FRENLER BOŞALDI
Süleyman SALUR

Süleyman SALUR

FRENLER BOŞALDI

14 Haziran 2019 - 09:22

2013 yılından bu yana kriz yönetimi ile yönetilen ekonomimiz, 2019 yılında kriz yönetiminin krizi ile baş başa kalmıştır. 

Son olarak beklendiği gibi faizlerin artırılmaması bu durumun açık bir özetidir.

Çünkü hem faiz artışı yapmamak hem de TL’nin değersizleşmesini aynı anda önlemek mümkün değildir.

İşin gerçeği rejim krizi ekonomi politikasını kilitlemiştir.

Yönetimin elindeki seçenekler gittikçe yok olmakta, pansuman tedbirler ile düzlüğe çıkılabileceği tahminleri yapılmaktadır.

Bilindiği üzere Cumhurbaşkanımız ekonomi kurmayları ile birlikte Londra ziyareti gerçekleştirmiş, ilk ziyaret hüsranla sonuçlanmış; ikinci ziyarette ise bir mutabakat imzalanmıştır.

Bu mutabakata göre Türkiye’de kur istikrarının sağlanacağı yüksek reel faiz getirisi bu doğrultuda bir kemer sıkma politikasının uygulanacağı taahhüt edilmiş idi. 

Döviz kurlarındaki istikrarsızlık her ne kadar dış siyasi konjonktür kaynaklı olsa da devam etmekte. 

Enflasyon tüm makyajlamalara rağmen yükselişini sürdürmektedir.

Türkiye’nin taahhütlerine uyduğu yönünde herhangi bir ekonomik veri gerçekleşmemiştir.

Enflasyon özellikle gıda enflasyonunda fren boşalmıştır.

Zaten yapısal kriz konjonktürüne bağlı olarak ayakta kalmaya çalışan ekonomimizin 2019 yılındaki kabusu sadece ekonomik daralma olmayacaktır.

Merkez Bankası’nın faizleri artırmamasının nedeni parasal sıkıştırmayı sürdürülebilir yapıda tutma politikasıdır.  

Döviz şoku nedeniyle sallantıda olan firmaların yükü doğal olarak bankalara yıkılacaktır. 

Nitekim uluslararası kredibilite kuruluşu olan FITCH 25 Türk bankasını negatif incelemeye almıştır.

BDDK başkanının konu ile ilgili yaptığı iyimser açıklamaların mantıkla bağdaşan yanı yoktur.

Çünkü bankalarımız şu anda 20 milyar dolar gibi bir yapılandırma ile karşı karşıyadır.

Ekonominin siyasi istikrarsızlığa tahammülü yoktur.

İç siyasette belki İstanbul seçimleri nedeniyle sular durulabilir. 

Ancak dış siyasette ABD ve Rusya ile olan ilişkiler ekonomimizin ve doğal olarak ülkemizin geleceğini tayin edecek önemli gelişmeler olacaktır.

2013 yılından bu yana kriz yönetimi ile yönetilen ekonomimiz, 2019 yılında kriz yönetiminin krizi ile baş başa kalmıştır. 

Son olarak beklendiği gibi faizlerin artırılmaması bu durumun açık bir özetidir.

Çünkü hem faiz artışı yapmamak hem de TL’nin değersizleşmesini aynı anda önlemek mümkün değildir.

İşin gerçeği rejim krizi ekonomi politikasını kilitlemiştir.

Yönetimin elindeki seçenekler gittikçe yok olmakta, pansuman tedbirler ile düzlüğe çıkılabileceği tahminleri yapılmaktadır.

Bilindiği üzere Cumhurbaşkanımız ekonomi kurmayları ile birlikte Londra ziyareti gerçekleştirmiş, ilk ziyaret hüsranla sonuçlanmış; ikinci ziyarette ise bir mutabakat imzalanmıştır.

Bu mutabakata göre Türkiye’de kur istikrarının sağlanacağı yüksek reel faiz getirisi bu doğrultuda bir kemer sıkma politikasının uygulanacağı taahhüt edilmiş idi. 

Döviz kurlarındaki istikrarsızlık her ne kadar dış siyasi konjonktür kaynaklı olsa da devam etmekte. 

Enflasyon tüm makyajlamalara rağmen yükselişini sürdürmektedir.

Türkiye’nin taahhütlerine uyduğu yönünde herhangi bir ekonomik veri gerçekleşmemiştir.

Enflasyon özellikle gıda enflasyonunda fren boşalmıştır.

Zaten yapısal kriz konjonktürüne bağlı olarak ayakta kalmaya çalışan ekonomimizin 2019 yılındaki kabusu sadece ekonomik daralma olmayacaktır.

Merkez Bankası’nın faizleri artırmamasının nedeni parasal sıkıştırmayı sürdürülebilir yapıda tutma politikasıdır.  

Döviz şoku nedeniyle sallantıda olan firmaların yükü doğal olarak bankalara yıkılacaktır. 

Nitekim uluslararası kredibilite kuruluşu olan FITCH 25 Türk bankasını negatif incelemeye almıştır.

BDDK başkanının konu ile ilgili yaptığı iyimser açıklamaların mantıkla bağdaşan yanı yoktur.

Çünkü bankalarımız şu anda 20 milyar dolar gibi bir yapılandırma ile karşı karşıyadır.

Ekonominin siyasi istikrarsızlığa tahammülü yoktur.

İç siyasette belki İstanbul seçimleri nedeniyle sular durulabilir. 

Ancak dış siyasette ABD ve Rusya ile olan ilişkiler ekonomimizin ve doğal olarak ülkemizin geleceğini tayin edecek önemli gelişmeler olacaktır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar