SEFALET
Gülsüm ATİK

Gülsüm ATİK

SEFALET

19 Nisan 2019 - 09:11

ABD merkezli yayın kuruluşu Bloomberg, enflasyon ve işsizlik oranlarını toplayıp 'Sefalet Endeksi'olarak adlandırdığı bir liste yayınladı.

Listede 62 ülke var, Türkiye 4'üncüsırada. 

Bizim peşimizde komşumuz Yunanistan var. 

5 yıldır yayınlanan ülke sıralamasında ilk 5 ülke bu yıl da değişmemiş.

Enflasyon oranı yüzde 8 milyonu aşan Venezuela açık ara birinci olurken, onu sırayla Arjantin, Güney Afrika, Türkiye ve Yunanistan izliyor. 

Listede Türkiye'nin ‘sefalet’ içerisindeki 4'üncü olmasının temel nedeni ise enflasyondaki yükseliş.

Hatırlanırsa 2018 yılı enflasyon oranı Türkiye'de yüzde 20,3 olmuştu. Böylece son 16 yılda enflasyon ilk kez yılı yüzde 20 seviyesinin üzerinde tamamlamıştı. 

Mart ayında açıklanan verilerde de yıllık enflasyon yüzde 19,71 iken, yıllık bazda gıda fiyat artışı yüzde 30'du.

Geçtiğimiz günlerde Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) paylaştığı verilere göre, işsizlik oranı ocakta geçen yılın aynı ayına göre 3,9 puan artışla yüzde 14,7 olarak açıklanmıştı.

Hem böyle bir listede yer almak üstelik 4’üncü sırada yer almak gerçekten çok üzücü.

Öte yandan Uluslararası Para Fonu (IMF) bu ayın başında açıkladığı "Dünya Ekonomik Görünüm" raporunda dünya ekonomisinin yavaşladığını vurgulamıştı.

Yani Türkiye bu durumda ama dünyayı da o kadar da iyi günler beklemiyor.

Kapitalizmin küresel bir krize doğru gittiği çok açık.

Böyle bir gidişatta bizdeki 'solcular'ne yapıyorlar?

Adeta Godot'u bekler gibi yeni bir lider bekleyip, terzi gibi ‘lider’ ölçüp biçiyorlar.

Önce Kılıçdaroğlu ardından Muharrem İnce şimdi de Ekrem İmamoğlu'ndan lider çıkartmaya çalışıyorlar.

Oysaki sorun lider yokluğundan değil lider enflasyonundan kaynaklanıyor.

Asıl mesele Türkiye'de solun, genel ilkesel deklerasyonlara ve kendi küçük çıkarlarına sıkışmış olmasından kaynaklanıyor.

Bizde bir sorunun içine her sorunu sıkıştırarak, yıllardır siyasetin nasıl yapılmaması gereğinin örneği oldu sol. 

Bu da toplumdan uzaklaşma, kopmayı getirdi. Ardından da her seçimde ağır yenilgiler yaşandı.  

Bu da özgüven yoksunluğuna dönüştü. 

İşte bu özgüven sorununu aşabilirlerse, sorun çözücü ve toplumla bütünleşme korkusuyla hareket etmekten vazgeçebilecekler.

İnsanlar gerçek sorunlarına gerçek çözümler aramayıp, ilke deklarasyonları ile yetindiği ve toplum için solculuk yaptığı sürece bir şey çıkmayacak buralardan. 

Ne zaman kendi çıkarları için mücadeleye ve örgütlenmeye, sırf kendileri için kollektivizme zorunlu kalırlarsa ancak o zaman bir şeyler değişecek.

Niye bunları söylüyorum?

Adına kapitalizm denilen şerrin, bizleri sefalet listelerine koyduğu ve ehven-i şer kılığında dolaştığı bir dünyada, benim sorumluluğum daima 'evvel beşer' demek de ondan.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar