ÇOCUKLARIMIZA MEKTUP-3
SELMAN ÇUBUKÇUOĞLU

SELMAN ÇUBUKÇUOĞLU

ÇOCUKLARIMIZA MEKTUP-3

05 Şubat 2022 - 09:03

İki gözümün çiçekleri, can pareleri, aydınlık yarınlarımız ve güvencemiz olan çocuklarım…      

Size bugünkü mektubumda ekonomiden bahsedeceğim.                                                      

Bizim zamanımızda Dolar, Frank ve Mark vardı.                                                                       

Özellikle revaçta olan Alman Mark’ı idi. Siz gidip de bankadan, kuyumcudan, döviz bürosu gibi yerlerden peynir ekmek alır gibi bu dövizleri alamazdınız.                                                      

Zaten 70 cente muhtaç olduğumuz (!) yıllardı.

Dövizi ya karaborsadan ya yurtdışından gelen bir gurbetçiden ya da eşten-dosttan edinirdik.                                                                                

Normal vatandaşın zaten öyle döviz talebi falan olmazdı.

Yurtdışında işi olan, oradan eşya alacak olan ve yatırımcı döviz arardı.                                                    

Normal vatandaşın döviz diye bir derdi yoktu ki. Türk lirası ile sürerdi hayat bizde…                  

Her ne kadar hayat pahalı da olsa, enflasyon da olsa, karaborsa da olsa; paramız TL idi.                                               

Güzel yüzlülerim, akıllı çocuklarım, saf ve temiz duygulu evlatlarım…                                                

Bir zamanlar bu yabancı paralar karşısında değerli iken, son 50 yılda sobayı gören buz misali eriyen -buhar olan paramızın varlığını ve durumunu kavrayın diye size bir şeyler anlatmaya çalışıyorum.

***

Paramızın değeri düştü. Hem de ne düşme; kafaüstü çakıldı. Daha 10-20 yıl evvel sefalet çeken komşu ülkeler bile gelip bizden alışveriş ederek bize bıyık altından kıs-kıs gülüyorlar. 

Bulgarlar, Yunanlılar, Gürcüler gelip bizden değerli olan paraları ile evlerinin mutfak ihtiyaçları, giyim ve sağlık harcamalarını neredeyse kelepir fiyatına tedarik ediyorlar.

Paramız pul oldu. Komşuya gün doğdu!

Dolar karşısında değer kaybeden Şili ve Arjantin’i geçerek dünyada 1. sıraya biz yerleştik.                     

Şimdi de Kurtuluş için “Çin Modeli” düşünüyoruz.

Maşallah ekonomimiz Milletler Cemiyeti gibi!

Eskiden çok önemli bir olay ve durum karşısında döviz fiyatı oynardı.                                   

Aslında her ne kadar dövizi enflasyon, faiz, cari ödemeler, kamu borçları, ticaret oranları, politik yapı, piyasalardaki durgunluk ve spekülatif eylemler belirlese de oysa şimdi Amerika hapşursa, İngiltere gaz çıkarsa, Almanya esnese, Rusya horlasa, Çin oynaşsa, Fransa kızsa, Hollanda homurdansa bizim dövizler fırlıyor.

Yavru kuzularım, ülkemin yarınları, memleketimizin temel taşları olan çocuklarım…

Eskiden cebimizde Dolar, Mark, Frank, Sterlin yoktu. Şimdi sokaktaki adamın cebinde kara gün için 500-1000 dolar var.

Evet, benzin, gazyağı, margarin, sigara, tüpgaz gibi bazı şeyler kısıtlıydı.

Kuyruğa girerdik, beklerdik, alırdık, aza kanaat eder, sonuçta paramızla alırdık.

Evet, zor yıllardı, güç zamanlardı. Dünya konjonktürü de öyleydi. Küresel sorunlar vardı.

Ama kanaatkardık, zor olurdu ama erişirdik. Bir şekilde mutlu yaşardık.

Ama şimdi alacak para yok. Para yok; saadette yok!

Dövizin her gün rekor kırdığı bir ülkede yaşıyoruz şu an…

Bugün 100 liraya aldığım bir malı yarın sabah uyandığında 130 liraya alma şansına sahip bir ülkeyiz şu an...

Eskiden şu yoktu, bu yoktu, o öyleydi, bu böyleydi söylemlerini bırakın...

Siz bu gününüze bakın...

Son yıllarda alamadıklarımızın, kayıplarımızın, asgari gereksinimlerimizdeki açığın, kısaca avucumuzdan kayanların durumuna göz atın siz…

Ne kadar altın alıyorduk, şimdi ne alıyoruz?

Ne kadar ekmek alıyorduk, şimdi ne alıyoruz?

Ne kadar benzin alıyorduk, şimdi ne alıyoruz?

Ne kadar yağ, şeker, bulgur, fasulye, pirinç, süt, peynir, et, yumurta alıyorduk, şimdi ne alıyoruz?

Bana bunların hesabını yapın…

İşte en iyi ekonomi eğitimi budur. Bu kadar basit…

Maval okumaya, hikaye anlatmaya, laf salatasına, günü kotarmaya, safsataya hiç gerek yok.

İşte basit ve en kolay ekonomi budur.

Güzel gözlülerim, parlak zekalılarım, ülkenin can damarları, değerli yavrularım…

Atatürk ne demiş?

“…Ekonomisi zayıf bir ulus, yoksulluktan ve düşkünlükten kurtulamaz; güçlü bir uygarlığa, kalkınma ve mutluluğa kavuşamaz; toplumsal ve siyasal yıkımlardan kaçamaz. Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner...”

Her alanda olduğu gibi ekonomik zaferler de yeni nesil sizlerle sağlanabilecek gibi gözüküyor.

Arslan parçalarım, ay yüzlü perilerim, geleceğimizin yönlendiricisi olan evlatlarım…

Bizden geçti, beceremedik, yapamadık.

Size güveniyor ve inanıyorum; başarabilirsiniz…

Darısı başınıza!

Selametle kalın, umutlu olun dünya güzellerim...

 

 

                                                                           

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Yaşar Uyar
    4 ay önce
    Ağzına sağlık güzel insan , eskiden yoksulduk fakat umutluyduk, devran gri olsada bize düşen bu umudu harlamak, selamlar saygılar

Son Yazılar