DEVLET VE LİYAKAT


BUGÜN devletin birçok kademesinde yaşananların nedenini benim açıklamama gerek yok.

Bunu basit bir sorunun cevabıyla bulabilirsiniz.

Göreve göre adam mı?

Adama görev mi?

Aslında liyakatin tarifi bu…

Bütün iş geliyor buraya odaklanıyor.

Eskisi gibi Samsun’daki tüm bürokratları tanımıyorum ama basından izlediğim, bazılarını tanıdığım içinde kimin ne kadar liyakate uygun olduğunu görebiliyorum.

Burada isim verip kimseyi daha küçük hale getirmek istemem ama yazılarımda yer verdiğim bürokratlarımızda kimi daha liyakate uygun gördüğümü anlayabilirsiniz.

Onlar, gerçekten liyakate uygun olanlar devlet adabını iyi bilirler.

Uygular ve uygulatırlar…

Ama ülkemizin geldiği noktada her makam ve seçimde liyakate uygun olduğu konusuna çok dikkat edildiğini kimse söyleyemez.

İktidar siyasetine yakın olsun…

Söylenenleri yapsın ve uygulasın…

Talimatları yerine getirsin, yeter…

Hal böyle olunca bu türler geldikleri görevlerde ne kadar sırıttıklarını ve liyakate uygun olmadıklarını açıkça sergiliyorlar.

Yer, okul ve isim açıklamayacağım burada…

Zira sosyal medyada elden ele gezen bir yazım var.

Bilmem hangi ilim, bilmem hangi okulunun müdürü öğretmenlerine bir yazı gönderir.

‘İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün şu tarih, şu talimatıyla, şu tarihten itibaren sınıflarda oturma düzenlerine dikkat edilecek, erkek ev kız öğrencilerin ayrı ayrı guruplar halinde oturmalarına dikkat edilmesi gereğini bilgilerinize arz ederim.

                                                                                                                            Okul Müdürü

                                                                                                                      …….. …….

Şimdi bu kafasının içi boş adamın yayınladığı talimatın birilerine şirin görünmek ve işinin ehli ve aslında okul yönetmek olmadığı kesin de devlet adabından ve liyakatten uzak olduğunu söylemek gerçekten acı…

Neyin kafasını güttüğünü, ne yapmak istediğini ve hangi devirde yaşadığını bilip, bilmediğini sorgulamayacağım bile…

Ama bir üstün astına, ‘Arz ederim’ demeyeceğini dahi bilemeyen kafası boş, ya da yanlışlarla dolu bir cahile okul yönetimi teslim ettiğinizde, onun karanlıklara yürüyen yönetme biçimine, geleceğimiz çocuklarımızı da teslim ettiğimizi bilmemiz lazım.

Devlet ve liyakati yan yana görmek istiyorsak, bu tür adaptan yoksunlarla değil kafaları aydınlık insanlarla yürümenin şart olduğunu da ayrıca görmemiz gerekiyor.