‘Barış Akademisyenleri İnisiyatifi’ adı altında aralarında Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden kişilerin de yer aldığı bir grup akademisyenin devleti terör olaylarında suçlar nitelikte bildiri yayımlamasına tepkiler çığ gibi büyüyor
‘Barış Akademisyenleri İnisiyatifi’ isimli bir grup akademisyen Türkiye ve dünyanın birçok üniversitesinden bin 128 imza toplayarak, ‘Bu suça ortak olmayacağız!’ başlığı altında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını Sur’da, Silvan’da, Nusaybin’de, Cizre’de, Silopi’de ve daha pek çok yerde haftalarca süren sokağa çıkma yasakları altında fiilen açlığa ve susuzluğa mahkûm etmekte, yerleşim yerlerine ancak bir savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırarak, yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı başta olmak üzere anayasa ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınmış olan hemen tüm hak ve özgürlükleri ihlal etmekle suçladı. Ulusal ve uluslararası bağımsız gözlemcilerin yıkım bölgelerinde giriş, gözlem ve raporlama yapmasına izin verilmesini isteyen akademisyenlerin arasında Ondokuz Mayıs Üniversites’inden isimler de var. OMÜ’den biri emekli toplam 7 kişinin katıldığı bildiride Dr. Ali Rıza Güngen, emekli Prof. Dr. Ayşe Gözen, Doç. Dr. Canani Kaygusuz, Ar. Gör. Fatih Çağatay Cengiz, Doç Dr. Melda Yaman, Doç. Dr. Özgür Öztürk, Prof. Dr. Taner Özbenli yer alıyor.
REKTÖR AKAN: SORUŞTURMA AÇACAĞIM
Yapılan açıklamayla ilgili rektörlük başta olmak üzere rektör adayları ve çok sayıda akademisyen tepki gösterdi. OMÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Akan, devletin katliam yaptığı ve ona benzer cümleler kullanılmasından dolayı ilgili dekanlıklara soruşturma açılması yönünde talimat verdiklerini kaydetti. Açıklamanın kabul edilebilir bir tarafının olmadığını ifade eden Akan, 'Kolay sahip olmadığımız, geçmişte çok ciddi fedakarlıklarla elde edilen bir devleti katliam yapmakla suçlamak bu ülke vatandaşına yakışmıyor. Bunu ancak bu ülkeden ve bu milletten olmayan başka ülkenin vatandaşı yapabilir. Dolayısıyla bu haliyle çok ağır bir suçlama. İnsan haklarını önceleyen bir bildiri değil, burada amaç devleti ağır şekilde suçlayan bir açıklama. Bu açıklama akademik olmadığı gibi insani bir yanı da yoktur’ dedi.
ERZURUMLU: AVRUPA’DA OLSA İÇERİ ATILIRLARDI
Rektör adaylarından OMÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kenan Erzurumlu ise, 'Yapılan açıklama, tek kelime ile halt etmektir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sayesinde bir yerlere gelen kişiler, ekmek yedikleri kapıyı küfletmişlerdir. Öte yandan, altı öğretim üyesinden dördü İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde görevli olup, bu kişiler Hüseyin Akan’ın döneminde istihdam edilmişlerdir. Atamalarını yapan rektör ve yönetim sorumludur. Her devletin kendini müdafaa hakkı vardır. Bu hak kutsaldır. Bu hakka dayanarak, Kızıl Rudi, Beider Meinhoff grubu, İtalya'daki terörist çeteler yok edilmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti devleti gereğinden çok fazla sabır göstermiştir. Bu konuda devlete yönelik yapılabilecek eleştiri, çok geç kalındığı ve planlama ile hazırlık safhasında iken neden önlemini almadığı şeklinde olabilir. Öte yandan Güneydoğu'da aylardır süren düşük yoğunluklu savaş ortamı da devletin zaafiyetine sebep olmaktadır. Bu sebeple Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yapması gereken, kendini yıkmaya çalışanlara karşı acımasızca tedbirler almasıdır. Bu öğretim üyeleri Almanya'da, İngiltere'de, Fransa'da, ABD'de olsalardı anında üniversite kapısının önüne konur ve dahası, yıkıcı terör faaliyetine destek vermekten içeri alınırlardı’ diye belirtti.
ÇAĞLAYAN: ESEFLE KINIYORUM
Rektör adaylarından Yabancı Diller Yüksekokul Müdürü Prof. Dr. Kaya Tuncer Çağlayan da konuyla alakalı şu ifadelere yer verdi: 'Akademisyen arkadaşlarımızın yapmış oldukları açıklama ülkemizin menfaatine aykırı bölücü terör zihniyetini meşrulaştırıcı, Türkiye’ye dönük tehditleri kuvvetlendirici bir açıklama olmuştur. Bir akademisyen ve rektör adayı olarak bu açıklamayı yapanları esefle kınıyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bütün kurum ve kuruluşlarıyla kendisine dönük bölücü terör tehdidi karşısında tek yürek olması gerektiği bir zamanda akademisyen sıfatını taşıyan arkadaşların bu hassasiyeti taşımamaları beni üzdüğü gibi üniversitemizin geleceği adına da kaygılandırmıştır. Üniversiteler farklı fikirlerin bir arada yaşayabilmesi gereken ortamlardır. Ancak farklı fikirler ülkemizin milli menfaatleri söz konusu olduğunda tek çatı altında toplanabilme olgunluğunu gösterebilmelidir.’
ŞEN: TÜRK DEVLETİNE KİMSEN KARTALLIK TASLAMASIN
Samsun Türk Ocağı başkanı Doç. Dr. Serkan Şen ise 'Hangi sıfatı taşırsa taşısınlar bu ülkenin vergileriyle statü kazananlar ülke bütünlüğüne göz dikenleri masum gösteremezler. ‘Bilim adamı hür düşünü’ gerekçesine sığınarak terörü teşvik etme hakkı kimseye verilmemiştir. Bu sözde duyarlı akademisyenler öğretmenlerimiz şehit edilirken; sokak ortasında eşinin, yavrusunun gözleri önünde güvenlik güçlerimize hain pusular kurulurken neredeydiler? Kimse samimiyetsizliğine kılıf üretmesin. Terör örgütüne güvercin taklaları atanlar Türk devletine kartallık taslamasınlar. Dünyanın hiçbir ülkesinde böylesi uygulamalara müsaade edilmez. Amerika’da Usame bin Ladin’i öldüren askere Amerikalı bir akademisyenin katil diyebilmesi söz konusu olabilir mi? Rusya’da Çeçen direnişini övebilir misiniz? Arabistan’ın Şii kalkışmasıyla ilişkilendirdiği mollaya yaptığına geçtiğimiz günlerde hep birlikte şahit olduk? İrfansız, izansız ilimin karşımıza gaflet timsalleri çıkarabildiğinin en bariz yansıması ülkemizde vuku bulan bu talihsiz bildiridir. Sanki durup dururken güvenlik güçleri sokağa çıkma yasağı ilan etmiştir. Sanki askerimize polisimize gülle değil de gül atılmaktadır. Akademisyen sıfatı taşıyan bu zevat Türk akademisinin saygınlığıyla bağdaşmayan, vicdanlarda yok hükmü taşıyan bir uygulamaya imza atmıştır. Şehit annelerinin çığlıkları kulaklarımızda yankılanırken, şehit yavrularının gözyaşları gözlerimizi buğulandırıyorken bu yersiz, haksız, gaflete sırtını dayayıp ihanete göz kırpan söylemleri anlayışla karşılamamızı kimse bizden beklemesin. Kuru gürültüden ibaret bu hezeyanlar kesinlikle Türk üniversitelerinin tavrına tercüman olamaz. O nedenle isimlerinin önündeki unvanların hürmetine bu kimseleri ciddiyet ve sorumluluğa davet ediyorum’ şeklinde konuştu.
AYDIN: AKADEMİSYEN KILIKLI DEVLET DÜŞMANLARI
Ondokuz Mayıs Üniversitesi eski Rektör Yardımcısı Prof Dr. Mahmut Aydın sosyal medya üzerinden imzalanan bildiriye müsvedde diyen bir açıklama yaptı. Aydın’ın açıklamasında, 'PKK ve uzantılarının Kürt halkına yaptığı baskı, zulüm ve terörü görmezden gelen; Kürt kardeşlerimizi bu zulümden kurtarmak için gencecik evlatlarını teröre feda eden devletimizin çabalarını 'katliam’ ve 'şiddet’ olarak niteleyen bir bildiri müsveddesi hazırlayan ve ona imza atan akademisyen kılıklı devlet düşmanlarını lanetliyorum. Akademisyenlik onuru zedelenen biri olarak yetkililerin, PKK ve uzantılarıyla aynı dili kullanan bu akademisyenlerle ilgili gereğini yapmasını ivedilikle bekliyorum. Ayrıca akademisyen arkadaşlarımı da söz konusu bildiriye imza atan öğretim elemanlarıyla ilişkilerini gözden geçirmeye davet ediyorum’ diye belirtti.
Sezer SEZER
Yorumlar
Kalan Karakter: