TARTIŞILAN RAPORDA SAMSUN'DAN İKİ HOCA
Gülsüm ATİK

Gülsüm ATİK

TARTIŞILAN RAPORDA SAMSUN'DAN İKİ HOCA

02 Haziran 2019 - 08:06

Kamuoyunda son günlerde İslami cemaatler arasında Diyanet tarafından hazırlandığı iddia edilen bir raporla ilgili tartışmalar ve değerlendirmeler yapılıyor.

Raporun tam adı “Türkiye’deki Dinî-Sosyal Teşekküller, Geleneksel Dinî-Kültürel Oluşumlar ve Yeni Dinî Akımlar.” 

Türkiye’deki İslami cemaatler, tarikatlar ve oluşumlar hakkında ayrıntılı bilgiler içeren, istihbarat dili kullanılmasının yanı sıra, bu oluşumların gelecekte tehlike arz edip etmeyeceklerine dair kanaatleren de yer aldığı 226 sayfalık raporda her İslami oluşum, cemaat ve tarikat hakkında ayrıntılı bilgi verildikten sonra değerlendirme bölümünde o oluşuma karşı alınması gereken tedbirler ve uyarılar da yer alıyor.

Benim de okuduğum raporda en çok dikkatimi çeken ise Samsun merkezli iki ayrı cemaatle ilgili değerlendirmeler.

Raporda 'Kur’an İslamı' başlığı altında OMÜ İlahiyat Fakültesi'nde görev yapan, televizyonlardaki sohbet ve konferansları ile sık sık gündeme gelen Prof. Dr. Mehmet Okuyanile 'Gelenekçi'başlığı altında değerlendirmeleri yapılan İlmi ve Fikri Araştırmalar Vakfı (İFAM)yöneticisi ve geçtiğimiz yıl Aşık Kutlu Eğitim Merkezi'ndeki görevinden Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından soruşturma açılarak alınan İhsan Şenocakile ilgili değerlendirmeler.

31 Mart Yerel Seçimine birkaç hafta kala dolaşıma giren, Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait olduğu öne sürülen “GİZLİ” ibareli raporda 'Kur'an İslamı' bölümünde adı geçen  Mehmet Okuyan'ın biyografisi ve öne çıkan görüşleri yer alıyor. 

Raporda Mehmet Okuyan'ın; geleneksel din anlayışının Kuran'dan uzaklaştırdığı tezini savunduğu , bu noktada tek de kalsa doğrunun kendi söylediği olduğuna kesin olarak inandığı değerlendirmesi yapılıyor. 

Raporda Okuyan hakkında yapılan başka bir değerlendirme  ise; "Kuran'ı hiçbir kaynak olmadan  doğrudan anlamayı ve tefsir etmeyi benimseyen bir anlayışa sahip olduğu, geleneksel birikimi ve hadis külliyatını göz ardı ettiği" yönünde. Okuyan'ın bu yaklaşımla 'bireysel bir din ve Kur'an anlayışının oluşmasına yol açmakta' olduğu belirtiliyor.

Okuyan'ın ayrıca iyi bir hafız olduğu, Kur'an muhtevasına hakim biri olarak dikkat çektiği belirtilirken, "Konferanslarında ve TV programlarında bu özeliğini öne çıkararak sadece Kuran'dan konuşması izleyenlerin beğenisini kazanmakta ve görüşlerinden etkilenmelerine yol açmaktadır. Bu özelliği takdire şayan olan Okuyan'ın Müslümanların önem vermeleri gerektiği halde ihmal ettikleri konulara değinmesi ve bu anlamda farkındalık oluşturması makul karşılanmakla beraber bunu geleneği tahkir edici bir üslupla yapması ve hadisleri devre dışı bırakması insanları geleneğe ve rivayetlere karşı toptan inkarcı bir anlayışa götürmektedir. Okuyan bu anlayışını ve bu çerçevede şekillendirmiş olduğu görüşlerini her geçen gün insanlar empoze etmekte ve yaygınlık kazandırmaktadır. Serdettiği görüşleri  adeta makasın açılması gibi  halk nezdinde daha büyük yanlışlar sebep olmakta ve insanların gözünde alimlerin kıymetini düşürerek, herkesin kendi başına anlayabileceği bir din anlayışı oluşturmaktadır. Kendisiyle  çoğu konuda aynı düşüncede olan Mustafa İslamoğlu ve Emre Dorman gibi  şahıslarla işbirliği ve TV programları yaparak kendi görüşlerini tek taraflı olarak tasdik ortamı oluşturmaktadır" deniliyor.

 

Aynı raporda Samsun'un 19 Mayıs ilçesinde faaliyet gösteren İFAM'ın yöneticisi İhsan Şenocak da 'Gelenekçi' başlığı altında Nurettin Yıldız ve Şahımerdan Sarı (Vasat Grubu) içerisinde yer almış durumda.

Raporda İhsan Şenocak'ın kendisini 'Ehli Sünnet savunucusu olarak gördüğü, gelenekte yaygın kabul görüşler dışındaki farklı dini görüş ve düşünceleri genellikle oryantalizme hizmet olarak sunduğu,  bazı muhaliflerini  'oryantalizmin uşağı' olarak nitelendirdiği belirtiliyor.

Bazı konuşmalarında  toplum tarafından yadırganabilecek bir üslup kullandığına örnekler verilerek dikkat çekilen raporda İhsan Şenocak hakkında,  "Konuşma ve yazıları incelendiğinde Şenocak'ın dar ve abartılı bir Ehl-i Sünnet yorumunu savunduğu, ümmetin birliği ve cihad gibi konulardaki kendine özgü görüşleriyle 'aksiyoner bir Müslüman kimliği' oluşturmayı hedeflediği görülmüştür. Şenocak'ın kitleleri etkileyen, onları heyecana ve  coşkuya sevkeden duygusal, kimi zaman da ayrıştırıcı ve gençleri kışkırtıcı özelikte bir dil kullanmayı  benimsediği müşahede edilmektedir. Bu anlamda bazı konuşmalarında dinen yasak olan fiillerin . dünyevi ve uhrevi neticelerini anlatırken bu fiilleri işleyenleri  kutuplaştırıcı bir şekilde tasvir etmesi dikkat çekmektedir" değerlendirmesi yapılıyor.

Bu raporun gerçekten Diyanet İşleri Başkanlığı’na mı ait olduğu, ne maksatla hazırlandığı, kimlere gönderildiği, rapordaki uyarılar doğrultusunda devlet kurumlarının hangi önlemleri aldığına ilişkin değerlendirmeler her geçen gün artıyor.

Bu soruların yanıtı henüz bilmiyoruz.

Ama bildiğim, Samsun'daki iki farklı ilahiyatçının bu raporda başlık açılarak değerlendirildiği ve  Diyanet İşleri Başkanlığı'nın konuyla ilgili bir açıklama yapmaması.

Bu rapor önümüzdeki süreçte daha çok tartışılacak gibi görünüyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar