• Reklam
ENDÜSTRİYEL FUTBOLDA ŞİRKETLEŞME VE KURUMSALLAŞMA...
Ömer BİNGÖL

Ömer BİNGÖL

ENDÜSTRİYEL FUTBOLDA ŞİRKETLEŞME VE KURUMSALLAŞMA...

02 Haziran 2018 - 10:32

Aslında uzun bir süredir yazılarımızda ülkemizde faaliyet gösteren profesyonel futbol kulüplerinin yönetimsel anlamda en büyük sorunlarının başında dernekler masasına bağlı tüzel kişilikler olarak faaliyetlerine devam etmeleri olduğunu belirtmiştik. 

 

Kısa bir örnekle açıklamak gerekirse hiçbir gelir ve gideri olmaksızın Samsun’da 2. Amatör ligde faaliyet gösteren bir kulübün tüzüğü ile 60 milyon TL borcu olan Samsunspor’un ya da 450 milyon euro borç hacmine sahip olan Fenerbahçe’nin tüzüğünün ve yönetiliş biçiminin aynı şekilde olmasının Türk futbolunu büyük bir açmaza sürükleyebilecek handikapları beraberinde getirebileceğini söyleyebiliriz.

 

Dünya futbolunun endüstriyel bir süreç içine girmesiyle birlikte, futbol kulüplerinin hızla şirketleşmeye başladıklarını görüyoruz.

 

Aslında bu gelişme, futbolun geçirdiği yapısal değişimin de bir göstergesi.

 

Çünkü futbola ilişkin tüm ögelerin yapısal bakımdan değişim ve gelişimi, kulüpleri de şirketleşmeye zorlayan en önemli faktördür. 

 

Futbol pastasından daha fazla pay alabilmenin en önemli yolu günümüzde şirketleşmekten geçiyor.

 

Haliyle kulüplerin ekonomik anlamdaki büyüklüğü futbol pastasından aldıkları pay ile doğru orantılı olduğunda gelir gider dengesi sağlandığı takdirde kulüp yöneticileri tarafından yapılan transfer yanlışları ya da sportif başarısızlıklar da tölere edilebilir bir hal alıyor.

 

Eğer Samsunspor gibi herhangi bir kurumsal yapıya sahip değilseniz ve üstüne üstlük birde sabit gelir kaynaklarına sahip değilseniz 60 milyon TL gibi ulusal bazda görece olarak küçük bir meblağ sayılabilecek borcun kulübün profesyonel faaliyetlerine son vererek kapanma noktasına kadar geldiği gibi alt yapısal reformları ve hamleleri yapma olasılığınız da ortadan kalkmış oluyor.

 

Ya da şehrin kamburu olarak adlandırılarak marka değerinizi kaybedebiliyorsunuz.

 

Sorulması gereken en önemli soruların başında ise;

 

Kulüp idaresinden sorumlu geçmiş dönem yönetimlerinin bilinçsiz bir şekilde yapmış oldukları hataların diyetini neden konu ile alakasız kişiler ödesin ki?

 

Genellikle futbol dışı farklı sektörlerde faaliyet gösteren ve günümüz futbolundan bihaber çoğunlukla iş adamı sıfatı ile karşımıza çıkan yönetici profilleri Türk futbolunun bugün geldiği noktada en önemli aktörler değil midir?

 

Futbol kulüplerinin gelişen endüstriyel futbol piyasasında daha etkin aktörler olabilmeleri, onların bu piyasadan daha fazla pay alabilmelerine bağlıdır.

 

Rekabetçi piyasa içinde kulüplerin pastadan maksimum payı alabilme mücadelesi, kulüpleri yeni gelir kaynakları yaratma yoluna itmiştir.

 

Bu amaçla kulüpler daha değişik, daha uzun vadeli ve daha düşük maliyetli fonları sağlayabilmek için sermaye piyasalarına açılmışlardır.

 

Bu da futbolda şirketleşme ve kurumsallaşmanın gereğini bizlere fazlasıyla anlatmaktadır.

 

Kendi içerisinde denetleme mekanizmalarına sahip birbirinden farklı alt kurulların oluştuğu kurumsal bir kimlik.

 

Hatta işi bir adım daha öteye götürmek gerekirse gönül verenlerine kulübün kapısını doğru projelerle çaldığı takdirde ekonomik yönden kazandıran bir sistem.

 

Ayrıca çağın gereksinimlerini karşılamaktan uzak ve hantal bir yönetim anlayışı ile yapılan hiçbir yanlışın hesabını vermeden alınan bir olağan üstü kongre kararı ile topu taca atmak bir kenara, stadyum dışına atarak tüm sorumluluklarını dernekler masasındaki tüzel kişiliğine son vermek kaydıyla bırakarak bugün bizlerin yaşadığı sorunlarla muhatap olmamızın zeminini hazırlayabilecek yönetim ve yönetici profili de ortadan kalkmış olacaktır.

 

Şu anda dernek statüsü ile yönetilen tüm kulüplerin şirketleşme ve kurumsallaşmasının yasal yollar ile alınan kararlar doğrultusunda yasal zemin üzerinde yapıldığını da belirtelim.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar