BU KRİZİ KİM ÇÖZER?
Gülsüm ATİK

Gülsüm ATİK

BU KRİZİ KİM ÇÖZER?

08 Haziran 2019 - 09:12

TÜİK, bayramdan önce büyüme ve enflasyon verilerini açıkladı, bu veriler açık seçik ortaya koyuyor ki Türkiye bir türlü ifade edilmek istenmeyen bir ekonomik krizin içinde.

Ekonomik durgunluğun uzman dilinde adı resesyon. Ve bir ülkenin resesyona girmesi için en az iki çeyrek üst üste küçülmesi gerekiyor deniliyor.

TÜİK'in 2019'un ilk çeyrek büyüme verilerine göre; ocak-şubat-mart ayında Türkiye ekonomisi yüzde 2,6 küçülmüş durumda. 2018 yılının son çeyreğinde ise Türkiye ekonomisi yüzde 3 oranında daralmıştı. İki çeyrek üst üste küçülmekle, teknik olarak bunun adı resesyon.

Bunun yanında yüksek bir enflasyon yaşıyoruz. Yine uzmanlar; resesyonun yüksek enflasyonla birlikte olan haline stagflasyondiyor. 

Sonuç olarak ister enflasyon, ister resesyon ister stagflasyon deyin ekonomik bir krizin içinde olduğumuz aşikar.

Enflasyon verilerine bakalım; mayıs 2019'un verileri tüketici fiyatlarında enflasyonda yüzde 18,71, üretici fiyatlarında yüzde 28,71, gıda enflasyonu ise yüzde 28,44 oranında.

Göstergelere devam edelim; işsizlik verileri en son şubat ayında gelmişti; yüzde 14,7 idi. Bu oran Türkiye'de 4 milyon 730 bin işsize denk geliyor. 

Kişi başına yıllık milli gelir; 10 bin doların altında, 8 bin 500 dolar civarında. Gösterge faiz yüzde 24, iç borcumuz 600 milyar liradan fazla, dış borcumuz 446 milyar dolar seviyesinde.

Devam edelim; akaryakıtın litresi 7 lirayı geçti. Dolar en son baktığımda 5 lira 86 kuruş, avro 6 lira 57 kuruştu. Bankalardaki mevduatın yarısı döviz; Türkiye'nin risk pirimi ise 485. 2018 yılında risk primi 360'tı, geçen pazartesi 564'tü.

Enflasyon ana sanayi gruplarına bakıldığında aylık en fazla artış; yüzde 3,32 ile dayanıksız tüketim malında ama yıllık en fazla artış ise yüzde 39 ile enerji grubunda.

Ara malındaki enflasyon yüzde 28,69, sermaye malındaki enflasyon ise yüzde 28,67 oranında. 

Bunları niye ifade ettim; İstanbul Sanayi Odası'nın açıkladığı Türkiye İmalat Sektörü Satın Alma Yöneticileri Endeksi verisinin 45,3 olması, imalat sanayiinde de sıkıntının sürdüğü anlamına geliyor. İSO bu açıklamanın devamında ekliyor; Türk Lirası'ndaki değer kaybının imalat sektörünü etkilediği mayıs ayında girdi maliyetleri ve nihai ürün fiyatları arttı. Bunun akabinde tüketici talebindeki zayıflık belirtileri devam etti. Yeni siparişler ve Avrupalı müşterilerden gelen talepler de ivme kaybetti.

Büyüme verilerinin ayrıntılarına bakıldığında ise; ekonomimiz yüzde 2,6 oranında daralmış durumda. Bunun ekonomide resmi adı ise gayri safi yurt içi hasıla. 

Gayri Safi yurt içi hasıla ne demek? 

Ülke sınırları içinde belli bir dönemde üretilmiş tüm mal ve hizmetlerin parasal karşılığı. Tüketim harcamaları, yatırımlar, devlet harcamaları, ihracat ve ithalat bunun içinde yer alıyor. İşte tüm bunların toplamı olan gayri safi yurt içi hasılamız; 2019 yılının ilk 3 ayında yüzde 2,6 oranında azalmış. 

İlk çeyrekte sanayi sektörünün ürettiği gayri safi yurt içi hasıla yüzde 4,3, inşaat sektörünün ürettiği gayri safi yurt içi hasıla yüzde 10,9 ile bir hayli daralmış. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek toplamını oluşturan hizmetler sektöründeki gayri safi yurt içi hasıla azalışı da yüzde 4 oranında azalmış. 

Gayri safi yurt içi hasılanın arttığı tek sektör ise tarım. O da yüzde 2.5 artmış.

Enteresan olan bir başka veri daha var; o da hane halkı nihai tüketim harcamaları. Bu harcamalar ise yüzde 4,7 oranında azalmış. 

Biz daha az para harcarken devletimiz ne yapmış? 

Devletin nihai tüketim harcamaları ise yüzde 7,2 oranında artmış. Muhtemelen yerel seçim harcamaları bu artışta etkili oldu.

Bir başka önemi veri ise gayri safi sabit sermaye oluşumuyla ilgili, yılın ilk çeyreğinde o da yüzde 13 azalmış durumda. 

Son veriler ihracat ve ithalat rakamlarına ilişkin. İhracatta yüzde 9.5 artış var, mal ve hizmet ithalatında ise yüzde 28 oranında azalma.

Bir ülke mal ve hizmet ithalatındaki azalışa sevinmelidir, sonuç olarak dışarıya para kaptırmıyorsunuz. Ama Türkiye'de her 100 liralık mal ve hizmetin 65 lirası ithalat ile yapılıyorsa; yüzde 28,8 oranındaki bir daralma aynı zamanda üretimdeki daralmaya da işaret eder.

Sonuç olarak;

İşsiziz; 4 milyon 730 bin resmi işsizimiz var.

Parasızız; parasız olduğumuz için hane halkı tüketim nihai tüketim harcamaları yüzde 4,7 oranında azalmış.

İş ve aş yaratacak yatırım yapamıyoruz; onun için de gayri safi sabit sermaye yatırımı azalmış enflasyonu düşüremiyoruz.

Ekonomideki daralmayı engelleyemiyoruz.

Bunun adı ekonomik krizdir.

Çözülmeyecek bir kriz de değildir ama bu krizi yaratanlar tarafından çözülmesini beklemek safdillik olur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar