TANRI MATEMATİKÇİ Mİ?
Reklam
  • Reklam
MURAT ŞENEL

MURAT ŞENEL

TANRI MATEMATİKÇİ Mİ?

19 Ekim 2020 - 12:19

Mario Livio adlı yazarın bir kitabı elime geçti. Mario Livio 1945 yılında Romanya’da Bükreş’te doğmuştur. Livio İsrail asıllı, Amerikalı astrofizikçidir. Bilim ve matematiği popülerleştiren eserlerin yazarıdır. ‘Neden?’, ‘Tanrı Matematikçi mi?’ gibi oldukça okunan kitapları vardır. 24 yıl boyunca Hubble Uzay Teleskobu'nu işleten Uzay Teleskopu Bilim Enstitüsü'nde astrofizikçi olarak çalışmış bir bilim adamıdır. 

Kitabının önsözünde bir anısından bahseder. Cornell Üniversitesi’nde bir konuşma yapmak üzeredir. İlk slaytında yazımıza konu cümle yer alır. Tanrı Matematikçi mi? Slayt perdeye yansıyınca ön sıralarda oturan bir genç dehşetle şöyle söyler: ‘Aman Tanrım, umarım değildir!’

Hemen herkesin hayatında hiç farkına vardırmadan yer alır bu bilim. Doğal gaza zam geldiğinde hemen bir hesap yapılır, markette ürünler arasında gezerken ve hükümetlerin açıkladığı enflasyon rakamları ile stantların gösterdiği enflasyonu bir çırpıda hesaplarız. Artık her akşam Sağlık Bakanının yaptığı korona açıklamasında da en küçüğümüzden en büyüğümüze hemen bir matematik modelleme yapar ve yorumları sıralarız. Dövizdeki hareketler bazılarını ilgilendirmese dahi çoğumuz geleceğe yönelik tahmin yaparken de matematikten yararlanırız. 

Televizyon programlarındaki borsa uzmanları, strateji araştırmacıları, anket firmaları sahipleri, kiraya yapacağı zammı düşünen ev sahipleri, benzin pompa fiyat değişikliğini takip eden ama sürekli 50 TL’lik benzin aldığı için fiyat artışlarının etkilemediği vatandaş dahi matematiğin müthiş dünyasının içinde yaşadığını fark etmeyebilir. 

Matematik bazılarımıza göre dört işlemden ibaret, bazılarımız içinse dünyayı hatta kainatı tanımlamaya yarayan en önemli kavramdır. Eski çağlardan bu yana ülkemiz topraklarında da matematikçi yaşamıştır. Pek çok matematik kuramı bu topraklarda keşfedilmiştir. 

Örneğin Thales M.Ö. 624 yılında, şimdiki Aydın ili sınırlarında kalan Milet antik kentinde doğmuş, M.Ö. 546 yılında ölmüştür. Sokrates öncesi dönemde yaşamıştır. İlk filozoflardan olduğu için felsefenin ve bilimin öncüsü olarak kabul edilir. Bir daire içine üçgen çizilmesi problemini çözümlemiştir. Ters açıların eşitliğini o doğruladı. Üçgenlerin özellikleri ve Thales bağıntıları birçok alanda kullanılmaktadır. 

Sadece Thales mi? Pisagor M.Ö. 596-500 yılları arasında yaşamıştır ve “Evrenin hakimi sayıdır. Sayılar evreni yönetiyor” diyecek kadar sistemi matematiğe bağlamıştır.

Ege’nin karşı sahilinden olup Yunan filozofu ve matematikçisidir. Ülkesinde hüküm süren politik baskılardan kaçarak, İtalya’nın güneyindeki Kroton şehrine gelmiş ve okulunu burada açarak şöhrete kavuşmuştur. Çarpma cetvelinin (ilkokuldaki öğrencilerin kabusu Çarpım Tablosu) bulunuşu ve geometriye uygulanması, yine Pisagor tarafından yapılmıştır. 

Pisagor’un matematik, fizik, astronomi, felsefe ve müzikte getirmek istediği yenilik, buluşlar ve ışıkları hazmedemeyen bir takım siyaset ve din yobazları halkı Pisagor’a karşı ayaklandırarak okulunu ateşe vermişler, Pisagor ve öğrencileri bu okulun içinde alevler arasında İ.Ö.500 yıllarında ölmüşlerdir. Pisagor’un ve öğrencilerinin çalışmalarının birçoğu bu alevler arasında yok olup gitmiştir.

Arşimed’e ne demeli? M.Ö. 287-212 yılları arasında yaşamış bir alimdir. Meşhur astronom Fidiyas’ın oğludur, Aslen Sicilya Adası’nda Siraküza şehrinde doğmuştur.  Kral II.Hieron’un akrabasıdır. Bu nedenle, para sıkıntısı çektiği söylenemez ama yaptığı çalışmalar sebebiyle ona, dünyadan gelip geçmiş üç büyük matematikçiden biri gözüyle bakılır. Bunlar sırasıyla, Archimedes, Newton, Gauss’tur.

Arşimed Roma Şefi Marcellus’un yanına gitmek üzere kendisini izlemesini emreden askere, üzerinde çalıştığı bir problemi bitirmeden kalkmayacağını söylemiş, problemin çözümünün uzun sürmesine kızan asker, kılıcını çekerek yetmiş beş yaşındaki yaşlı ve silahsız geometriciyi İ.Ö. 212 yılında canice öldürmüştür. 

Daha çok sayıda bilim adamı sayılabilir. Hemen hepsi kainatın ilahi düzeninde rastladıkları matematik modelleri incelemiş ve yorumlamak üzere vakit harcamışlardır. Birçoğu zamanında anlaşılamamış, hatta yukarıda yazdığım iki örnekte olduğu gibi yaptığı çalışmaları okumaktan, anlamaktan aciz zorbalar ve yobazlar tarafından katledilmişlerdir. 

Gelelim günümüze, en çok merak ettiğim sorulardan birini sizinle paylaşmak istedim. Pisagor denklemi, dik üçgenin kenarlarını basit bir şekilde ilişkilendirir. Böylece herhangi bir iki tarafın uzunluğu biliniyorsa üçüncü tarafın uzunluğu bulunabilir. Teoremin başka bir sonucu, herhangi bir dik üçgende hipotenüsün diğer taraflardan herhangi birinden daha büyük, ancak toplamlarından daha az olmasıdır. 

Sorum şu: “Türk insanı neden karşıdan karşıya geçerken en kısa yol olan dik çizgiyi yani dikine hattı kullanmaz ve hipotenüsü yani dik üçgenin uzun kenarını kullanır?” 

Cevap yine toplumun matematik bilgisinde yatar. Kısa adı OECD olan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü her 3 yılda bir düzenlediği 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren PISA testinin 2018 yılı sonuçlarına bakalım. 2018 yılı sonuçlarına göre 37 OECD ülkesi ile yarışan gençlerimiz sadece Slovakya, Yunanistan, Şili, Meksika, Kolombiya ve İspanya'yı geçerek 31. sırada yer almışlardır.  

Ülkemiz adına yarışan gençlerin üst yeterlilik sıralamasında az sayıda olmalarına karşın, alt yeterlilik düzeyinde oldukça yüksek sayıda yer almalarıdır. Bu sınav sistemini yorumlayan eğitim uzmanlarına göre en alt düzeyde yeterlilik gösteren (düzey 1 ve aşağısı) çocukların oranı matematikte yüzde 36,7, fende yüzde 25,2, okumada yüzde 26,1 olarak gerçekleşmiştir. 

Okuma alanında en alt düzeyde yer alan gençlerimiz, önlerine gelecek metinlerde çok açık olarak verilmiş bilgileri saptayıp, değerlendirip ana fikre ulaşabilmektedirler. Ancak konu biraz daha karmaşık ve derin hususlar içerdiğinde kavrama yetileri yanı sıra değerlendirme ve sonuca ulaşma yetileri de kaybolmaktadır. 

Ben sorumun cevabını buldum. Ama hala bazı sorularıma yanıt aramaktayım. Örneğin;

-Bankaların kapılarında çalışma saatleri yazılı olduğu halde, saatin gelmesini beklerken yanınıza yaklaşan vatandaşın yazıyı okumasına rağmen size banka kapalı mı diye sorması…

-Vezne önünde veya bankamatik önünde kuyrukta beklerken yanınıza birinin yanaşıp sırada mısınız diye sorması…

-Zararları bilinmesine rağmen bir tesisin açılması için canla başla çalışanların bir zararını görürsek şalteri indiririz demesi…

Aslında soruların cevaplarını PISA sınavının sonuçlarına bakarak ben buldum. Başlıktaki sorunun cevabını merak ederseniz Mario Livio’nun kitabını alıp okumanızı tavsiye derim. Bence cevap kocaman bir EVET. Ya sizce? 

Kalın sağlıcakla…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar