KİTLE VE İKTİDAR-1
Reklam
  • Reklam
ERDAL MORAL

ERDAL MORAL

KİTLE VE İKTİDAR-1

18 Ocak 2021 - 10:48

Elias Canetti'nin otuz yıllık yoğun çalışmasının ürünü olan "Kitle ve İktidar" kitabı 20. yüzyılın en önemli başyapıtlarından bir tanesidir. Derin bir düşün ürünü olan bu eserde Canetti insanın, toplumun ve özellikle de şiddetin doğası üzerine çok boyutlu, çok katmanlı ve derinlikli fikirler üretmiş ve sosyal bilimler literatürüne yeni kavramlar kazandırmıştır. Elias Canetti "Kitle ve İktidar" kitabında, "kitle" ve "iktidar"ın birbirlerini nasıl etkileyip çoğalttığını; insanlar arasında "emir" ve "itaat" ilişkisinin nasıl biçimlenerek saldırganlık mekanizmalarına dönüştüğünü anlatır. En az sorgulanan, dolayısıyla en tehlikeli şey olan "emir verme"nin emredilende özgür bir kişilik edinmesini önleyen bir sızı bıraktığını, bu sızının sürekli emredilenlerde katmerleşerek itaati içselleştirdiğini okuyucusuna gösterir.

‘KİTLE’NİN TEMEL NİTELİKLERİ

Canetti, kitabına kitlelerin temel niteliklerini anlatarak başlıyor. Kitlelerin farklı kategorize edilmelerine rağmen ortak özellikleri vardır. Yazar bu ortak özellikler ise şöyle özetliyor:

"1. Kitle daima büyümek ister. Büyümesinin hiçbir doğal sınırı yoktur. Bu gibi sınırların yapay olarak yaratıldığı yerlerde - örneğin kapalı kitleleri korumak için kullanılan bütün kurumlarda- kitlenin patlaması her zaman mümkündür ve bu zaman zaman gerçekleşir de. Kitlenin büyümesini kesin olarak önlemek için mutlak olarak güvenilebilecek hiçbir kurum yoktur.

2. Kitle içinde eşitlik vardır. Bu olgu mutlak ve tartışma götürmez, niteliktedir, kitle tarafından asla sorgulanmaz. Bu nitelik temel öneme sahiptir ve kitle mutlak eşitlik durumu olarak tanımlanabilir. Baş baştır, kol koldur ve tek tek baş ve kollar arasındaki farklar önemsizdir. İnsanların kitle olmaları ve bu kitleden uzaklaşmasına neden olabilecek her şeyi görmezlikten gelme eğilimi göstermeleri bu eşitlik uğrunadır. Bütün adalet talepleri ve eşitlik kuramları sonunda enerjilerini, bir kitlenin parçası olmuş herkese aşina olan fiili eşitlik deneyiminden alırlar.

3. Kitle yoğunluğu sever. Kitle kendini asla çok yoğun bulmaz. Kendine ait parçaların arasında hiçbir şey olmamalı ya da onları bölmemelidir; her şey kitlenin kendisi olmalıdır. Yoğunluk duygusu deşarj anında en yoğun düzeye çıkar. Bir gün bu yoğunluğu daha kesin olarak belirlemek ve hatta ölçmek mümkün olacaktır.

4. Kitlenin bir yöne gereksinimi vardır. Kitle hareket halindedir ve bir hedefe doğru hareket eder. Bütün üyeler için ortak olan yön, eşitlik duygusunu kuvvetlendirir. Tek tek üyelerin dışında, ama hepsinin paylaştığı bir hedef, böyle bir kitlenin sonu demek olan kişiye özel farklı hedeflerin üzerini örter. Yön kitlenin varoluşunun sürekliliği bakımından temel öneme sahiptir. Kitlenin dağılma korkusu her amacı kabul edeceği anlamına gelir. Bir kitle erişilmemiş bir hedef olduğu sürece var olur."

Elias Canetti, kitlenin içinde gizlenmiş, yeni ve üst oluşum türlerine yol açıyor gibi görünen başka eğilimlerin de olduğunu fakat bu oluşum türlerinin doğası çoğunlukla öngörülemez nitelikte olduğunu söylüyor. Bu dört niteliğin her bir her kitlede şu ya da bu ölçüde bulunabildiğine dikkat çeken Canetti'ye göre, kitlelerin her zaman farklı biçimlerde sınıflandırılması gerekiyor. Terimler eşzamanlı olarak, eşitlik ve yoğunluk niteliklerinin her ikisine birden gönderme yapar. Durgun kitle deşarj için yaşar. Yalnızca bundan kesinlikle emindir ve deşarjı erteler. Deşarj anına hazırlanmak için görece uzun bir yoğunlaşma süresi arzular. Yoğunluğu içinde, deyim yerindeyse, ısınır ve deşarjı olabildiğince geciktirir. Burada kitleleşme süresi eşitlikle değil, yoğunlukla başlar; eşitlik daha sonraları kitlenin ana hedefi haline gelir ve en sonunda bu hedefe ulaşılır. Her ortak haykırış, her sözce bu eşitliğin geçerli bir ifadesi haline gelir. Öte yandan, ritmik kitlede (örneğin dans edenlerin oluşturduğu kitlede) yoğunluk ve eşitlik başlangıçtan beri bir aradadır. Burada her şey harekete bağlıdır. Bütün fiziksel uyaranlar önceden belirlenmiş bir tarzda işlev görür ve bir dansçıdan diğerine geçirilir. Yoğunluk, uzaklaşma ve yaklaşmanın tekrarı biçiminde vücut bulur; eşitlik hareketlerin kendisinde açığa vurulur. Böylelikle yoğunluk ve eşitliğin hünerli oyunculuğuyla kitle duygusu meydana getirilir. Bu ritmik oluşumlar çok hızlı ortaya çıkar; bunları sona erdiren yalnızca fiziksel bitkinliktir. Diğer kavram çifti, yavaş ve hızlı kitle, sadece hedefin doğasına gönderme yapar. Sıklıkla sözü edilen ve modern yaşamın çok temel bir parçasını oluşturan bariz kitlelerin-her gün gördüğümüz politika, spor ve savaş kitlelerinin-hepsi hızlı kitlelerdir. Amacı cennet olan dini kitleler ya da hacılardan oluşan kitleler bunlardan çok farklıdır. Onların hedefleri çok uzak, yolları çok uzundur ve kitlenin gerçek oluşumu çok uzak bir ülkeye ya da öteki dünyaya havale edilmiştir. Bu yavaş kitlelerden gerçekte yalnızca bir amaca yönelenleri görüyoruz, çünkü ulaşmaya çalıştıkları amaç gözle görülemez ve inanmayanlarca ulaşılamaz niteliktedir. Yavaş kitle yavaş yavaş toplanır ve kendini ancak çok uzun menzillerde kalıcı görür.

DEVAM EDECEK…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar