CUMARTESİ bizim için gece olmaktan çıktı.
Bizim için dediğim; riyasız, menfaatsiz, gönülden kırmızı-beyazlı olanları kast ediyorum.
Kendilerini, bu büyük ve manevi anlamda zengin kentin, birer evladı kabul edenleri kast ediyorum.
İşte o bizler, kahrolduk cumartesi gecesi.
Bir maç kazanılır, kaybedilir onu bilir, hazmederiz.
Ama bu kentin, renklerinin büyüklüğünü bilemeyen, ona gönül veremeyenler var ya…
Hani attıkları her küçük adımda, kendilerini büyük görenler var ya…
Hani gerdan kıvırıp, caka satarken, 10 kuruşluk katma değer yaratamayanlar var ya…
İşte onların elinde rezil, rüsva olmak yedi, bitirdi, üzdü bizi.
Yoksa bir sezon boyu çıkıp adam gibi oynamışsın.
Giydiğin formanın,
Aldığın paranın,
Sana sunulan sevgi ve duyulan inancın hakkını vermişsin ama olmamış, bir şekilde kaybetmişsin.
İşte o bizi yıkmaz.
Altınordu maçı bu soysuzların son sahnesiydi.
Biz futbolun içinden gelenler daha ilk maç bittikten sonra neler olabileceğini zaten öngörüyorduk.
Muhtemel rakiplerimiz Altay ve İstanbulspor’u seyrettikten sonra adımızı finale de yazdırsak, yolumuzun çok yokuş olduğunun farkındaydık.
Daha yolun düzündeyken havluyu attık.
Umutlarımızı bir başka bahara bıraktık.
YÜZÜNE SÖYLERİZ
Maçtan sonra Ertuğrul Sağlam istifa etmiş diyorlar.
Gerçi şu ana kadar resmi bir teyit gelmedi ama kendi bileceği bir şey.
Ama maçın sonlarında tribünlerden gelen tezahüratları mazeret göstermesin sakın.
Karadeniz’in en büyük kentinin çocuklarının umutlarını yıkmış, kahretmiş, gecelerini zindan etmişsiniz.
Ne yapacaklardı yani;
‘Olsun hocam, olsun ruhsuz futbolcular canınız mı sağ olsun’ diyeceklerdi.
Bu kentte camiaya yakın olduğunu düşünen çok kişiden daha iyi tanırım Ertuğrul Sağlam’ı.
Başaramadı, yolu açık olsun deriz.
Söylenecek çok şey var ama giderse ardından değil, yüzüne söyleriz.
BİR SÖZ DE YILDIRIM’A
Yaptığın maddi fedakârlıklara kimsenin söyleyecek bir şeyi yok.
Ama belli ki, futbol dünyasının işleyişinden de çok haberin yok.
Şayet okuduklarım doğruysa, ‘futbolcular için hocaya, Samsun’da işlerin yürütülmesi için Veysel Bilen’e güvendim’ demişin.
Bir anlamda güvendiğim dağlara kar yağdı, diyorsun.
Kime, niye güvendin bilemem ama güvenirken kimin ne mahareti, ne meziyeti var, diye araştırman gerekmez miydi?
Görünen o ki, yol arkadaşlarını doğru seçememişsin.
Bu camiaya yeni bir soluk ve umut getirdiğin su götürmez.
Ne yap, yap önüne takım diye sunulan kadroyu kimin nasıl ve ne amaçla oluşturduğunu iyice bir soruştur ve öncelikle yeni sezona bu ligi ve bu kenti iyi bilen bir hocayla gir.
Çalışma arkadaşlarını öyle seçki, senin yetişemediğin, olamadığın yerlerde bu kulübün itibarını kabul ettirecek, futbolun tüm katmanlarıyla yakınlaştıracak kişiler olsun.
Çünkü bu liglerde başarı, sadece para ve sahada gelmiyor ne yazık ki!
Yorumlar
Kalan Karakter: