• Reklam
SİYASİ RANTA YÖNELİK YATIRIMLAR
Süleyman SALUR

Süleyman SALUR

SİYASİ RANTA YÖNELİK YATIRIMLAR

25 Mayıs 2019 - 09:38

Bugünkü yazımda İstanbul’da birebir yaşadığım olayı anlatarak görüşlerimi ifade edeceğim.

Geçen hafta günü birlik İzmir seyahati için Yeni Atatürk Havaalanı’nı görmek amacı ile her zaman uçtuğum Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan vazgeçtim.

Otobana 45 TL ödeyerek yöneldim; arabamı otoparka bıraktım, burada dönüş bir gün sonra olacağından 14 saat için 87 TL ödeme yapmam gerektiğini gördüm.

Muhteşem salonlardan yaklaşık 3 km. yürüyerek uçağa bindim. 

Yürürken uçak biniş kapı numarasının değişmemesi için dua ettim. 

Çünkü böyle bir değişiklik olduğunda onca yolu yürüyüp uçağa tekrar yetişebilmem mümkün olmayacaktı. 

Havaalanını görseli ve düzeni açısından çok beğendim. 

Bir çay içeyim dedim, bardağı kaza ile devirdim, iki çaya 14 TL ödedim.

Seyahat bitiminde dönüş için arabam havaalanı otoparkında olduğundan aynı havaalanı için uçağa bindim. 

Uçak iniş anonsu yaptı ve alçalmaya başladı. 

10-15 dk. sonra uçağımızın aşırı rüzgar nedeniyle İstanbul Havaalanı yerine Çorlu Havaalanı’na indi. 

Hep birlikte servis araçları ile İstanbul’dan ayakta yolculuk ederek havaalanına ulaştık. 

Havaalanında yurt dışından gelecek yolcuları bekleyen kişilerde seslerini yükselterek bağırmakta ve ortamı germekte idiler. 

Onları duyunca tek mağdurun bizler olmadığını anladık.

Yaşadığım bu çileli yolculuğun ardından bir daha Sabiha Gökçen havaalanı dışında yeni havaalanını zorunlu olmadıkça kullanmama kararı aldım.

İnşaat aşamasında tabandaki göletlerin kurutularak doldurulması nedeniyle zeminin sağlam olmadığı işçi ölümleri ve maaşların ödenmemesi nedeniyle gündeme gelen yeni havaalanı tamamlanmadan hizmete sokulduğu için bir süre yabancı havaalanı firmalarının iniş izni vermediği bilinmektedir. 

Ankara garındaki sinyalizasyon eksikliğinin faturası ise 13 kişinin hayatını kaybetmesine yol açmıştı.

Seçim arafelerinde siyasi ranta yönelik tesislerin inşaası tamamlanmadan alelacele hizmete sokulması yine önceki yazımızda ifade ettiğimiz gibi havaalanının İstanbul’un en çok rüzgar alan bölgesinde inşaa edilmesi; gelecekte de muhtemel kazaların habercisi olacağını göstermektedir.

Havaalanı civarında bulunan rüzgar santralleri bölgenin sonbahar ve kış aylarında aşırı rüzgarla ile pilotları problemli inişlere zorlayacağı muhakkaktır. 

Pilotlar havaalanları terimi ile pas geçme rüzgar limiti 15 knott iken yeni havaalanındaki olumsuz hava şartları nedeniyle 25 knotta çıkarılmıştır.

Ayrıca uçağın park alanına yanaşması uçuş süresi ile eşdeğer sürede gerçekleşmektedir.

Rüzgar limitinin artırılması pilotlar arasında endişelere yol açmıştır çünkü bu şartlarda iniş yapmak bilgi ve beceri gerektirmektedir. 

Bazı uçakların iniş yapmadan geri döndükleri öğrenilmiştir.

Göletler sahadan çıkan hafriyat toprakları ile doldurulmuştur.

Her ne kadar dolum hatası olmasa bile zaman içinde tıpkı karayollarında olduğu gibi çökmelerin yaşanması muhtemeldir.

Pistin yol yolcular hissetmese de rampalar ile dolu olduğu ifade edilmektedir.

Kuşların yaratacağı tehlikelerde ayrı konudur.

Yatırımlar planlı yapıldığında elbette ülke ekonomisine katkıda bulunacaktır.

Ancak tesisler tam anlamı ile eksiksiz olarak hizmete sokulması gerekir. Bu nedenle eksikliklerden kaynaklanabilecek can ve mal kayıplarının önlenebilmesi için rantabl olmayan siyasi hesaplara yönelik açılışlara ve yatırımlara son verilmelidir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar