Bilincin epistemik ve etik aşamaları
Reklam
  • Reklam
ERDAL MORAL

ERDAL MORAL

Bilincin epistemik ve etik aşamaları

21 Ağustos 2021 - 08:00

Robert C. Solomon, Kierkegaard'ın diyalektiğindeki "yaşam yolunun aşamaları" veya "varoluş biçimleri" pek çok açıdan Hegel'in Tinin Fenomenolojisi eserindeki "bilinç formları" ile özdeş olduğunu söyler. Soloman'a göre her iki filozofun düşüncesi karşıt "yaşam" ve benlik kavrayışları ile farklı değer sistemlerinden oluşur.

Buna göre Hegel'de en ilkel bilinç formları salt "bilinç" ve bunu diğer bireylerin karşısındaki bireyin kendilik bilinci takip eder. Aklın evrelerini takip eden kişi, önce etik, ardından din ve felsefe yoluyla başka insanlarla bir olduğunu fark eder. Bunlar sırayla Tinin en yüce kavranışını, Mutlak Hakikati ve insan varoluşunun rasyonel amacını oluşturur. Kierkegaard'da ise önce insanın zaten özbilince sahip olduğu veya en azından başka insanlardan bağımsız olduğu "estetik aşama" ile karşılaşırız. Kierkegaard Hegel'in "Bilincinin" epistemolojik formlarıyla ilgilenmez.

Sonrasında, Hegel'de olduğu gibi toplumsal ve "ahlaki" bir yaşam yolu teşkil eden "etik aşamaya" geçilir. En sonunda Hristiyanlığın yaşamın tacı olarak sunulduğu "dinsel aşamaya" ulaşılır. Peki Hegel'in Tin üzerine söylediklerinden ne anlamalıyız? Yazara göre Hegel'in "Geist" kavramı bazen, "Zihin" olarak çevrilse daha müphem ve dinsel çağrışımlar yapan "Tin" kavramı daha uygun olarak görülmüş. Hegel'in Tin'den bahsederken Tin'i Tanrısal olanla eş tuttuğu görülebilir. Hegel "Tanrı" sözcüğünü nadiren kullansa da, yerleşik kelime dağarcığı Hristiyanlıkta nasıl bir rol oynuyorsa Tin'de Hegel felsefesinde açıkça aynı yeri tutar. Tin'in pek insanca olduğu da açıktır zira Fenomenoloji'deki gelişimi bariz biçimde insan düşüncesinin gelişimidir.

Hegel'in gençliğinde dine duyduğu ilgi, özellikle Tanrı ve İnsan arasındaki "uyumsuzluk" göz  önüne alındığında, Hegel'in geleneksel Hristiyan Tanrı'sını içkin Tanrı olarak yeniden yorumlama çabasının, hem insan hem tanrısal olan Tin mefhumuyla yürütebileceğini tahmin edebiliriz. Tin, Hegel'in Fenomenolojisi'nin "öznesi/konusudur" ve tüm kitap Tin'in gelişimiyle ilgilidir. Mantık Bilimi'nde "İdea" olarak konu yeri tutan da yine Tin'dir Fakat Tin, bu kitapların sadece konusu olarak görülemez, zira burada düşünceleri kitapta kaydedilen varlık yani özne anlamındadır. Tinin Fenomenolojisi eşit uzunlukta olmayan üç bölüme ayrılmıştır ve her biri artan karmaşıklık sırasına göre bir "bilinç biçimi" veya "seviyesini" temsil eder. İlk ve en kısa olanı "Bilinç" bölümüdür.

Bu bölüm, görece naif olan epistemolojik bilinçle ilgilidir. "Öz-Bilinç" adlı ikinci bölüm, diğer insanların çatışma yoluyla tanınması gibi erken bir evrede Tinin bilincinin uyanışını araştırır.Son olarak "Akıl" üzerine uzun bir bölüm vardır; Tinsel-Rayonel bilincin nihai gelişimi; yani basit bir topluluk duygusundan başlayıp, sanat ve İlkel Hristiyanlıktan geçip, Hegel felsefesinde nihai gerçekleşmesine uzanan Tin'in izlediği yol takip edilir. Hegel'de Fenomenoloji ve sistemin bir bütün halinde Tanrı'nın otobiyografisi olarak düşünülebilir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar