SEÇİM KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK KİMİN İŞİNE YARIYOR?


AK Parti ve MHP’nin uzun süredir üzerinde çalıştığı Seçim Kanunu Değişikliği teklifi Meclis Başkanlığı’na sunuldu. 

Teklif seçim barajını yüzde 10’dan 7’ye düşürürken, partiler ülke genel barajını ittifakla geçecek ancak milletvekili sayısını kendi oylarıyla belirleyecek. Bu teklif yasalaşırsa ‘Artık oylarla’ vekil çıkarma dönemi de bitecek diyorlar.

Teklifi ben de inceledim; 15 maddeden oluşan teklif, 7 ana başlıkta değişiklikler içeriyor.

İlk değişiklik belirtildiği gibi ülke seçim barajının yüzde 10’dan yüzde 7’ye düşürülmesiyle ilgili. 

Böyle bir düzenlemenin sonuçları partiler açısından ne olur diye bakılırsa, Cumhur İttifakı’nda MHP için olumlu, BBP için olumsuz olacağı kesin. Millet İttifakı içinse öyle görünüyor ki çok fazla bir anlam taşımıyor. Çünkü Millet İttifakı'nda yer alan Demokrat Parti'nin yanı sıra olası adaylar SP, Deva ve Gelecek Partisi zaten, seçim barajı sınırının hayli gerisinde.

Mevcut Seçim Yasası'nda ittifakı oluşturan partilerin milletvekili sayısı, ittifakın aldığı toplam milletvekili sayısının, her bir partinin aldığı oy oranına göre ittifak içinde dağıtılmasıyla hesaplanıyor. Teklifte yapılan ikinci değişiklik ise bu konuyla ilgili. Buna göre partilerin milletvekili sayıları, her seçim bölgesinde ittifak içinde elde ettiği oy sayısına göre 'D’Hondt' uygulamasıyla belirlenecek.

Böyle bir düzenleme, küçük partilerin, özellikle Anadolu’daki küçük seçim çevrelerinde milletvekili çıkarma gücünü sınırlıyor. Cumhur ittifakında BBP, Millet İttifakı’nda yukarıda sayılan küçük partiler için olumsuz olan bu düzenleme, büyük partilerden aday gösterme stratejisi ile aşılabilir.

Diğer bir değişiklik önerisi ise, seçime katılabilmek için ‘grup kurma’nın yeter şart olmaktan çıkarılması. Tüm partiler katılım için gerekli örgütlenme koşulunu tamamladıklarından, önerinin pratik bir sonucu da yok.

Teklifte yer alan Siyasi Partiler Kanunu ve tüzüklerinde belirtilen kongreleri üst üste iki defadan fazla ihlal etmemiş olma koşulu’ ise, adeta partiler için ihlal serbestiyesinin sınırını belirler nitelikte. 

Dördüncü değişiklik ise, seçim kurullarının en kıdemli hakimlerden oluşturulma zorunluluğunu kaldırıyor; kurulların birinci sınıfa ayrılmış hakimler arasında yapılacak kura çekimiyle belirlenmesi esasını getiriyor. İşte değişiklik teklifinin en sakıncalı maddelerinden birisi bana göre budur. Çünkü böyle bir değişiklik seçim güvenliği ve hakim teminatı açısından bana göre çok sakıncalı olur.

Öncelikle belirtmek gerekir ki adli yargı adalet komisyonunca yapılan kura çekimi her türlü şaibeye açık olacaktır. Ayrıca kura çekimine dahil olmak istemeyen hakimlerin yazılı başvurusu sonucunda listeden çıkarılmalarına ilişkin düzenleme, mevcut HSK düzeninde hakimler üzerinde baskı oluşturacak ve seçim kurullarının yansızlığına da gölge düşürecektir.

İl ve ilçe seçim kurulu başkan ve üyelerinin, önerilen janun değişikliğinin yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içinde belirleneceğine yönelik hüküm ise, Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinde etkili olacak kurulların, bu yılın en geç haziran ayında belirlenerek ortamın hazırlanması amacını taşıdığı kesin.Beşinci değişiklik ise, yerel yönetim seçimlerinde yerleşim yeri esasına göre oluşturulan seçmen kütüğünün her seçim döneminde güncelleştirilmesine ilişkin. Buna göre, seçmen kütükleri, bir yıl önceki seçmen kütüğü üzerinden güncelleştirme esasına bağlanıyor. Düzenleme, seçmen kütüğünün yerel kaygılarla taşınmasının önüne geçmeyi amaçlıyor.

 

Altıncı değişiklik ise, adresi kapanmış olması sebebiyle adres kayıt sisteminde görünmeyenlerin, en son seçmen olduğu adrese göre seçmen listelerine kaydedilmesi esasını getiriyor. 

Sözü edilen düzenleme, adresi bulunmayan yurttaşların oy hakkını korumaya yönelik olsa dahi, seçmen kütüklerinin denetimini zorlaştırıcı bir niteliğe sahip görünüyor.

Ve son olarak yedinci değişiklikle, siyasilerin (bakan, Mv) seçim propagandasına yönelik yurtiçi gezilerinde resmi araçların ve makam arabalarının kullanılamaması, devlet memurlarının bu gezilere katılmamasına yönelik düzenlemeden Başbakan'ın çıkarılması. Zaten Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçilmiş olduğu düşünüldüğünde bir başbakan olmadığına göre, bu düzenleme de yalnızca kara mizah konusu olabilecek bir değişiklik.

Yani öyle görünüyor ki Seçim Kanunu değişiklik önerilerinden hiçbiri, iktidar partileri açısından hiç de öyle söylendiği gibi yaşamsal önemde ya da avantaj sağlayacak bir düzenleme içermiyor. 

Unutmadan bir de uyarı yapalım; bu seçim yasasının TBMM'de kabul edileceği tarih de önemli. 

Çünkü Anayasa'nın 67. maddesine göre; "Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz."

Bu bağlamda, “Seçimler Anayasa'nın 67/7 maddesi uyarınca bir yıl sonraya kaldı” denilirse hiç de şaşırmamak gerek.