KORONA YAZILARI
Reklam
  • Reklam
İsa ABANOZ

İsa ABANOZ

KORONA YAZILARI

20 Kasım 2020 - 09:10

Edebiyatçı bir milletiz. Zor zamanlarda bile nükte yapabilen, ölürken güldürebilen, yaşarken ağlatabilen, bir yanımızla hayata bağlanabilen insanlarız. Nevi şahsına münhasır, sırrı çözülemeyen bir milletiz. Korona ile ilgili yazılan nükteler, şiirler, sözler güzel ve kapsamlı bir kitap çalışması yapılabilir. Biz ise Canik Anadolu Lisesi'nde bir çalışma başlattık. 10 yıl ileriye gidip geriye baktığımızda korona salgınının nasıl olduğunu, neler getirip neler götürdüğünü, bize neler yaşattığını anlatalım dedik. Acı, belki zaman zaman ağlatan, dertli, güldüren bir korona notu düşelim tarihe dedik. Böyle bir hikaye serisi başlattık ve bu çalışmalarımızda ve ödevlendirmelerimizde yazar adayları karşımıza çıktı. Bazı genç yazar adayları keşfettim çok şükür. Çok şükür ki bu yazar adaylarından bir tanesi Aysima Fidan. 9 E sınıfından. Çok hareketli, hayat dolu bir kız. Biz sadece ödevlendirdik, yönlendirdik, fikir verdik çocuklarımız ise yazıyor. Bu bizim için büyük bir mutluluktur. Aysima'nın yazdıkları ile sizleri baş başa bırakıyorum.

Camiye giden babasına ‘yer kap korona kapma’ diyen bir kız da bu edebiyata bir katkı sağlamıştır. Hiçbir pozitif bu kadar negatif olmamıştı, pozitiften bu kadar korkulması, negatifin ise insanı hayata bağlayan bir can damarı olması korona zamanlarında karşımıza çıktı...

VİRÜSLÜ HATIRALAR

“Sen?” 

Merhaba ben Mina, 23 yaşındayım, çocuk psikoloğu mesleğini yapıyorum, daha doğrusu stajı. Yine yorucu bir gün daha geçirdim. Bugün stajdan gelince dolaplarımı düzenleyeyim dedim. Dolaplarımı düzenlerken en üst rafta hatıra kutumu gördüm. İçine bir bakayım dedim hem meraklı hem de heyecanlıydım. İçinden birkaç mektup, fotoğraflar vb. şeyler derken bir maske buldum. İlk başta düşündüm maske? Burada ne işi vardı evet hastanede staj yapıyordum ama maskeyi niye koyayım ki? Sonra aklıma geldi, bundan 10 yıl önce…

Her şeyin başladığı zaman... 

Çinlilerden gelen haber yeni bir virüs. Tabii ki ben de inanamıyordum bize geleceğine. Hatta 8. sınıfta dershanede dalga konusuydu bu konu.

Tabii Türkiye’ye gelene kadar. Herkes gibi beni de endişelendirdi, korkuttu bu olay sonra. Okullar tatil oldu aklıma gelen şeyle hafif güldüm. Sınıftakilerin iki (2) gün okul diğer günler tatil olsun dedikleri dualar...

Artık nasıl ettilerse kabul oldu.

Sonra sokağa çıkma yasağı derken düştüğümüz durumlar. Evde artık bunalmış ve sıkılmıştım. O zamanları hiç unutmam…

‘Of canım sıkılıyor yeter artık! Okular açılsın uzaktan çok kötü oluyor…’ diye evde dolaşmam, zaten kitap okumayı severdim bu karantinada daha çok sardım ve eski günlerime geri döndüm, kitaplarla arkadaşlık zamanlarıma. Kitaplarımı sipariş eder en fazla 2 hafta sonra yenilerini, bir daha yenilerini. Bir şekilde böyle gitti hayat. Sonra baş düşman ‘LGS’ çıktı. O maskeyle o sınavı yapmak benim için bir Çin işkencesiydi zaten, önceden hep evde olmam hiç dışarı çıkmamam ve bunalıma girdikten sonra dışarı çıkmak da beni hayli etkilemişti, hem de bayağı bir.  Önceden hep maske takanlar kanser diyorduk ama o zamanlarda maske bizim bir aksesuarımız oldu. Hatta daha fazlası ayrılmaz bir parçamız. Önceden veba, verem, domuz gribi gibi ilaçları bulunmayan hastalıklar vardı. Bu da ona benziyordu aslında.

İnsanlar ölüyordu yavaş yavaş, cenazeleri bile iyi olmuyordu; beyaz adamlar alıp gömüyor bir dua ile bitiyordu. Önceden ilk zamanlar camide her akşam anons verilirdi, dualar okunur, ÂMİN derdik ama o da bitti. İnsanlar kimseyi dinlemiyor, bana bir şey olmaz diyorlardı. Peki ya biz. Sizin umursamazlığınız yüzünden hasta olduk herkes tek tek ölüyordu. Ve hepsi de sorumsuzluğu yüzünden başka kişileri hasta ediyordu. 

Gözlerim doldu birden eski güzel anılarım geldi aklıma. Korona olmadan önce ne kadar da eğlenirdik. Ne çok birlikte dolaşır, eğlenirdik. Gözümden bir damla yaş düştü, sonra aklıma karantinadaki hareketlerim geldi, o zaman da bir kahkaha koyverdim. Her an değişen ruh halimle oturdum orada, sessizdi her yer sanki zifiri bir sessizlik vardı. Yavaşça kalktım oturduğum yerden, orda kutuyu ve anılarımı bırakıp oturma odasına geçtim. Sessizce kapalı televizyona odaklandım o an bütün mutlu anılarım adeta gözlerimin önünden geçti. O zaman anladım geçmişin kıymetini, o zaman anladım kardeş dediğim kızların benim için ne kadar önemli olduğunu… 

Devamı var... Bizleri takip ediniz...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar