SİMÜLASYON VE MEDYA
Reklam
  • Reklam
ERDAL MORAL

ERDAL MORAL

SİMÜLASYON VE MEDYA

05 Mart 2021 - 10:41

 

Bilinç ve biliş kavramları bireyin toplumsal yapıyı ve kendisini algılamasını saglayan fizyolojik bir süreçtir. Türk Dil Kurumu, Türkçe sözlüğünde ‘bilinç’i, bireyin kendisini ve çevresini tanıma yeteneği, şuur olarak tanımlarken, ‘bilis’i de canlının, bir nesne veya olayın varlığına iliskin bilgili ve bilinçli duruma gelmesi seklinde açıklamaktadır. Bireyin ve toplumun bilinci üreten eden çok sayıda faktör bulunmaktadır. Günümüz modern toplumlarında bilinç üretiminde başat unsur medya endüstrisidir.

1980'li yıllarda tüm dünyada ve Türkiye'de etkilerini göstermeye başlayan neo-liberal politikalar sonucunda, kitle iletişim araçlarını ve enformasyon mekanizmalarını kontrol altına alan çokuluslu, tekelleşmiş holdingler enformasyon döngüsünü kontrol eder bir güce kavuşmuştur. Reklam piyasasında  büyük etkiye sahip olan medya yapıları, toplumların bilinç ve biliş dünyalarının şekillenmesinden önemli bir güç olarak sahneye çıkmıştır. Artık mülkiyet yapısından ideolojik işlevine, çalışma ilişkilerinden, anlatı diline kadar neoliberalizmle çok daha bütünleşik bir medya endüstrisi söz konusudur.

Başka bir deyişle kamusal olanın ne olması gerektiği yetkisi, gazeteciler ve editörlerin elinden alınarak pazar mekanizmalarına devredilmiştir. Tekelleşen ve çokuluslulaşan medya endüstrisinde seçkinler kendi kapalı kontrol sistemlerini oluşturmaları nedeniyle, haberi, eğlence araçlarını ve diğer kamu mesajlarını, sansürleyebilmekte ve aksi veya muhalif yönde bir içerik oluşmadığı sürece kamuoyunun muhalif bir söyleme ulaşmasına engel olabilmektedir. Enformasyon döngüsünü, neoliberalizm eksende piyasa kurallarına uygun olarak topluma tek yönlü mesaj ileten medya organizasyonları da gündelik yaşam içinde bireylerin zihinlerini yeni bir kodlama sürecine zorlar. Bireyler bu yeni kodlama süreci ile, tek yönlü aldığı mesajları eleştirel bir süreçten geçirmeden zihin dünyasında kavramsal metinlere dönüştürür. 

Birey için artık, dünya, toplum ve kendilik kavrayışı, medya endüstürsinin ürettiği simülasyon gerçeklikten ibarettir. Burada Jean Baudrillard'ın “Simülarklar ve Simülasyon” kitabında bahsettiği kuramını etraflıca analiz eden bir praksiste bulunmak yerine çok kısa bir alıntı ile genel çerçeveyi çizmek istiyorum. Baudrillard'ın “Simülarklar ve Simülasyon” kitabını ise tüm boyutları ile derinlemesine yorumlayan/inceleyen bir makale yazacağım. Jean Baudrillard görüşüne göre orijinali, gerçeği, ilk örneği olmayan; kendisi zaten kopya olan bir şeyin kopyasını anlatan bir terimdir.

“Simülasyon evreninin ortaya çıkışı II. Dünya Savaşının sonuçlarıyla bağlantılıdır. Baudrillard'a göre II. Dünya Savaşı sonrası sağ, solun işlevlerini yerine getirmeye başlamış; yani, sosyal devlet ilkesi ortaya çıkmıştır. Ayrıca sanayi ve tarım sektörlerinin belirleyiciliği iletişim ve hizmetler sektörlerinin belirleyiciliğinin ardına düşmüştür. Bu veriler batıda bir çeşit durağanlığa sebep olmuş ve batı kendi ekseni etrafında dönmeye başlamıştır.

Bu kendi etrafında dönüş süreci kavramların içlerinin boşaltılması sonucunu doğurmuştur.Artık her kavram televizyonlardan akmakta, insanlar teknolojinin onlara sağladığı bu rahatlık sayesinde herhangi bir şeyi derinlemesine düşünememektedir ve iletişimi sağlamak adına yaratılan cansız kitle iletişim araçları kendilerine yüklenen işlevden, yani aracı olma konumundan çıkıp bağımsız bir kendilik haline gelmiştir. Birey ise bu durumu çaresizlik içinde izlemektedir; her şeyin farkındadır, fakat rahatlığından da taviz vermek istememektedir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar