OYUN VE GERÇEKLİK 
Reklam
  • Reklam
ERDAL MORAL

ERDAL MORAL

OYUN VE GERÇEKLİK 

26 Şubat 2021 - 10:09

 

İtalyan yönetmen ve oyuncu Roberto Benigni'nin yönetmenliği ve başrolünü üstlendiği 1997 yapımı "Hayat Güzeldir" filmi tüm Avrupa'yı politik, kültürel ve ekonomik anlamda çöküşüne neden olan 2. Dünya Savaşı Avrupası'nın acımasız gerçekliğine karşı, imgelemin gücü hakkında Chaplinesk bir masaldır. Masalın merkezinde, çocuksu masumiyetiyle kendi kitap evini açmak için amcasının otelinde çalışan İtalyan Yahudisi Guido bulunur. Guido zengin, aristokratik ve Yahudi olmayan güzel öğretmen Dora'ya âşık olur ve peşinden bir dizi komik fasılası olan, peri masallarındaki gibi bir aşk hikâyesi gelir.

Filmin ikinci yarısında ise, II. Dünya Savaşı başlamıştır. Guido, Eliseo Amca ve Giosue zorla trene bindirilip Giosue'nin doğum gününde toplama kampın götürülür. Guido, kamp hayatında yaşadıklarını kolaylaştırmak için oğlunu, birçok şeyden mahrum kalmalarını gerektiren bir oyuna katıldıklarına ikna eder. İyi oynayıp en çok puanı toplarlarsa, en büyük ödülü kazanacaklardır: gerçek bir tank. Giosue oyun fikriyle fazlasıyla özdeşleşir; tankı kazanma umuduyla kamp hayatının dehşet ve mahrumiyetlerine katlanır. Savaş bitmeden önce baba bir Alman askeri tarafından vurularak öldürülür ama Giosue oyunu sahiden kazanır; müttefikler kamptakileri özgürlüklerine kavuştururken, Amerikalı bir asker Giosue tankına davet eder. Ödül nihayet kazanılır.

Burada temel sorun, babayı veya başka bir otorite biçimini çekilen cefaya ikna etmek değil, bir babanın oğlunu çekilen cefanın sadece bir oyunun parçası olduğuna ikna etmesidir. Baba, oyun fikriyle, oğlunun kamp deneyiminden sağ çıkmasını sağlayacak bir fantazi senaryosu yaratmaya çalışır. Hayat Güzeldir'deki babanın, oğlundan doğrudan itaat isteyen bir otorite figürü rolü oynamıyor oluşu çok önemlidir. Oyun fikrini sunarken, oğlundan sözüne güvenmesini istemez. Oğlan oyun hakkında şüpheleri olduğunu ve diğer çocukların kendisini hepsinin sabun veya düğmeye dönüştürülecekleri ya da fırında yakılacakları konusunda uyardığını söylediğinde, baba önce şaşkına döner: "Sen de bunu yedin mi? İnsanlardan düğme ve sabun. Öyle şey mi olur!" Ama sonrasında, iyi madem, buradan gidelim de ödülü diğer çocuklar kazansın der; böylece oğlanı asıl ikna eden şey, Öteki'nin arzusu olur. Çocuk ancak, baba ona seçim şansı sunup da oyundaki liderliklerini başkalarının alabileceği fikrini ortaya attığında kalma arzusuna kapılır. Babanın asıl gücünün, oğlunun hayatta kalmasını sağlayan bir fantazi oyun yaratmış olmasında yatmadığı bile söylenebilir; asıl başarısı oğlunu Öteki'nin arzusuyla özdeşleşmeye ikna edebilmesidir. Babanın asıl otoritesi, tam da kendi arzusunu Öteki'nin arzusu olarak sunabilmesinde yatmaktadır.

Ne var ki bu aşırı korumacı baba, fazla iyi bir otorite figürüdür ve filmin sonundaki ölümü zorunlu bir fedakârlık gibi görünmektedir. Baba o fantaziyi ilk başta oğlunun hayatta kalması için uydurduysa şayet, ölümüyle birlikte oğluna kendisinden kopma özgürlüğü verir aslında. Dolayısıyla filmin son sekansında Giosue, sadece saldırganlardan değil, iyi babasından da kurtulur. Film boyunca babayla oğul arasında özel bir bağ varken, en sonda oğul annesiyle yeniden bir araya gelir. Ama babanın mirası ölümünden sonra da canlıdır ve tankı kazanacakları tahmini doğru çıktığında, oğlan babanın otoritesine dair nihai bir onay bulur. Wilkomirski'nin Fragments'ında "iyi" otorite figürleri yoktur ve bunun sonucunda oğul büyük Öteki'ne kesin bir güvensizlik duyarak çaresizce gizli hakikati arar; Hayat Güzeldir'de ise babaya inanç söz konusudur ve bu inanç büyük Öteki'ne duyulan inançla koşullanır.

Dolayısıyla babanın oluşturduğu fantazi en nihayetinde oğlunun simgesel düzene inancının dağılmasını önler. Bu baba korumacılığı fantazisinin başarısının, kendi babalarını kurtaramamış olduklarını bilerek büyümüş bir savaş sonrası kuşağınin suçluluk duygusuyla bağlantılı olduğunu iddia edenler olmuştur. Gelgelelim Benigni'nin canlandırdığı koruyucu baba figürünün, savaş sonrası dönemin iktidarsız müsamahakâr babasının yüzeysel bir prototipi gibi göründüğünü unutmamalıyız. Oğlundan daha oyunbaz görünen, hırpani, gayri-otoriter bir babadır bu. Ne var ki yine de Hayat Güzeldir'in günümüzün ideal baba fantazisini yüzeye çıkardığı sonucuna varılabilir. Yasanın müşfik, komik bir temsilcisidir bu; fedakârlığa hâlâ kıymet veren ve günümüz babalarının aksine, iyilik yapmak için ölmeye razı olan bir kahraman. Bu fedakârlığın yanı sıra bu baba, oğlunun iyiliği için olduğuna inandığı sürece oğluna yalan söylemeye de razıdır. Dolayısıyla bu baba, kültürümüzde giderek kaybolmakta olan bir şeyi yapar: Sorumluluk alır. Hayat Güzeldir'deki baba, öldüğünde boş bir yer, kelimenin tam anlamıyla bir otorite haline gelir: namevcut ama aynı zamanda güçlü. Bir insanın travmatik bir anı uydurup, aksine işaret eden bir sürü kanıt varken kendisini Yahudi Soykırımı kurbanı olarak sunduğunu hayal etmek güç olabilir.

Yine de, bu tür kurtarılmış hafızası olan bir kişinin, hikâyesinde özel bir jouissance bulduğuna işaret etmek gerekiyor. Hafıza kurtarma terapisinin otoritenin müstehcen altyüzünü ifşa ediyor olması, çoğunlukla gizli bir hakikatin özneye özgürleşme getiren ifşası olarak algılanmaktadır. Ne var ki, otoritelerdeki bu jouissance'ı arayışta bizatihi özne özel bir jouissance bulmaktadır. Hafıza kurtarma terapisi jouissance'i, ahlakın zemini görevi görebilecek özgürleştirici hakikat olarak alır; ama bu girişimin sonu, şiddetin teşvik edilmesinden başka bir şey değildir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar