• Reklam
YERLİ VE MİLLİ ÜRETİM
Süleyman SALUR

Süleyman SALUR

YERLİ VE MİLLİ ÜRETİM

29 Mayıs 2019 - 09:18

Ülkenin İstanbul Belediye Başkanlığı seçim atmosferine girmesi ile birlikte vatandaşın asli sorunlarının rafa kaldırıldığı gözlenmektedir. 

Bundan önce açıklanan ekonomi paketi uygulamalarından bir sonuç alınamamış, enflasyon düşüşü devlet kurumlarının da onayı ile ifade edilmekte; işsizliğinde yeni yaratılacak istihdam alanları ile önlenebileceği öngörülmektedir. 

Son olarak bir paket daha açıklanmıştır. 

Bu paketin neler getirebileceğini söylemek bugünden mümkün değildir.

Ancak gerçek şudur ki vatandaşı birinci derecede Ne Ekrem İmamoğlu’nun parlayan yıldızı ne de Binali Yıldırım’ın gücü ilgilendirmektedir.

Her ne isim ile paketler açıklanır ise açıklansın kesinlikle üretemediğimiz sürece alınan tedbirler pansuman olarak dahi bir fayda sağlamayacaktır.

Dış yardımlarında tamamen dış siyasi konjonktür şartlarına bağlı olduğu gerçeği unutulmamalıdır.

Temelde ise ABD ile olan ilişkilerin akıbeti yönümüzü tayin etmektedir. 

Suriye’de bir garnizon devleti kurmak amacında olan ABD’nin çağrısına AB ülkeleri yanaşmadığından kendisi askerlerinin sayısını artırarak, PKK’ye lojistik desteğin yanı sıra adeta koruyuculuk yapma politikası izlemektedir.

Tüm bu olumsuz tablonun lehimize döndürülebilmesi için yerli üretimi teşvik edici önlemlerin bir an önce hayatiyeyete geçirilmesi gerekmektedir. 

1980’li yıllarda kendi kendine yetebilen 5. ülke iken bugün bu kulvarlarda esamemiz okunmamaktadır. 

Tarıma öncelik vermek ülkem adım atılmaz. 

Bunun en bariz örneği Samsun’dur. 

Tarımla ilgili işletmelerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. 

Tarımın destekleyici yatırımların teşvik edilmesi ile hem 82 milyonun beslenme ihtiyacı karşılanabilecek hem de kırsalda yaşayan 20 milyon insana istihdam sağlanacaktır.

Ancak özelleştirmeler ve tarım sübvansiyonlarının kademeli olarak düşürülmesi küçük çiftçiyi korumasız hale getirmiştir.

Tarımsal ürünler kooperatifçiliğinde bitmesi ile aile çiftçiliği müesseseleri tamamen ortadan kalkmış, bugün ise ülke patates soğan hatta saman ithal eder hale gelmiştir.

1990’lı yıllarda ise teknolojik tarım ön plana çıkmış, böylece kimyasal ilaçların kullanımının önü açılmıştır.

Tarımda dışa bağımlılığın bir kapısı daha açılmıştır.

Türkiye’nin sosyal yapılanması ile aileler toprakları parçaladığından küçük işletmeler haline getirilen ünitelerden de gerekli verim elde edilememiştir.

Bu nedenlerden ötürü tarla ile pazar veya raf arasında fiyatlara etki eden aktörler artmıştır. 

Yerli ve milli üretime yönelik adımlar atılmadığı sürece bu kısır döngü devam edecektir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar