HALKIN İÇİNDEN


FIRSAT bulduğumda eş, dost ziyareti yapmaya vakit ayırıyorum.

Fırsat derken beni meşgul eden bir iş yok.

Kelimenin tam anlamıyla boş gezenin boş kalfası…

Sabah saatlerinde yaptığım sporun beni ne kadar yorup yormadığı ziyaretlerimde etken…

Dünde o günlerden biriydi.

Henüz yorgunluk çökmeden hem bir işimi hallettim hem de iki eski dost ile dertleşme fırsatı buldum.

Biri eski bir bürokrat…

Diğeri matbaa esnafının duayenlerinden…

Her ikisi de bu kentte yaşamış ve ortak dertlerimize vakıf…

Ne iyi, ne kötü bilirler.

Eksik ve fazla olanı da…

Ayrıca yanlış yapılanı da…

Konu nereden geldi bilmiyorum söz döndü dolaştı Atakum’a geldi.

Eski bürokrat arkadaşım Atakum’un bu hale gelmesinin en büyük faillerini görev yapan belediye başkanları olarak gösterirken diğer arkadaşım onların yanlışına onay veren Büyükşehir Belediye Başkanlarını da suç ortağı olmakla suçladı.

Sahil bandında başlayan yanlışların ilçenin tüm bölgelerinde yayıldığı düşüncesindeler.

Özellikle mesafe tanımaksızın verilen iş yeri ruhsatlarının, Adnan Menderes Bulvarı’nı yaşanmaz ve disipline edilemez hale getirdiğinde mutabıklar.

Aynı düşünceyi ben de benimsiyorum.

Ayrıca Atatürk Bulvarı ile Adnan Menderes Bulvarı arasında kalan kara parçasında tabanda arazinin yüzde onunu geçmeyen ve iki kat yükseklikle sınırlı imar planlarının koşulsuz uygulanması da ortak düşüncemizdi.

Çarpık ve betona dönük yapılaşması ile kentin en bakir ve değerlendirilmesi gereken alanı olarak belirlediğimiz Atakum’un üst üste yanlışlarla kısa bir gelecek sonrası yaşanamaz bir alan haline dönüşeceği de bir başka mutabakat konusu idi.

Gökdelenlere girmek istemiyorum ama o, bu manzaraya geçit verenlerin ayıbı.

Tüm gökdelenlerin belli bir alanda toplanarak yapılaşmalarına izin verilmesi bir fikir olarak ortaya çıktı.

Ben buna özellikle sahilde içkili alanların kontrol edilebilir bir alanda sınırlandırılarak ruhsatlandırılması da benim ilavem oldu.

Dışarıda, halkın arasında bir kent yönetiminin nasıl olması gerektiğinin bilincinde olan insanlar olduğu bir gerçek.

Dileğim, yönetmeye çalışan veya yönettiklerini zannedenlerin de bu bilince müracaat etmekten imtina etmemeleri…