• Reklam
ÜNİVERSİTELER
Süleyman SALUR

Süleyman SALUR

ÜNİVERSİTELER

21 Mayıs 2019 - 09:13

Üniversite, insanlar hayata atıldığında özellikle ekonomik anlamda yaşamsal ihtiyaçlarını problemsiz maddi sıkıntı yaşamadan karşılaması amacına yönelik onlarca kurslar ile boğuşarak kapısından içeri girilen, bilgi ve beceri eğitimlerinin verildiği ilim ve irfan yuvalarıdır. 

Maddi durumu iyi olmayan aileler, Kredi ve Yurtlar Kurumu vasıtası ile aldıkları krediler ile çocuklarının eğitimlerini tamamlarlar.

Ailelerin çocukları için ilk etapta ekonomik özgürlüğüne kavuşarak fikri ve sosyal gelişimine katkıda bulunmak; kültürel ve bir meslekte uzmanlığa kavuşabilmesi için yaptıkları fedakarlıklar malumdur. 

İşçi veya memur maaşı ile kıt kanaat geçinir ama üniversiteli bir evladın anne ve babasıdır, bunun gururunu yaşar. Bir şekilde egolar tatmin olur.

Gençler ise üniversite hayatın gerçeklerini bilmediklerinden aileden uzak özgürce bir başka yerlerde hayatı idame ettirmektir. 

Farklı şehirlerde tek başına yaşayan gençler sosyalleşme ve özgüven yönünden avantajlı bir konuma geçerler.

2017-2018 yılında devletin açıkladığı rakamlar ile üniversitelerimizde yaklaşık 7,5 milyon gencimiz eğitim görmektedir. 

Yine devletin açıkladığı rakamlar ile bu gençlerimiz mezun olduklarında ne yazık ki işsizliğin koynuna diploma ile düşmektedir.

Üniversitelerimizde meslek kazandıran bölümler hariç mezun olunduğunda sadece üniversite diplomasına sahip olmanın avantajı ile kamu kurumlarında çeşitli imtihanlara tabi tutularak veya torpil mekanizması ile bir iş bulunabilmektedir. 

Bugünkü profil ile her 10 gençten üçü işsizdir. 

Daha da vahim olanı Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan kredi çekerek geri ödeyemeyen mezunlarımızın sayısı bir milyona yaklaşmış ve haciz işlemleri ile karşı karşıya kalmışlardır.

Eğitim sisteminde sürekli yeni modeller geliştirilmektedir. 

Ancak bu modeller ülkede iş sahalarının üretilememesi halinde sadece bir uygulama olmaktan öteye geçmez. 

Mevcut eğitim sistemimiz ile bir inşaat mühendisi mezun olduğunda pratikte ne harç karmayı ne de iki tuğlayı üste koymayı bilir. 

Makine mühendisi pratikte vida ile cıvatayı ayıramaz. 

Eğitimlerimiz pratikte sadece kitaplardan okunan basmakalıp ezbere dayanan bir sistemle sürdürülmektedir. 

Bu nedenle mezunlarımız masa başı iş bulmayı tercih ederler.

Devlet özellikle üretim sahalarının gelişmesine yönelik tedbirlere acilen hayatiyete geçirmelidir. 

Aksi taktirde beyin göçü önlenemeyecek, 20 yıllık periyotta ülkenin geleceği tehlikeye düşecektir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar