BÜYÜKLERİ ANLAMAK ÇOK ZOR…
Reklam
  • Reklam
AYŞEGÜL ASLAHAN TOPAL

AYŞEGÜL ASLAHAN TOPAL

BÜYÜKLERİ ANLAMAK ÇOK ZOR…

09 Ağustos 2020 - 14:00

Dün ilginç bir mail aldım…
Sekiz yaşında bir çocuk kaleme almış…
Arkadaşları ile konuşuyorlarmış sürekli, ancak bir türlü sonuca varamıyorlarmış…
Sonunda bana mail yazmaya karar vermişler…
Konu enteresan…
“Büyükleri anlayamıyorlarmış..”
Onları anlamak çok zormuş…
Mail, Sevgili Şenol Amca diye başlıyor…
İşte size bazı alıntılar…
“ Okulda öğretmenimiz, yerlere çöp atmayın diyor ama kendisi sigarasının izmaritini sokağa atıyor… 
Evde annelerimiz ve babalarımız dedikodu yapmayın, sır saklayın diyorlar ama her akşam arkadaşlarının davranışlarını anlatıyorlar…
Örneğin benim babam, suyu açık bırakma para kolay mı kazanılıyor, sonra boşa su akıtmak israftır, günahtır diyor ama kendisi traş olurken suyu hiç kapatmıyor…
Of Şenol amca, büyüklerin karşısında çocuk olmak öyle zor ki, nasıl davranacağımıza karar veremiyoruz. Çünkü Annem yaptığım aynı şeye bugün kızıyor ama yarın kızmıyor… Ruh hali hep değişkenlik gösteriyor… Ben de yaptığım doğru mu yanlış mı karar veremiyorum…
Okulda öğretmenimiz adaletli olmamızı, insanlara eşit muamele etmemizi söylüyor ama kendisi sınıfta bazı arkadaşlarımızı daha çok seviyor onlara torpil geçiyor…
En önemlisi büyüklerimizin değer kavramlarına akıl sır erdiremiyoruz.. Bugün böyle yarın öyle… zamana ve kişiye göre değer kavramları değişiyor…
Ne zormuş büyükleri anlamak be Şenol amca…
Ne olur bize akıl ver.. Neden böyle.. Ne yapmalıyız…”
Mektup epeyce daha devam ediyor.. Ben bu kadarlık kısmını sizlere aktarmak istedim…
ONLARI HOŞ GÖRÜN ÇOCUKLAR..
Sevgili çocuklar, sizlere ANTOINE DE SAINT EXUPERY’nin Küçük Prens isimli kitabından bir alıntı ile yanıt vermek istiyorum;
“Yetişkin insanlar rakamları pek severler. Onlara yeni bir dosttan söz etseniz asla öze değin bir şey sormazlar.

Hiçbir zaman şöyle demezler: "Ses tonu nasıl? Hangi oyunları sever? Kelebek koleksiyonu yapar mı?" Hep şöyle sorarlar: "Kaç yaşında? Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Onu ancak bu sorularla tanıyacaklarına inanırlar.
Yetişkinlere "pembe tuğladan bir ev gördüm, pencerelerinde sardunya çiçekleri, çatısında güvercinler vardı "deseniz o evi bir türlü hayal edemezler, fakat bir milyon liralık bir ev gördüm deseniz, "Ah inanmıyorum, ne müthiş" diyerek çığlık atarlar... 
Kızmamak gerekir, çocuklar, büyüklere karşı çok hoşgörülü olmalıdırlar.”
Bilmem anlatabildim mi?
BİR DEVE BİR FARE
 Bir fare bir devenin yularını eline aldı, kurula kurula yollara düştü. Deve, mülayim bir hayvan olduğundan, faresin kurumuna aldırış etmeden, sessizce onun arkasından yola koyuldu. Bunun üzerine fare kibirlendi:
“Ben ne yiğit biriymişim ki, koskoca deveyi sürükleyip götürüyorum” diye düşünmeye başladı.
Deve farenin bu düşüncesini sezinledi.
“Hele bir sırası gelsin, ben o zaman senin dersini veririm” diye düşündü, sabırla yürümeye devam etti.
Gide gide büyük bir ırmağın kenarına vardılar. Fare ırmağı görünce durdu. Âdeta kanı dondu. Deve bunu görünce:
“Ey dağlarda, ovalarda önümde yürüyüp yol gösteren, neden durdun?” dedi. “Sen benim kılavuzumsun. Yürü ki, arkandan geleyim.”
Fare geri geri çekildi:
“Bu su pek büyük, pek derin bir su. Boğulmaktan korkuyorum.”
Su devenin ancak dizine geliyordu.
“Aaa, şu diz boyu sudan mı korkuyorsun?” diye güldü deve.
Fare:
“Dizden dize fark var, senin için karınca olan bizim için ejderha sayılır. Senin için diz boyu olan su benim boyumu yüz kere aşar” dedi.
Bunun üzerine, deve:
“Öyleyse,” dedi. “Bir daha küstahlık etmeye kalkışma da, canın yanmasın. Kendin gibi farelerle boy ölçüş; develere yanaşma!”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar