düşündüğünü söylüyor.

Zenginimiz çoktan Avrupalı, Amerikalı oldu zaten. Bu ülkede kazandılar oralardan mülkler, topraklar satın aldılar. Yerleştiler. İstedikleri zaman giderler gelirler. Onlar mutlu ve bu yazıda onların yeri yok. Onlar başaran ayrıcalıklı kesim.

Siyasi sığınmacılarımız da az değil. (Bu da ayrı bir konu)

Asıl konu "bu ülkeden gitmek."

Peki neden?

Asıl soru bu.

Evirmeden, çevirmeden, gizlemeden yazayım.

Birinci neden gelecek kaygısı. Yani eğitimsiz kalma korkusu. İşsizlik girdabı. Sosyal güvenceye sahip olma arzusu, gelecek endişesi.

İkinci neden; yerel ve ulusal baskılar. Özgürlükleri yaşayamama, düşüncelere yönelik yasaklar, kültüre, sanata ulaşamama, bunlarla ilgili yasaklar. RTÜK, BİK, internet yasakları, gereksiz soruşturmalar, anlamsız tahkikatlar, sınavlar, mülakatlar. v.s., v.s.

Üçüncü neden, işsizlik, yoksulluk, yenidünya düzeninin sermayeden başka hiç bir kesime yaşam hakkı tanımaması.

Veee. Demokrasinin tüm kurum ve kuruluşlarıyla yerleştirilmiş olmaması.

Kutuplaştırma siyasetleri, siyasetteki kısıtlamalar, parası olanlarla niteliksiz avarelerin dışındaki insanlara yönelik siyaset yasaklarının olmaması...

Daha açık yazayım. Bunların hepsine tuz biber olan ve 2018’den bu yana uygulanan ucube bir yönetim sisteminin gelecek için umut vermemesi. Nokta.

Sonuç gençlerimiz gitmek istiyor. Becerebilen başarabilen gidiyor.

Sanatçılarımız gidiyor, gidecekler sırada.

Yetişmiş uzmanlar kaçıyor. Kaçacaklar arayışta.

Beyinler göç ediyor.

Anlayacağınız bu ülkeden gitmek moda oldu artık.

Giden gidene.

Acı ama gerçek bu.

CIZZZ!!!

Türkiye’den Avrupa’ya yaşanan göç hareketi magazin dünyasını da etkiledi. Bergüzar Korel, Halit Ergenç ve Haluk Levent'in yurt dışına yerleştiği haberleri bir kez daha yurt dışında yaşayan ünlü isimleri akıllara getirdi.