İNTİHAR VAKALARI
Süleyman SALUR

Süleyman SALUR

İNTİHAR VAKALARI

01 Aralık 2019 - 14:17

Bilindiği üzere ekonomik koşullar son günlerde art arda intiharların yaşanmasına neden olmaktadır. 

Antalya ve İstanbul’da yaşanan intihar vakalarını okuduğumuzda ve izlediğimizde ‘vah val, tüh tüh’ diyerek birkaç gün gündemde tutmakta ve ardından normal günlük yaşamsal aktivitelere geri dönülmektedir.

Başka da bir tepki gösterilmemekte ve ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ mantalitesi ön plana çıkmaktadır.

Oysa bu intihar vakalarının bir sorumlusu olması gerekir. Ekonomik zorlukların yaşanmasında etkin faktör olan hükümet politikaları mı 8 milyonu aşan işsizlik ve % 25 e yakın genç işsizler en temel beslenme için elzem olan gıda maddelerinin dahi temin edilemez hale geldiği ortam yaşanmasına rağmen sosyal reforma ilişkin hiçbir programın olmaması gün geçtikçe yaşamsal şartların daha da ağırlaştırılmasına zemin hazırlamaktadır.

İntihar vakaları sayılarla ifade edilmektedir. Oysa her sayı bir insanın hayatıdır. Geçen yıl bu rakam 3118 kişidir. 

Yetkililer yani sorumlular intihar vakaları karşısında normal adli vakalar olarak değerlendirerek nedenlerin geçim zorluğu olduğu gerçeğini sümen altı etmeyi tercih etmektedirler. 

Ekonomik barometreleri ise ülkenin refah içinde olduğu aksini iddia edenlerin ise teröristlerden farkı olmadığı gibi açıklamalar ile toplumun daha da gerginleşmesine neden olunmaktadır. 

Anayasamızda oysa devlet kişilerin maddi ve manevi varlığını geliştirmesi için gerekli koşulları hazırlamak ve engelleri kaldırmakla görevlidir hükmü bulunmaktadır

Kredi kartı ödenememiştir. Kredi kullanarak kart borcunu kapatmak için bankaya müracaat eder. Bankadan kredi çıkartılabilmesi için bankalar bin dereden su getirirler.

Bir şekilde kredi çıkarmaya başarabilenler çektiği kredi ile kredi kartının borcunu kapatır. Bu kez çekilen kredinin aylık ödemeleri bütçeyi zorlamaya başlar. 

Diğer yandan kredi kartı borç kapatılmış ancak ihtiyaçlar devam etmekte dolaysıyla kredi kartından alış verişler yapılmak zorunda kalındığından çekilen kredi ödemeleri ile birlikte aylık maksimum ödeme tutarları ödenemediğinden borç sarmalı yeniden büyük. 

Bir ay ödeme yapılamadığında banka harekete geçer tebligatların ardından haciz işlemleri başlatılır. Avukatlar her saat başı borcun kapatılması için sürekli telefon tacizlerine başlarlar. 

Sinirler bozulur ve intihara doğru giden kapılar teker teker açılır ve sonuç ise malum. Suçlu kişi midir, devlet midir? Bu sorunun cevabı vicdani bir bakış açısı ile cevaplandırıldığında toplumsal yaşam mecrasını bulacaktır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar