GİRESUN'DA YAŞANAN TAŞKIN VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ-II:
MURAT ŞENEL

MURAT ŞENEL

GİRESUN'DA YAŞANAN TAŞKIN VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ-II:

12 Ekim 2020 - 07:52

Sevgili dostlar merhaba…

Konumuz Giresun 22 Ağustos tarihinde Giresun ilinde yaşanan taşkınlarla ilgili tespitler ve çözüm önerilerini içermektedir. İlk bölümde Türkiye Ormancılar Derneği Merkez Yönetim Kurulunun 24.08.2020 Tarih ve 60.2 sayılı kararı ile TOD Giresun Temsilci Orman Yüksek Mühendisi Vural Aktaş ve TOD Üyesi Orman Yüksek Mühendisi Ali Kemal Günaydın sel bölgesinde incelemelerde bulunduklarını ve konu ile ilgili teknik rapor düzenlediklerini yazmıştım. İsterseniz devam edelim. Raporda önemli bir etken olarak HES yapılarına ve projelerine de atıfta bulunulmuştur.

“Giresun ili ve ilçelerinde taşkın yaşanan derelerin üzerinde çok sayıda HES (Hidroelektrik Santralı) inşa edilmiştir. Giresun genelinde 38 adet faal ve 7 adet de inşaatı devam eden HES bulunmaktadır. Bu HES’lerin yapımına izin verilirken düzenlenen ÇED (Çevre Etkileşim Değerleri) raporlarının yeterli bilimsel verilere dayanmadığı, bu raporların bağımsız uzmanlarca hazırlanmadığı, HES’lerin yapımına karşı çıkan yöre halkının itirazlarının dikkate alınmadığı anlaşılmıştır.

HES’lerin inşası ve bu HES’ler için açılan ulaşım yolları ile üretilen enerjinin enterkonnekte sisteme aktarılması için yapılan enerji nakil hatlarının geçtiği orman alanlarındaki ağaçların kesilmesi ile orman alanlarının daraltıldığı ve tahrip edildiği, bu inşaatlardan çıkan hafriyat, moloz, ağaç kök ve dallarının yamaçlardan aşağı atıldığı, bunların dere yataklarında birikerek sel durumunda sularla sürüklenip menfez ve köprülerin tıkanmasına ve taşkınlarla yerleşim alanlarının zarar görmesine sebep olduğu anlaşılmıştır.

Ayrıca son sel felaketinde bazı HES’lerin tahrip olduğu, bazılarının aşırı suyu tahliye için kapaklarını açtığı, bunun da derelerin debisini artırarak suyun tahribatını tetiklediği anlaşılmıştır” ifadeleri söz konusu raporda yer almaktadır.

Bilinenin aksine taşkın anında önemli miktarda sürüntü maddesi, kum çakıl ve orman artıkları, ağaçlar sürüklenerek genelde depolamasız olan yani büyük ölçekte gölalanı oluşturmayan HES yapılarına ulaştığında enerji üretimine ara verilir. Bir vadi içinde ve bir akarsu üzerinde yer alan ardışık HES projelerinin işletme metodunu DSİ firmalara ve kamuya ait tesislerin işletme mühendislerine iletir. Önemli bir husus depolamalı tesislerde göl alanında taşkınları öteleyerek daha az debide yatağa bırakacak şekilde taşkın hacimleri hesaplanır ve bu hacimde bir depolamanın göl alanında boş tutulması istenir.

Ancak göl gözlem istasyonları olarak adlandırılan depolama tesislerinde gölün su seviyesini anlık izleme imkanı sağlayan ölçüm sistemlerinin henüz kurulma aşamasında olması kontrolü zor hale getirmektedir. Ayrıca Karadeniz dereleri gibi yüksek eğime sahip derelerde taşkın hacimlerinin bırakılması ilave yüksek gövde yapıları ve kamulaştırma zorluklarını da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle pek çok HES tesisi depolamasız ve regülatör-kanal veya tünel sistemiyle tesis edilmektedir.

Edinilen bilgilere göre bazı tesislerin DSİ tarafından yapılan uyarılara rağmen taşkın hacimlerini ticari kazanç gerekçesiyle dolu tuttukları, bu nedenle göl alanları dolu halde taşkına yakalandıkları, tahliye kapaklarını da geç açmaları sonucunda hasarın büyüdüğü anlaşılmaktadır.

Yine aynı raporda “Dereli İlçesi-Aksu Çayı, Yağlıdere İlçesi-Yağlıdere Çayı ve Doğankent İlçesi ise Harşit Çayının kenarlarında yapılaşmıştır. Dar vadilerde kurulan bu ilçeler, arsa üretebilmek amacıyla içinden akan dereleri ıslah çalışması adı altında taş duvarlar ve beton perdelerle kanala alarak aktif su yatakları daraltılmıştır. Ortaya çıkan eski aktif su yataklarındaki arazilerde bir kısmı kaçak ve bir kısmı da yerel yönetimlerce yapılan imar planları ile yapılaşmaya izin verilmiştir. Bu alanlarda yapılan çok katlı binalarla rant elde edildiği anlaşılmaktadır. Bu eski aktif dere yataklarına bazı kamu binalarının da yapılmış olduğu görülmüştür. Kaçak binalar, zaman zaman çıkarılan imar afları ile yasallaştırılmış, bunun da kaçak yapılaşmayı teşvik ettiği anlaşılmıştır.

Sel felaketinde yıkılan 17 adet ve hasar gören 369 adet binanın bu eski aktif dere yataklarında olduğu görülmüştür. AFAD tarafından hasar tespit çalışmaları devam etmektedir. Peyderpey dere yataklarındaki diğer riskli binaların da yıkımı için kararlar verilip sahiplerine tebliğ edildiği, bu binaların boşaltılmasının istendiğine incelememiz sırasında tanık olunmuştur.”

Rahmetli Bülent Ecevit’in zamanında çok tepki çeken ve komün yaşama devşirilen KÖY_KENT projesi aklımıza gelmiştir. Hizmetlerden yararlanma açısından kısaca yerleşim yerlerinin dağınıklığını gidermek ve yatırım maliyetlerini azaltmak amaçlı bu projenin Karadeniz için yeniden yerleşim-sağlıklı yerleşim amacıyla gözden geçirilmesi ve uygulanması benim bir önerim olarak sunulmaktadır.

Raporun ilerleyen bölümlerinde “Yörede, gerek Karayolları Genel Müdürlüğü ve gerekse yerel yönetimlerce yapılan yeni yol inşaatları ve eski yolların genişletilmesi ile güzergâh ıslahı çalışmaları sırasında yer yer yine orman alanları tahrip edilmektedir. Dik yamaçlara sahip bu yol güzergâhlarında yüksekliği yer yer 15-20 m.’ ye ulaşan şevler oluştuğu, bu şevlerin heyelanlarla akmasını önlemek için metrelerce uzunluğunda ve yüksekliğinde istinat duvarları inşa edildiği görülmüştür. Bu yol inşaatları sırasında çıkan hafriyatın dere yataklarına atılması nedeniyle dere yataklarının daraltılmış olduğu görülmüştür.

Bu yolları kesen yan dereler üzerinde inşa edilen menfez ve köprü gibi sanat yapılarının bu havzalar için yapılması gereken debuşe hesaplarının doğru yapılmadığı kanaatine varılmıştır. Bu inşaatlarda ki mühendislik ve inşaat hataları nedeniyle taşınan rusubat menfezlerin ve köprülerin tıkanmasına, bir kısmının yıkılmasına, bir kısmının da hasar görmesine sebep olmuştur. Bunun da sel ve taşkın felaketinde mal ve can kayıplarını arttırdığı anlaşılmıştır.

Tirebolu- Doğankent karayolunda sel sularının tahribatı ile çöken menfeze bir jandarma aracı düşerek 5 asker ile bir iş makinası operatörü sel sularına kapılarak şehit olmuşlardır. Bu menfezin altının oyulduğu, her an yıkılıp bir kazaya neden olacağını gören bir Giresun İl Genel Meclis üyesi bu durumu yazılı olarak bildirmesine rağmen herhangi bir önlem alınmadığı öğrenilmiştir” ifadeleri de dikkate şayan tespitlerdir. Tüm bu tespitlerden sonra acilen alınması gereken önlemler konusunda öneriler neler olabilir?

Söz konusu su havzalarının, havza bazında yapılacak entegre planlamalarla ıslahı gerekmektedir. Alınacak önlemlerin vatandaşlara, ekonomik ve teknik gücü yeterli olmayan yerel yönetimlere bırakılamayacağı, bu havzaların ıslahı için alınacak önlemlerin merkezi yönetimce tahsis edilecek kaynaklarla, bilime ve tekniğine uygun planlamalarla yapılabileceği öngörülmektedir.

Bu hesaplamalarda küresel iklim değişikliğinin olası senaryolarının da dikkate alınması gereklidir. Kentleşmenin ve yerleşimin aktif dere yataklarından uzak sağlam zeminlerde yapılması, dere yataklarında ki riskli binaların sahipleri mağdur edilmeden yıkılması, dere yataklarının doğal mecralarının korunması gereklidir. Dağınık yerleşim yerlerinin bir araya toplanması, daha az kazı, daha az yol ve daha az tahribat anlamına gelecektir.

Orta ve Doğu Karadeniz genelinde mevcut ve yapımına devam edilen HES’lerin yarattığı tahribat incelenmeli, riskli görülenler durdurulmalı ve ıslah edilmelidir.

Son yıllarda yörede giderek artan maden ve taş ocakları alanları yeniden değerlendirilmelidir. Özellikle riskli yapılar olan atık depolama barajları, sıyırma kazılarından çıkacak malzemelerin döküleceği alanlar ile önlemler titizlikle gözden geçirilmelidir. Bu havzalarda inşa edilmesi düşünülen maden, taş ocağı ve HES’ler de dahil olmak üzere tüm işler için düzenlenecek ÇED raporlarının tarafsız uzman kişilerce yapılması ve kamu tarafından denetlenmesi zorunlu olmalıdır. Mevcut durumda proje sahibinin anlaştığı proje firmaları tarafından hazırlanan raporlar idarelere sunulmaktadır. Kamu kontrollerinin baskıdan uzak ve tarafsız gözlemler ile yapılması önem arz etmektedir. Birçok yatırımcı firmanın siyasi ve maddi gücü ile kamu yöneticileri (olduğunu düşünmemekle beraber) baskı altına alması önlenmelidir. 

Yamaç arazilerde yapılacak yolların viyadük ve tünel ağırlıklı projelendirilmesi ve inşası, çıkan hafriyatın dere yataklarına atılmaması, sanat yapılarının iklim değişikliği de göz önünde bulundurularak heyelan, sel gibi doğal afetler ile dere yağış havzalarının taşkın debi hesaplarının doğru yapılması, mevcut sanat yapılarının yeniden incelenerek tekniğine uygun olmayanlarının ıslah edilmesi gereklidir.

Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesindeki devlet ormanlarının amenajman ve uygulama planları yeniden değerlendirilmeli, muhafaza ormanlarının sayısı ve alanlarının arttırılması ve bu muhafaza ormanlarında üretim yapılmaması gereklidir. Özellikle son yıllarda üst kotlara doğru yayılım gösteren fındık sahalarının kontrol altına alınması gereklidir.

Karadeniz bölgesindeki orman varlığına ve fındık üretiminden arta kalan atıkların yakılması suretiyle enerji üretmeye yönelik artan sayıda biyokütle termik santrallerinin, doğal ormanların kesilerek daha kısa sürede yetişecek sanayi tipi, bu santrallere yakıt temini amaçlı orman türlerine geçişi özendirecek yatırım politikalarına karşı önlemlerin bir an evvel alınması gereklidir. 

Dünya üzerinde önemli medeniyetler su yollarına yakın hatta kıyısında kurulmuşlardır. Ancak atalarımızın yaptığı birçok tesis ve özellikle köprüler yıllara inat sapasağlam yerlerinde dururken, yeni yapılan köprü ve menfezlerin ilk taşkında yıkılması düşündürücüdür.

Kalın sağlıcakla…

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar