APOPHASİS NEDİR?
Reklam
  • Reklam
MURAT ŞENEL

MURAT ŞENEL

APOPHASİS NEDİR?

14 Eylül 2020 - 10:29

Selam ve sevgiler kıymetli okurlar. Gazete Gerçek sayfalarında bana ayrılan köşemde konularda sınırlama olmaksızın farklı bir bakış açısı ile olayları yorumlamaya çalışacağım. 

İlkler insan hayatında çok önemli yerler tutar. İlk adım, ilk kelime, ilk aşk, ilk araba, ilk ev, ilk çocuk… 

Listeyi uzatabilirsiniz ama ilklerin yeri bir başkadır hayatınızda. Yerel basında Gazete Gerçek sayfalarındaki ilk yazımın heyecanı da bir başka deyip başlayalım bakalım. 

Dilimizde pek çok yabancı kelime dolaşırken geçenlerde bir kelimeye fena halde takıldım. Apophasis kelimesi ilgimi çekti. Aslında günlük yaşantımızda o kadar sık karşılaşılıyor ki anlamını örneklerle açıkladığımda sizler de şaşıracaksınız.

Apophasis bir şeyden söz etme niyetinin olmadığını öne sürerek o şeyden söz etme anlamına gelen retorik terimdir. Bir parça daha açarsak inkar vasıtasıyla bir şeyi gözler önüne sermeyi sağlayan ironi çeşidi olarak tarif edilebilir. Yunanca kökenli bir kelime olup dilimizde ve günlük hayatımızda söylememekten yola çıkarak aslında bir şey söyleme şeklinde kullanılmaktadır. 

Özellikle ifade özgürlüğünün belirli noktalarda ve kişiler söz konusu olduğunda ortadan kalkmasından kaynaklı olarak daha sıklıkla kullanıldığına şahit olduğumuz bir kelimedir. Apofezik ve apopatik şeklinde ifade edilir. 

Örnekler verecek olursak sevilen bir dostunuzla ilgili konuşurken kullandığımız “kendisi yok, Allah’ı var şimdi” veya “adı lazım değil” gibi ifadeler ilk akla gelenler olabilir. Toplulukta herkesin kim olduğunu anladığı, ama sizin asla adını anmadığınız kişiyi ifade etme şeklidir.  

Siyasette çok daha farklı örneklerini sürekli görmekteyiz. Siyasi rakibinin eksikliğini veya dürüstlüğünü sorgulatırken isim vermemek adına “onun belediye başkanlığı esnasında oluşan kamu zararından bahsetmeye gerek dahi duymuyorum”,  “bugüne kadar siz kıymetli seçmenlerime yaptığım yatırımları hatırlamama gerek dahi duymuyorum” gibi söylemler apofezik örneklerden sadece bir kaçıdır.

Şehrimizde uzun yıllar önce yapılmış ve sonrasında zarar ettiği gerekçesi ile kapatılmış Çarşamba Şeker Fabrikası’nın yeniden açılması hamlesinde de bu sanatın (?) örneklerini gördük ziyadesiyle. “300 bin ton şeker pancarı işleyecek şekilde dizayn edilmiş fabrikamızı yöre insanına destek olmak amacıyla, 150 bin ton üretimle açmak üzere çalışmalara başlamışken, pandemi dolayısıyla fabrikamızı bu sezon açamayacağız” mesajı sanırım sizlere de yabancı gelmemiştir. 

“Sürekli olarak söylediklerinin tam tersini yapmaları neyse de yıllardır çalışmayan fabrikayı da açacaklarını söylemeseydiler keşke” derken ben de apofezik bir cümle kurmuş olabilirim. Ancak konu hukuka yöneldiğinde söz söyleme üstatları bu sayede kendilerini de rahatlıkla savunma şansını da beraberinde kullanma imkanı bulacaklardır. Ben asla onu kast etmedim cümlesi ne kadar inandırıcı olabilir?

Geçen ay sonunda Giresun ilimizde yaşanan sel felaketinde kesilen doğal ormanların yerine kökleri toprağı tutamayacak kadar sığ olan fındık ve mısır gibi ürünlerin 700 m. yüksekliğin üzerine doğru kontrolsüz şekilde ekilmesi, taşkın alanlarına konut hatta kamu binalarının yapılmasına göz yumulması, üstelik imar affı kapsamında bir çoğuna iskan verilmesi, yapılan yolların malzemelerinin taşınması ve uygun depo alanlarına depolanması yerine dere yataklarına dökülmesi, yetersiz menfez ve köprülerin imalatlarını ve işletme hataları yapılmış santralleri görmezden gelerek, tek suçlunun kamu kurumları ile vatandaşlar olduğunu söylemek kolaycılığı da gelinen noktada dikkatle irdelenmesi gereken hususlardır. 

Resmin geneline bakmaksızın detaylarda kaybolmak ve eyyamcılık yapmak apofezik en baba örnektir sanırım. Karadeniz’in deniz suyu sıcaklığı her yıl artıyor, su seviyesi de yılda ortalama yedi milim yükseliyor. Kararsız yağışlar ve iklim değişikliği tüm dünyayı etkiliyor. Tabiat kendini dizayn ettiğini zanneden şu an için baskın tür olan insanoğlunu gözle görünmeyen bir virüs ile kendine getirebiliyor. Gelinen noktada insanoğlunun sanayi devrimi ile başlayan emperyalist değişimi ve para kazanma hırsı en önemli faktör iken tüketime alıştırılan sıradan insanlar en büyük sıkıntıyı çekmeye, bedel ödemeye mahkum bırakılmaktadır.    

Küresel iklim değişikliği acımasız bir şekilde yüzünü dünyanın her yanında sergilerken biz hala canım Çarşamba Ovası’na termik santraller yapma sevdasındayız. Biyokütleye karşı, Avrupa Birliği ülkelerinde ve kendini AB dışına bir an evvel atma derdinde olan İngiltere ile ABD’de çok sayıda davalar açılmışken, imtiyazlı üyelikle oyalanan ülkemizde AB Çevre Yasalarına uyum yokken, dünyada en çok çöp ithal eden ülkeler liginde kafaya oynarken ve kendi çöpümüzün halen ancak yüzde 1’lik kısmını geri kazanırken, apofezik örneklemelere takılmayıp,  durup bir kez daha düşünmek gerekir. 

Sosyal mesafe, maske ve temastan uzak önlemlerle sağlıklı kalın. 

 

 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Yusuf
    1 gün önce
    Yazı için teşekkürler. Yeni köşende başarılar doğa dostu insan.

Son Yazılar