KÖY ENSTİTÜLERİ…


Bazı kurum ve kuruluşlar vardır ki ismi ile müsemmadır. Okul gibidir, tecrübe gibidir, kale gibidir, cumhuriyet gibidir, abide gibidir, ekol olmuş yapılardır… 

Bu kurumlar yavaş yavaş önce zayıflatıldı, sonra da yok edilmeye terk edildi!                        

Saysam çok var ama size bugün Köy Enstitülerinden bahsetmek istedim. 1940’da kurulan bu müstesna kurum 1954’de kapatılıyor. Ülkenin dört bir yanında İsmail Hakkı TONGUÇ’un eşsiz çabalarıyla açılan bu enstitülerde eğitim ve eğitmen yetiştirilmesi ile beraber hayata dair ne varsa Türk çocuklarına veriliyordu. İşte bu da Köy Enstitülerini çok özel ve bir o kadar da güzel bir proje haline getiriyordu.

***

Öğrenim görecekleri, eğitim verecekleri veya halkın ihtiyacı olan ortak kullanım alanlarındaki binaların temelinden-çatısına, tesisatından-çevre düzenlemesine, duvarından-kapısına kadar tüm inşaat işlerini bizzat öğreniyor ve öğretiyorlardı.

Beceri ve maharet dolu olarak yaşama atılan genç eğitmenler kalkınmaya gayret eden ülkenin lokomotifi idi.

Matematik, geometri, fizik, kimya, biyoloji, coğrafya vs. diğer bilim kolları kadar, güzel sanatlar (heykel, müzik, resim), din bilgisi, hayat bilgisi alanlarına dair ne kadar bilgi ve beceri varsa hepsini ustalıkla öğreniyor ve öğretiyorlardı.

Tabiri caizse Köy Enstitüleri Türk genci için birer “Hayatı Öğrenme ve Öğretme Okulu” vazifesi yapıyordu.

Tarlada üretimi, köyde yönetimi, cenaze yıkamayı, çorap örmeyi ve akla hayale gelmeyecek kadar yaşama dair bilgi bankası ve uygulayıcısı idi bu güzel insanlar…

Zeki, mücadeleci, vatansever ve modern düşüncelerinden rahatsız olanlar yok muydu sanıyorsunuz?

Tabii ki vardı. 

Her dönem olduğu gibi, her karanlık kafalıların bulunduğu yerlerde olduğu gibi...

Sağlık, din, tarım, edebiyat, yapı bilgisi ve diğer yaşam etkinlikleri de anlatılan Anadolu’nun pırıl-pırıl gençleri donatıldıkları bilgileri yine Anadolu’nun eğitime ve bilgiye susamış çocuklarına iletmek için sabırsızlıkla bekliyordu.

Mısır yetiştiren, keman çalabilen, kümes inşa edebilen, içme suyu temin eden, koyun yetiştirirken eğitim alanındaki bilgi ve birikimlerini zaten birinci vazifesi olarak uygulayan Köy Enstitülü becerikli, azimli, akıllı ve yılmaz eğitimcileri bir ülkenin makus talihini de değiştirdiklerinin farkındaydılar.

Ama bilinen bazı nedenlerden ve yanlış kararlardan dolayı enstitüler kapatılıyor.

Bence; bu ülkenin kara yazgısı da bu tarihten itibaren iyice yazılmaya başlıyor.

Aydınlık yarınlarını ışığı sönüyor!

Zeki, çalışkan, fedakar ve azimli bir neslin köküne kibrit suyu dökülüyor!

Bugün bu ülkede hala aydınlar, güzel düşünen insanlar, olağanüstü fikirlere sahip zeki insanlar ve cumhuriyetin yılmaz bekçileri varsa…

Bunlar inanın Köy Enstitüleri mezunları, yakınları, akrabaları, evlatları veya onların gölgesinde yetişen insanlardır.

İyi bir idareci, adil bir insan ve idealist ise inanın Köy Enstitülülerin öğrencisi olma şerefine nail olmuş kişilerdir.

Şu an köylerin durumunu ve bu aydınlardan alınarak kimlere/birilerine emanet edilen öğrencilerin durumuna bakarak ülkenin ve yarınların değerlendirmesini kolayca yapabilirsiniz.

***

Köy Enstitüleri bu ülkenin aydınlatıcı meşalesi idi.

O meşaleyi söndürdüler.

Ama Köy Enstitüleri ve Köy Enstitülerinden yetişen o aydınlık saçan neslin değerini bir gram bile değiştiremediler.

Yaşasın Köy Enstitüleri ve orada yetişen bu ülkenin demokrat, aydın ve çağdaş eğitimcileri…

Ahirete göçenlere rahmet, hayatta olanlara sağlık ve esenlikler dilerim.

Çok yaşayın güzel insanlar, Köy Enstitüsü emekçileri ve eğitimcileri…