ASIL SORUN ÜRETİMDE
Gülsüm ATİK

Gülsüm ATİK

ASIL SORUN ÜRETİMDE

04 Mayıs 2019 - 09:30

Türkiye İstatistik Kurumu, Nisan ayı enflasyon verilerini açıkladı; Buna göre Nisan ayında Tüketici Fiyatları Enflasyonu (TÜFE) 19,50, Üretici Fiyatları Enflasyonu (ÜFE) yüzde 30,12, gıda enflasyonu ise yüzde 31,86 seviyesinde yükseldi.

Yılbaşından bu yana baktığımızda TÜFE; Ocak'ta 21,35, Şubat'ta 19,67, Mart'ta 19,71, Nisan'da 19,50

ÜFE; Ocak'ta 32,93, Şubat'ta 29,59, Mart'ta 29,64, Nisan'da ise yeniden 30,12'ye

Gıda Enflasyonu ise; Ocak'ta yüzde 30,97, Şubat'ta 29,25, Mart'ta 29,77, Nisan'da 31, 86'ya yükseldi.

Bu veriler ne ifade ediyor? 

Ocak ayında yüzde 20,35 olan TÜFE, 19,50'ye düşmüş ve yatay bir seyirde 19-20 bandında dünyadaki en yüksek enflasyondan biri olarak seyrini sürdürüyor.

Bu verilerle aylık yüzde 2,4, yıllık bazda ise yüzde 20 gibi bir enflasyon beklentisi vardı ve bizler enflasyon Nisan'da bu beklentilerin altında geldi diye seviniyoruz.

Oysa ki; vahim olan üretici fiyatları endeksi. ÜFE’de ciddi  bir artış söz konusu. Mart ayında yüzde 29.6 olan üretici fiyatları endeksi, nisan ayında yüzde 30.12'ye ulaşmış durumda.

Bizler vatandaşın mutfağına gelen tüketim mallarına bakıyoruz ama üretim maliyetlerinin artmasına bağlı olarak, önümüzdeki süreçte tüketici fiyatlarının artacağına ilişkin bin endişe içerisindeyim.

TÜFE ile ÜFE arsında neden bu kadar fark var diye baktığımızda ise imalat sanayii mallarında aylık yüzde 2,86 artış ki mart ayında bu artış yüzde 1,59'du, en önemlisi de elektrik ve gaz gibi enerji sektöründe aylık yüzde 4,96, yılık ise elektrik ve gazda yüzde 57,67 oranında bir artış olduğunu görüyoruz.

Yani elektrik ve gaz gibi stratejik önemdeki enerji mallarımızın fiyatlarındaki artışı göz önüne alırsak Türkiye'de yüzde 57'lik bir üretici fiyatları enflasyonu ile karşı karşıya olduğumuz görülüyor.

Gıda fiyatlarındaki yüzde 31'lik fiyat artışı bizi ürkütüyor ama enflasyonla mücadele, işsizlik, yatırımlar, tasarruf-yatırım dengesi, yurt içi gelir  yaratma kapasitesi açısından düşünüldüğünde yüzde 57 enflasyon ile çalışan bir üretim yapısının dengede olmadığı ve bu dengesizliğin de şiddetlendiği ve giderek tüm ekonomiye sirayet ettiği çok açık.

Daha dün Otomotiv Distribütörleri Derneği de  nisan ayı verilerini açıkladı ve otomotiv ticari araç pazarının yüzde 56.5 daraldığın duyurdu. O pazar daraldığı zaman; ya işçi çıkartıyorlar ya ücret ödemiyorlar ya da işçileri tatile çıkartıyorlar.

Çözüm ne?

Tanzim satışları ya da marketlere baskı yaparak fiyat artışlarının engellenmesi gibi yöntemler değil elbette.

2019 sonunda tutarlı bir şekilde yüzde 14.6 enflasyon hedefini tutturmak için mutlaka 'Enflasyonla Mücadele Programı' izlememiz gerekiyor. Ve programın içinde işsizlikle mücadele, dış ticaret açığıyla mücadele, bütçe açığıyla mücadele de dahil olmalı.

Yaz aylarında gıdadaki ürün bolluğuna bağlı baz etkisine dayalı bir enflasyonla mücadele olamaz. 

Bizim temel sorunumuz; çok yüksek maliyet enflasyonu ile mücadele etmek olmalı.

Çünkü bu gidişatın sonu; yatırımların azalması, üretici güveninin giderek sarsılması, işten çıkarmalar ve işçileri zorunlu tatile göndermeler olur.

Kendi istikrar programımızı inandırıcı kalıcı ve şeffaf olarak sunmak zorundayız. Bunu yapmadığımız sürece ekonominin düzlüğe çıkmayacağını öngörmek çok güç değil.

Yani enflasyonla mücadelenin bir üretim seferberliğinden geçeceğinden hareket etmeli ve yatırımları arttırıcı bir program ortaya koymalıyız.

Son dönemlerde sık sık gündeme getirilen bir IMF programı ise, krizi daha derinleştirir ve sosyal huzursuzluğu daha da arttırır.

Halktan yana, iyi niyetli bir ekonomik politikayla ekonomi de düze çıkabilir

Ama bunun için de iyi niyetli, çalışandan ve emekçiden yana bir politika gerekiyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar