• Reklam
Yeni bir partinin ilk işareti
Gülsüm ATİK

Gülsüm ATİK

Yeni bir partinin ilk işareti

24 Nisan 2019 - 09:22

Türkiye'de şubat aylarının başlarında her seçim öncesi olduğu gibi 31 Mart seçimleri öncesinde de yine AK Parti'de bir dönem etkili yerlerde bulunmuş ancak daha sonra etkisizleştirilmiş ya da dışlanmış eski siyasetçilerin ya da bakanların yeni bir siyasi oluşum içerisinde olduğuna ilişkin iddialar, gündeme getirilmeye başlanmıştı.

Ben de o süreçte yaşanan gelişmeleri ve değerlendirmelerimi 'Küskünler Partisi kurulur mu?' başlığıyla kaleme almıştım.

Aradan iki aydan biraz uzun zaman geçti ve adı bu oluşumun içerisinde anılan eski Başbakan Ahmet Davutoğlu önceki gün oldukça dikkat çekici ve çok kapsamlı bir eleştiri metniyle kamuoyunun karşısına çıktı.

İzlediği dış politikayla Türkiye’yi çok yanlış bir Ortadoğu politikasının içine atan Davutoğlu'nun o günlere dair bir özeleştiri yapmaktan çok AK Parti'ye yönelttiği eleştirilerinin ana hatlarının; liberal özgürlükçü, demokrasi, çoğunluk yanlısı temel hak ve özgürlüklerle, hukuk devletini öne çıkartan bir perspektife dayandığını söyleyebiliriz.

Davutoğlu'nun bu çıkışını AK Parti'nin kuruluş ayarlarına dönülmesi çağrısı olarak da görebilirsiniz.

Davutoğlu; her şeyden önce 31 Mart seçimlerinden hareketle AK Parti'nin tabanında bir daralmadan ve coğrafi bir alana sıkışmış olmaktan bahsediyor ki doğru bir tespit.

Bir eleştirisi de 31 Mart yerel seçimlerinde Cumhur İttifakı'nın söylemlerinin temelini oluşturan 'beka' meselesi. Davutoğlu, beka sorununun her şeyin önüne konulmasının yanlış olduğunu,  ittifak yapılarının sert söylemlerinin ülkede siyasi kutuplaşmayı arttırdığını ve sert yönlere savurduğunu belirtiyor.

Rakip partileri düşmanlaştırmanın doğru olmadığını ifade ediyor ve Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırıyı da kınıyor ve herkesi demokratik düzen içerisinde davranmaya çağırıyor.

Davutoğlu'nun en dikkat çekici uyarısı ise yargının kontrol altına alınma çabasının en büyük suç olarak görülmesi gerektiği. Bunun yanı sıra FETÖ’ye karşı tavizsiz verilmesi gereken mücadelede, farklı kişilere farklı kriterler uygulanmasının da mücadeleye zarar verdiğini belirtiyor. 

Ahmet Davutoğlu'nun en dikkat çekici eleştirilerinden birisi de başkanlık sistemine yönelik. 'Partili cumhurbaşkanı olabilir' ama 'Cumhurbaşkanı aynı zamanda parti başkanı olmamalıdır' diyerek, kuvvetler ayrılığı ilkesinin yeniden inşasına işaret ediyor. 

Bunların yanı sıra özgürlük-güvenlik dengesi meselesinin altını çiziyor ve basının, 'tek elden yönetilen bir propaganda aracı haline geldiğine' de dikkati çekiyor.

AK Parti'nin kuruluş yılarında gündeme getirilen 'yasaklar, yolsuzluklar ve yoksullukla mücadele' hedefi konusunda hangi durumda bulunduğunun samimi bir muhasebesinin yapılması gerektiği de Davutoğlu'nun tartışma yaratacak diğer bir uyarısı.

Davutoğlu ekonomideki durumla ilgili olarak da yaşadığımız durumu 'ekonomik kriz' olarak tanımlıyor ve bu krizin temelinde bir yönetim krizi yattığına işaret ederek, 'piyasalara güven verme konusunda bir sorun var' diyor. Ekonomik başarı için ön şartın hukukun üstünlüğünün sağlanması olduğuna işaret ediyor.

Kabaca özetlemeye çalıştığım Davutoğlu'nun bu uyarılarının anlamı: Ekonomi kötü durumda, hukuk devleti yok, güçler ayrılığı yok.

Peki, bütün bu eleştirilerin öznesi kim? 

Erdoğan'a atıfta bulunan tek bir cümlesi yok Davutoğlu'nun. Erdoğan'ı karşısına almadan parti içinde paralel bir odaktan bahsediyor ve buradan çıkmanın yolunun tekrar ilk baştaki değerlere dönülmesi olduğunu söylüyor.

Davutoğlu'nun bu metni kamuoyuna duyurmasının bence iki anlamı var. Çok büyük bir ihtimalle ya; 'Ben söyleyeceklerimi söyledim ama kaale alınmadım' diyerek parti oluşumuna gidecek ya da Ali Babacan’ın kuracağı Abdullah Gül destekli yeni bir parti oluşumunda kendine yer bulmaya çalışacak.

Kurulacak yeni bir partinin iddiası ne olur?

AK Parti'yi bir miktar bölmekten başka bir iddiası olacağını sanmam.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar