PİRİNÇ TANELERİ  
Reklam
  • Reklam
SELMAN ÇUBUKÇUOĞLU

SELMAN ÇUBUKÇUOĞLU

PİRİNÇ TANELERİ  

01 Mart 2021 - 10:37

 

Bir kişi çiftçilik yapıyorsa ve ona gıcığınız ö-kininiz- gareziniz varsa şöyle beddua edin:

“İnşallah tütün yaparsın. İnşallah çeltik biçersin!”

Bu nasıl beddua yahu diyeceksiniz…

Bu acccccayip bir bedduadır.

Bu küfürden beter, ızdıraptan öte, lanet gibi bir şeydir.

***

Bilenler bilir…

Meşakkatlidir tütün tarımı…

Tohumu ekersin andala fide olunca şaşırtırsın, tarlaya sularsın, çapalarsın, gübrelersin… 

Sabahın köründe yaprak hasadını yapar, el-el hasat ettiğin yaprakları tek-tek iplere dizersin, kurutursun denk eder, balyalarsın. Aile boyu emek verirsin. Çoluk çocuk, ana baba, konu komşu, eş dost beraberce…

Gerçekten çok zordur tütün tarımı neredeyse bu hikaye 15-16 ayda kendini tamamlar. Yani bir yılın emeğinin karşılığını ertesi yılın ortasında anca alırsın.

Bir meşakkatli ürün de çeltik yetiştirmektir.

Tarlaları dev havuzlar haline getirirsin ki bunlara tava denir.

Tavaları su doldurur, karıştırırsın, 3-5 gün evvel ıslatılan ve çimlenmeye başlanan tohumlar buralara atılır. Üzerine çökelen çamur-mil tabakası altında çeltikler büyümeye başlar.

Su ile sevgilidir çeltik…

Aşkları müthiştir.

Çiftçi de hep su içerindedir. Barlardan barlara (Amerikan bar değil. Çeltik bentleri bunlar) geçerek suyu yayar çiftçi…

İlaç, gübre, ter, emek, yorgunluk gırla gider bataklık gibi tarlada…

Yabani otu, hastalıkları, su içinde sivrisinek, böcekler ve yılanlar da caba… 

Sonunda çeltikler hasat edilir, kavuzdan ayrılır, parlatılır ve sofranıza pirinç adıyla servis edilir…

Artık pilavınızı kuru fasulyeli mi, etli mi, tavuklu mu? Nasıl yersiniz, o size kalmış.

***

Hepimiz çocukluğumuzda sofrada tabakta yemek bıraktığımızda büyüklerimiz kızar: “Bitir onları günah günah” derlerdi.

Rahmetli büyüklerim tabakta bıraktığım pilavın pirinç tanelerini göstererek: “Onları ye! Yoksa öbür tarafta peşinden gelip, hesap sorarlar senden!” diyerek bizi korkuturlardı.

Valla gece o pilavın pirinç taneleri rüyama girerdi.

Arkamdan koşturan, ter içinde bırakan, hesap soran pirinçler kabusum olurdu.

Çocukluk işte…

Nasıl bilinçaltı yapıyormuşuz?

Ama etkilenirdim bu olaydan son tanesine kadar bitirirdim pilavın hepsini…

Tabaktaki kalan son 3-5 taneyi bile çatalın tersiyle bastırarak toplar, tabağı tertemiz ederdim…

Hala bu iş bende devam ediyor.

Nasıl etkilenmişim, nasıl bir yer etmişse içimizde?

Çocuklara veya soframdaki bir kişiye de bunu adeta zorla yaptırıyorum.

***

Aslında mantalite şu:

İsraf etme!

O bir tane pirincin nasıl yetiştiğini bilmeyen bir insan için bu önemsiz bir şeydir.

O bir tane pirinç tanesinin macerasını bilmeyenler için hikaye gibi bir iştir.

Ama o çeltiğin sofraya erişene kadar geçenleri bilirseniz

O, nimettir…

O, kutsaldır…

O, Allah’ın bir lütfudur…

Bu söylediklerim sadece pirinç tanesi için değildir.

Pirinç tanesi nezdinde tüm yiyecekler-içecekler içindir.

Ekmek, et, süt, meyve, sebze aklınıza gelen her ürün, bize bağışlanan her tüketim maddesi içindir.

Ne demiş yüce dinimiz bu hususta;

"Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz; çünkü Allah israf edenleri sevmez."

İsraf haramdır…

İsraf milli ekonomiye hıyanettir.

Bu ülkenin üretenine, ürünü işleyene, sofranıza sunana karşı işlenmiş bir suçtur.

Bu ülkede her gün ortalama 6 milyon. Evet yanlış duymadınız 6 milyon ekmek çöpe gidiyor!

Gün gelir bir parça ekmeğe, bir avuç pirince, bir dirhem ete ihtiyacımız kaldığında aklımızın başına gelmesini beklemeksizin şunu hatırlayalım yeter:

“Tüketebildiğin Kadarını al, çiftlikten sofrana gelen her lokmanı koru…”

Kalın sağlıcakla…

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Eyüp TOKSAL
    1 ay önce
    Harikasın birader, bu arada pilav, etli kurufasulye ile bir baş soğanla iyi gider sende bilirsin

Son Yazılar