BİR PROFESÖRÜ İTİBARSIZLAŞTIRMAK


Yıl 2015. Türkiye’de ilk ve başarılı laparoskopik böbrek nakli, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri tarafından gerçekleştirildi. Ekibin başında Prof. Dr. Şaban Sarıkaya var.

Yıl 2017. Türkiye'de ilk kez karın ön duvarında, herhangi bir kesi yapmadan bağışlanan böbrek, 4 yıldır hemodiyaliz tedavisi gören 40 yaşındaki kadın hastaya, vajinal yolla yerleştirdi. Başarının mimarları yine OMÜ Üroloji Anabilim Dalı hocaları. Ekibin başında kim var? Yine Prof. Dr. Şaban Sarıkaya.

Yıl 2018. Yine OMÜ Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Üroloji Anabilim Dalı'ndayız. 24 saat içerisinde 2 harvesting 4 böbrek nakli, 2 laparoskopik parsiyel nefrektomi, 1 perotatektomi, 1 mini PNL, 1 atnalı PNL, 2 URS litotripsi ameliyatı gerçekleştirildi. Ameliyat ekibinin başında yine aynı isim var; OMÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şaban Sarıkaya.

Ve yıl 2019. Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı, Türkiye’nin en çok kadavradan organ naklini gerçekleştiren merkezi durumuna geldi. Aynı yıl, 500. böbrek naklini pasta keserek kutlayan bir ekip, fotoğraf karesinde gülümsüyorlar. Bu başarının arkasındaki isim yine aynı; Prof. Dr. Şaban Sarıkaya.

Yine 2016 yılına dönelim. Üniversitelerde rektörlerin öğretim üyelerinin oylarıyla belirlendiği ve en fazla oy alan adaylar arasından rektör atamalarının Cumhurbaşkanı'nca gerçekleştirildiği o yıllara…

OMÜ'de rektörlük seçimi var. 6 profesör, rektör olabilmek için yarışıyor. En fazla oyu alarak, akademisyenlerin rektör olarak görmek istediği isim belli oluyor. Sandıktan çıkan aday Prof. Dr. Şaban Sarıkaya.

Ama o değil atanan. Daha az oyu alan diğer aday...

Yüzlerce hastaya yaptığı böbrek nakilleriyle yaşama yeniden tutunmalarını sağlayan, bilim çevrelerinde de duruşu, karakteri ve insancıllığıyla sevilen Prof. Dr. Şaban Sarıkaya, önceki gün kimsenin inanmadığı, inanmak istemediği bir iftirayla karşı karşıya kaldı.

Bir kız öğrenci başörtüsünden dolayı 'tartaklandığını', kolundan tutulup, ameliyathaneden dışarı çıkartıldığını iddia etti. 

Sarıkaya ise sosyal medya hesaplarında, "Başörtülü diye hiçbir çalışma arkadaşımızın, öğrencimizin veya insanımızın tarafımdan ötekileştirilmesi veya aşağılanması asla mümkün değildir ve olamaz da. Bugün sosyal medya da maksadını aşan ifadelerle yer alan habere ziyadesiyle üzüldüğümü kamuoyunun bilgilerine arz ederim" mesajını yayınladı.

Olayın içyüzünü öğrendim; hayatında ilk kez ameliyathaneye girecek 5. sınıf öğrencisi, sterilizasyon yönünden ameliyathaneye uygun olmayan kıyafet ile ameliyata girmek istemesi üzerine Sarıkaya tarafından uyarılıyor. Kıyafetinin ameliyathaneye girmesine uygun olmadığı belirtiliyor.

Kimseye 'başörtünü çıkart' falan denilmiş değil yani. Hemen burada 'çarpıtma, saptırma' zihniyeti devreye giriyor tabi. 

Zaten başörtülü hocalar da ameliyathanelere böyle girmiyorlar ki. Takarsın saçlarına boneni ki zaten ameliyathaneye giren ekibin tamamı saçlarını boneyle kapatıyor, boynum görünmesin diyorsan, bir de fular takarsın boynuna, olur biter.

İlle omuzlarından aşağı salınan bir başörtüsü ki ameliyat için hem pratik değil hem de 'steril' olması gereken bir ortam için uygun değil. Bunu ben değil bilim insanları söylüyor. Bu kadar büyütmenin bir gereği var mı? 

Yok elbette. Dediğim gibi amaç da niyet de başka. Atatürkçü, sevilen sayılan, Türkiye'nin yetiştirdiği en değerli cerrahlardan birini itibarsızlaştırmak...

Bir özel hastaneye transfer olsa paraya para demeyecek olduğu halde, üniversitede kalıp öğrencilerini yetiştirmekten asla vazgeçmeyen bir hoca üzerinden parmak sallayıp, diğerlerini sindirmek, baskılamak, yanlışa 'yanlış' diyemeyecek bir duruma getirmek...

Bu kez de duvara tosladınız beyler. Şaban Hoca, -hiçbir önyargı taşımadan!- gerekeni yapmıştır, yanlışı gördüğünde de aynı tepkisini yine ortaya koyar.

Bu iftiralarla aydın bilim adamlarını itibarsızlaştıramazsınız.

Artık kimse bunlara inanmıyor.

Neden mi?

Güneş balçıkla sıvanmaz da ondan!