RANT EKONOMİSİ
Reklam
  • Reklam
Süleyman SALUR

Süleyman SALUR

RANT EKONOMİSİ

06 Ocak 2020 - 11:32

 

Vatandaş iki yakasını bir araya getirmeye çabalarken; açlık, işsizlik ve sefalet içinde iken hükümet yine ülkede ekonomik kaos yaşanmıyor gibi cumhuriyet tarihinde ‘ihracat rekoru’ kırıldığını anlaşılmaz rakamlar açıklayarak zihinleri bulandırmaktadır.

İhracatta rekor, ‘hangi ürünle, ithalata dayalı üretim materyalleri dahil mi değil mi?’ gibi sorular askıda kalmaktadır. 

Faiz indirimleri hiçbir şekilde piyasaları etkilememiştir. 

Döviz, dünya konjonktüründeki siyasi krizler ile 6 TL sınırını aşacak bir görüntüdedir. 

Borçlanmalar, döviz bazında olduğu için ne yazık ki dolardaki her kuruşun Türk ekonomisinde açtığı yaralarda artış kaydetmektedir. 

Kanal İstanbul projesinin yanı sıra Kanal Çanakkale projesinin de telaffuz edilmesi hayra alamet değildir. 

Rant ekonomisinin çarkları sosyal patlamalara yol açabilecek boyutlara doğru yol almaktadır. 

Her 4 gençten biri işsizdir. 

Üstelik bu gençler üniversite mezunu gençlerdir. 

Dolayısıyla beyin gücündeki artış önlenememektedir.

Kapağı yurt dışına atan gençler kesinlikle ülkesine geri dönmeyi düşünmemektedir.

Son açıklanan enflasyon oranının sokaklardaki enflasyonu yansıtmadığı ortadadır.

TÜİK yine her zaman olduğu gibi kendilerine sunulan oranları deklare etmiştir. 

Zaruri tüketim ürünlerine yapılan yüzde 40 seviyelerindeki zamlar, hangi maaş artışı ile karşılanabilecektir? 

İşçi, memur ve emekliler açlık sınırlarının altında geçim şartlarına mahkum edilmiştir.

Tarımsal veriler ile birlikte ülkenin üretim materyalleri hakkında hiçbir açıklama ve araştırma yapılamamaktadır. 

Çünkü verilerin sunulabileceği argümanlar yok hükmündedir.

Yandaşın 500 milyon dolar borcu var. 20 milyon dolar teşvik kullanarak 15 milyon dolarlık özel uçak alıyor, sonra da ‘mahvoldum bittim’ diyerek Ziraat Bankası’nın sırtına biniyor. 

Devlet de bu simitçiyi kurtarıyor. 

Yani vatandaşın vergisi ile firma kurtarılıyor. 

Sonrada ülkede sosyal adalet kavramları dillerden düşmüyor. 

Yani sistem tamamen ranta yönelik iflas etmesi önemli değil ne kadar lüks ve şatafat içinde yaşarsa yaşasın devletin sırtına binebildiği taktirde hiçbir sorun kalmıyor, kurtarılıyor. 

Krediyi veren banka ise 2.9 milyar görev zararı diye bir zarar kalemi açıklıyor. 

Görev malum yandaşları kurtarmak…

İşletmenin yüzde 51 hissesini devlet satın alarak kılıf tamamlanıyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar