Giresun Üniversitesi Afet Yönetimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Cin, Kuzey Anadolu Fayı'nın dünyanın en yıkıcı fay hatlarından biri olduğunu vurgulayarak, bu fayın Doğu Karadeniz bölgesini de etkileyebileceği uyarısında bulundu.
YIKICI DEPREMLER MEYDANA GELDİ
Kuzey Anadolu Fayı'nın, doğuda Bingöl’ün Karlıova ilçesi ile batıda Saros Körfezi arasında yaklaşık bin 200 kilometre uzunluğunda olduğunu ifade eden Cin, son yüzyılda bu fay üzerinde 7 ve üzerinde büyüklükte 6 yıkıcı depremin meydana geldiğini belirtti. Bu depremler arasında en büyüğünün 1939 Erzincan depremi olduğunu hatırlatan Cin, o dönemde Giresun, Ordu, Samsun, Rize ve Trabzon gibi şehirlerde binlerce kişinin hayatını kaybettiğini söyledi.
KUZEY ANADOLU FAYI SAMSUN'U ETKİLİYOR
Doğu Karadeniz Bölgesi'nin büyük depremler üretebilecek aktif bir fay hattı üzerinde olmasa da Kuzey Anadolu Fayı'nın etkilerinin hissedilebileceğini ifade eden Cin, "1939 Erzincan depreminde, bu bölgedeki binlerce kişi hayatını kaybetti. Giresun'da 1100 kişi, Ordu’da 500 kişi, Samsun'da daha fazla kişi, Rize ve Trabzon'da biraz daha az olmak üzere toplamda 3000’den fazla kişi hayatını kaybetti. Kuzey Anadolu Fayı'nın bu bölgeyi de oldukça yüksek derecede etkileme potansiyeline sahip olduğunu söyleyebiliriz" dedi.
EN YIKICI FAY HATLARINDAN BİRİ
Cin, Kuzey Anadolu Fayı'nın dünyanın en yıkıcı fay hatlarından biri olduğunu belirterek, "Bu fayın çok nadir oluşum özellikleri vardır. Amerika'daki San Andreas fay hattı buna benzerdir ve oldukça yıkıcıdır. Diğer faylara benzemiyor. Büyüklüğü çok uzun bir fay, kollara ayrılan bir fay. Bu deneyimlerden hareketle, Kuzey Anadolu Fay hattının doğu kısmında yaşanacak büyük bir deprem burayı da çok ciddi şekilde etkileyecektir" şeklinde konuştu.

Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yerleşim alanlarının özellikle sahil kesiminde olduğunu belirten Cin, bu bölgelerdeki zeminin sıvılaşma riskinin yüksek olduğunu ifade etti. Alüvyon düzlükler üzerine kurulu olan bu yerleşim alanlarının, deprem dalgalarının etkilerine daha fazla maruz kaldığını ve sıvılaşma riskinin bulunduğunu söyleyen Cin, "Deprem dalgaları bu gevşek dokulu yapı üzerinde çok daha etkili ilerler. Yıkıcılıkları oldukça yüksektir. Diğer taraftan gevşek dokulu yapılar üzerinde inşa edilen binalar her zaman için sıvılaşma riskiyle karşı karşıyadır" dedi.
BÜYÜK RİSK ALTINDA
Doğu Karadeniz Bölgesi'nin iç kesimlerinde ise Kuzey Anadolu Fayı'nın yakınlığı ve bölgenin eğimli arazi yapısının heyelan riskini artırdığını belirten Cin, "Deprem sırasında depremin kendisinin mevcut yıkımından ziyade heyelanların yıkımı da ortaya çıkacaktır. İç bölgelerdeki binaların da nasıl inşa edildiği sorgulanmalı. Bu bölgeler, Kuzey Anadolu Fayı'na yakın olması ve zemin koşullarının uygun olmaması nedeniyle depremde büyük bir risk altında" diye konuştu.
Kuzey Anadolu Fayı'nda meydana gelebilecek bir depremin Doğu Karadeniz bölgesinde can ve mal kaybına neden olabileceğine dikkat çeken Cin, özellikle şehirlerdeki yüksek katlı binaların dayanıklılığının sorgulanması gerektiğini ifade etti. Cin, "Gerekli önlemler alınmaması halinde, Kuzey Anadolu Fayı'nın orta veya doğu kısmında meydana gelecek bir depremde, Doğu Karadeniz bölgesinde çok sayıda can ve mal kaybı yaşanabilir. Bu bölgedeki nüfusun büyük kısmının şehir merkezlerine toplandığını ve yüksek katlı binalarda yaşadığını düşündüğümüzde, bu durum daha da riskli hale geliyor" dedi.
ZEMİN KOŞULLARINA DİKKAT
Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yaşayan insanların büyük deprem hafızalarının olmadığını ve bu nedenle deprem konusunda dikkatsiz davrandıklarını belirten Cin, "Eğer hatırlamaz ve yeterli önlemleri almazlarsa kayıplar kaçınılmaz olacaktır. Burada hem toplumdan bahsediyoruz hem de yetkililerden ve vatandaşlardan bahsediyoruz. Yani afet yönetiminin tüm ayaklarından bahsediyoruz. Herkesin depreme karşı gerekli önlemleri alması gerekiyor ki, bunlar aslında oldukça basit şeylerdir. Deprem öncesinde, sırasında, sonrasında vatandaşlar nasıl davranacak, evlerini nasıl dizayn edecekler. Yetkililerin bina stokuna bakması gerekiyor, incelemesi gerekiyor. Düşük kalitedeki binaların kentsel dönüşümle dönüştürülmesi gerekiyor. Ayrıca işi biraz daha ciddi bir şekilde, yerleşim alanları oluştururken, imar izni verilirken, zemin koşullarına dikkat edilmesi gerekiyor" dedi.
HAZIRLIKLI OLUN
Türkiye'de genellikle sadece deprem riski olan bölgelere odaklandığını söyleyen Cin, Doğu Karadeniz Bölgesi'nin de aynı derecede büyük bir depremden etkilenebileceğine dikkat çekti. Cin, "Türkiye'de genellikle hep deprem riski olan yerlerin ön plana çıkarıldığını görüyoruz. Fay hattı üzerindeki iller ön plana çıkıyor, hazırlıklar oralarda yapılıyor. Hâlbuki bu bölge de deprem fay hattına çok yakın olduğu için aynı derecede büyük bir depremden etkilenecektir. Onun için buradaki illerin de aynı şekilde, diğer iller gibi hazırlıklı olması gerekiyor. Yetkililerin de, vatandaşların da bu noktada deprem riskini biraz daha öncelemesi gerekiyor" uyarısında bulundu.
Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yaşayan insanlara, deprem riskine karşı bilinçlenmeleri ve alabilecekleri önlemleri gözden geçirmeleri çağrısında bulunuldu. Ayrıca yerel yönetimlerden depreme dayanıklı bina standartlarına uygun yapılaşma ve düzenlemeler yapmaları, kentsel dönüşüm projelerini hızlandırmaları bekleniyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: