BAŞKANIN KUŞU GİBİ ORTADA KALMAK
Reklam
  • Reklam
MURAT ŞENEL

MURAT ŞENEL

BAŞKANIN KUŞU GİBİ ORTADA KALMAK

26 Ekim 2020 - 08:46

 

Bilindiği üzere kısa adı OECD olan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü her 3 yılda bir düzenlediği PISA testinin sonuçlarını eminim ki bir şekilde duymuşsunuzdur. 2018 yılı baz alındığında ülkemizden 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 73'ünü temsil eden 186 farklı okuldan 6 bin 890 öğrenci söz konusu teste tabi tutulmuştur. 3 yıl öncesine göre puanlarımızda bir artış söz konuş olsa dahi gençlerimiz "okuma, matematik ve fen bilimi" alanlarının tamamında OECD ülkeleri ortalamasının altında kalmıştır. 2018 yılı sonuçlarına göre 37 OECD ülkesi ile yarışan gençlerimiz sadece Slovakya, Yunanistan, Şili, Meksika, Kolombiya ve İspanya'yı geçerek 31. sırada yer almışlardır.  

PISA bünyesinde "okuma, matematik ve fen" alanlarında sorulan sorulara verilen yanıtlar doğruluk derecelerine göre 1'den 6'ya kadar sınıflara ayrılmaktadır. En düşük seviye 1 olup üst seviyeler ise "5 ve 6. seviye" olarak tarif edilmiştir. Ülkemizi temsilen seçilen gençlerimizin çok az bir bölümü 5 veya 6ncı seviyede yer almışlardır.  

Üzüntü veren durum ise ülkemiz adına yarışan gençlerin üst yeterlilik sıralamasında az sayıda olmalarına karşın, alt yeterlilik düzeyinde oldukça yüksek sayıda yer almalarıdır. Bu sınav sistemini yorumlayan eğitim uzmanlarına göre en alt düzeyde yeterlilik gösteren (düzey 1 ve aşağısı) çocukların oranı matematikte %36,7, fende %25,2, okumada %26,1 olarak gerçekleşmiştir. 

Okuma alanında en alt düzeyde yer alan gençlerimiz, önlerine gelecek metinlerde çok açık olarak verilmiş bilgileri saptayıp, değerlendirip ana fikre ulaşabilmektedirler. Ancak konu biraz daha karmaşık ve derin hususlar içerdiğinde kavrama yetileri yanı sıra değerlendirme ve sonuca ulaşma yetileri de kaybolmaktadır. 

Yapılan değerlendirmelere göre Türkiye'de 15 yaş grubundaki öğrencilerin sadece yüzde 3'ü yüksek başarı seviyesinde okuma becerilerine sahip iken, OECD ortalamasına göre okuma alanında yüksek başarı gösteren öğrencilerin oranı ise yüzde 9 olarak gerçekleşmiştir.

Ülke genelinden daha özele inelim ve şehrimize bakalım. Yaşadığımız şehirde aslında her an matematik alanında yer aldığımız seviyeye uygun tasarımlarla karşılaşmaktayız. Bir örnekle sizlerin farkındalığını artırmak isterim. 

Yeşilkent kavşağından bahsediyorum elbette. Denize paralel bir şekilde iki büyük ilçeyi birbirine bağlayan en kısa yol olarak açıklanabilir. Bu uzun güzergah tam bir v harfi şeklindedir. İlkadım ilçesi sınırlarında eski başkanın iki kuşundan birinin olduğu kavşak internette sık rastlanan Hindistan ülkesindeki kontrolsüz kavşaklara çok benzer bir durumda. Maharetli sürücüler sayesinde bir şekilde akış devam ediyor. Sonrasında ise Balaç mevkiine kadar ışıksız bir güzergah başlıyor ki evlere şenlik. 

Bu güzergah üzerinde en az on tane kavşak ve göbeği, yol bağlantılarını trafik işaretlerinden ve ışıklarından mahrum bırakmak kazaya davet çıkartmaktır. Özellikle özel okulların ve spor lisesinin bulunduğu kavşak noktalarına bir kere girmeye görün ortada başkanın kuşu gibi kalırsınız. Karşıya geçmek ne mümkün? Zaten trafiğe çıkan herkes, önceliğin kendisinde olmasını emreden gizli bir yasayla korunuyor gibi tam gaz devam ediyor. Bu uzun güzergah her iki istikamette Samsun-Ankara asfaltını kesiyor üstelik ama ne kesme. 

Atakum ilçesinden İlkadım ilçesine geçmek için kullanılan iki şeritli yol birden tek şeride düşüyor ve doksan derece dönüp bir viraja giriyorsunuz Kurbun tam orta noktasında Atakum ayrımı ve İlkadım ayrımı karşınıza çıkıveriyor. Uyanık ve saygısız pek çok sürücü bu durumu bilmesine rağmen iki şeridi de işgal edip ayrım noktasında sağ şeride geçerek İlkadım istikametine dönebiliyorlar. 

Tekrar uzunca bir tam daire çizerek bu kez kendinizi çift şeritten tek şeride düşerek dar bir yol ayrımında ve aniden Ankara- Samsun asfaltında buluyorsunuz. Yine bazı uyanık sürücüler kazaya davetiye çıkarırcasına ikinci şeridi kullanarak ana yola çıkıveriyor, sağ şeritteki sürücüleri de zor durumda bırakıyorlar. Hemen önünüze çıkan köprü bariyerleri de ana yola çıkmanızı engelliyor. 

Dedik ya İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesinde gördüğümüz bir dersin adı Karayolu ve Ulaştırma idi. Tüm yol standartlarını da öğrenmiştik. Şimdi merakım bu yolları ve güzergahları planlayanlar ve projelendirenler, ihale edenler ve kenti yönetenler bu dersleri hiç okumadı mı? Haydi, bu dersleri okumadınız ve mühendis değilsiniz, hiç mi internetten benzer yolları görmez misiniz? Veya sıklıkla korona öncesi yurtdışına giden kent yöneticileri, esir alınan rehineler gibi gözünüzde göz bantları ile mi kentleri gezdiniz? Sanırım sizi sadece güzel eğlence yerlerinde gezdirip, ağırlayıp yolcu ettiler ki yol örnekleri adına hiçbir şey göremediniz.

Yurtdışından ve yurtiçinden örnekleri göremediniz diyelim. Örnek arayanlar yukarıda yer alan uydu görüntüsüne bakabilirler. Hemen 800 metre mesafede TOKİ konutları ile otogar arasında yapılan yonca yolu hiç mi görmediniz? Kopyala yapıştır yapsanız sorununuzu rahatlık çözecek örnek gözünüzün önünde iken iki yaşında çocuğun eline kalem alıp karaladığı çizgiler kadar düzensiz bu yolu çizenler, planlayıp projelendirenlere, karar verip yolu yapanlara bu saatten sonra diyecek sözümüz yok. 

Bari bir an evvel Atakum ilçesindeki ve İlkadım ilçesindeki güzergahta oluşan sıkışıklığı hafifletmek adına, sabah ve akşam yoğunluğunda devre girecek bir sinyalizasyon sistemi devreye sokunuz böylece ana yol bağlantısındaki trafikte rahatlayacaktır. Bu işi de can ve mal kaybı oluşmadan yapınız. O yolu her günler binlerce öğrenci ve insanımız kullanmaktadır. 

Adında rahmetle andığım bir hocamız vardı. Tüneller dersine girerdi. Süleyman DEMİREL’e hocalık yapmış bir tecrübeydi. Şu sözleri hep kulağımdadır, doktor dostlarım alınmasın lütfen:

“Doktorlar hayatları boyunca belki bir hata yapar, o hata toprağın altında kalır, kimse görmez. Mühendis bir hata yapar yüz sene yer üstünde göz önünde kalır ve utanç abidesi olur. Bir yapıyı planlayıp projelendirirken dikkat edin.”

Hocamın dediğine ilave bu kavşakta yapılan hatalı proje, toprağın hem altında, hem de üstünde absürt bir mühendislik harikası olarak sanırım yüz yıl kalacak. Umarım herhangi bir can kaybına sebep olunmaz. 

Kalın sağlıcakla…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar