Hayatta keskin çizgileri olduğunu ve hayat felsefesini inandığı her işin arkasında sonuna kadar durmak olduğunu belirten İlkadım Belediye Başkanı Necattin Demirtaş, "Hayatım boyunca inandığım her işi sonuna kadar savundum ve o işi yapmak için mücadele ettim. Aklıma yatmayan hiçbir işi bana kimse yaptıramaz" dedi.
SAMSUN’UN GELECEĞİ İÇİN OLUR VERDİM
Büyükşehir Belediyesi'nin Saathane Projesi’nde evet oyu vermesi ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunan Demirtaş, "Büyükşehir Belediyesi’nin projesine inandığım için evet oyu verdim. Bana inanmadığım işi kimse yaptıramaz. Saathane esnafına da bunu söyledim. Yıllardır poşet satıyoruz diyorlar ama yıllardır Samsun'a katkıları olmadığı gibi projede sunmamışlar. Büyükşehir Belediyesi ise Samsun'un geleceği için bir proje yapmış bu projeye olur vermeyi uygun gördüm" diye konuştu.
İLKADIM’DA HİÇ İSTİKRAR SAĞLANMAMIŞ
Necattin Demirtaş, "Belediyelerde her gelen kendi ekibiyle ve kendi planlarıyla çalışmayı tercih ediyor. Bölge geleceğinden çok başkanlar kendi planlarını ön plana koyması bölgeye her zaman zarar verir. İlkadım'ın hiç iki dönem üst üste belediye başkanı olmamış her gelen bir dönem başkanlık yaptıktan sonra gitmiş. Böyle olunca da gelen başkanın yapısı bozulmuş ve yeni bir yapı oluşturulmaya çalışılmış. Oy alacağız kurgusuyla her türlü işini sana yaptırmanın derdinde Allah’ını seven sevmeyen belediyeden ne götürmenin peşinde. Geçmişte belediye olarak otopark bedelleri alınmış ama halkın kullanacağı otoparklar yapılmamış. Vatandaşta otoparkları ve verilen paraları sorgulamadığı zaman sorun ortaya çıkınca bu sefer isyan etmeye başlıyor. Binaların altına otopark yapmayarak otopark bedellerini ödemeleri halkın da işine geliyor. Belediye bedel ödüyor ama daha sonra otopark alanlarını dükkan olarak kullanıyor" dedi.
BELEDİYELER ESKİDEN GÜNÜ KURTARIYORDU
Belediyelerin geçmişte günü kurtarmanın derdine düştüklerini ve günümüzde vatandaşları mağdur ettiklerini kaydeden Demirtaş, "İnsanlar evlerinin önüne otopark için demir falan koyuyorlar. Bunu yapamazlar ama otopark olmadığı için ve evinin önüne başkasının araç park etmesini istemediğinden kendince otopark yapıyor. Geçmişte belediyeler ve vatandaşlarımız günü kurtarmak adına birbirlerini idare etmişler ama geçmişin araç ve insan nüfusu ile bugünün araç ve insan nüfusu bir değil. Çalışmaları günü kurtarmak adına değil gelecek adına yaparsanız hem yeni doğanlara hem de yeni gelecek olan yöneticilere rahat çalışma imkanları sunarsınız" diye belirtti.
OSMAN GENÇ’E BEDDUA EDİYORLAR
Kentsel Dönüşüm Projesine de değinen Demirtaş, "Şu an kentsel dönüşümden bahsediyoruz. Zamanında kendi kafasına göre kaçak konut yapanlara göz yumulmuş daha sonra siyasilerde affettim seni demiş. Geçmişten bugüne kadar içinden çıkılmaz bir hal alan konutlaşma şimdi dünya kadar para harcanarak kentsel dönüşüm projesi yapılıyor. İnsanlara evin sağlıklı değil bu evde yaşayamazsın diyoruz, değiştirelim derken evini alıyoruz ve arsa değerini aşağıya düşürerek çok düşük bir bedel veriyoruz. Kentsel dönüşümü isteyenler kamu adına bizleriz. İnsanlara icazet vererek kaçak ve çarpık yapılaştırmayı yaptıranlarda biziz. Bunun cezasını vatandaş değil kamu adına bizler çekmeliyiz. Kentin dokusunu değiştirirken de insanları zarara sokmadan değiştirmeliyiz. Bu mümkün mü diye sorarsanız evet mümkün. İmar haklarıyla 3 katlı bina yapmak yerine bunu daha fazla yapar ve daire sayısını artırırsanız dar gelirlinin de hakkını yemez ve kentsel dönüşümü yaparsınız. Kentsel dönüşümde yeni gelen insanlar mutlu ama gidenler pişman oldu. Canik İlçesinde Osman Genç, 'Millet Mutlu' diyor. Kim mutlu? Oturanlar gidenler değil. Gidenlerin hepsi beddua ediyor" diye konuştu.
VATANDAŞ BUNU SORGULAMALI
"Yasalar gereği belediyeler yardım yapabiliyor. Ama otomasyon sistemi olmadığından dolayı bu yardımlar kontrol edilemediğinden suistimal edilebiliyor" diyen Demirtaş, "Kötü niyetli birisi İlkadım Belediyesinden, Büyükşehir Belediyesinden, Sosyal Yardımlaşma Vakfı ve özel derneklerden de ayrı ayrı yardım alan birisi neredeyse bir asgari ücretlinin aldığı maaş kadar yardım toplayabiliyor. Hükümet sosyal güvenlik yasası çıkarken Türkiye Ziraat Odaları Birliğini temsilen bu yasanın çıkarılmasında görev aldım. Yasa çıkarken üç ana madde halinde çıkması gerekiyordu. Birisi SSK, Bağ Kur ve Emikli Sandığının tek çatı altında birleştiği yasa, diğeri Genel Sağlık Sigortası ve Sosyal Sigortalar Yasası. Son olarak üçüncü yasa taslağı halen meclis komisyonlarında bekliyor. Bu yasa ise primsiz ödemeler ve yardımlar yasası. Eğer bu yasa çıkmış olsaydı, herhangi bir kurumun yaptığı yardımları otomasyon sistemiyle yardım yapabilen diğer kurumlarda görerek kimin nereden ve ne kadar yardım aldığını görebilecekti. Bununla birlikte art niyetli kişiler her kurumdan ayrı ayrı yardım alamayacak ve başkalarının hakkını gasp etmemiş olacaktı. Hükümet bu yasayı çıkartmadı. Çıkartmış olsaydı herkes hakkını alacaktı. Vatandaşın bunu sorgulaması lazım. Ama neden çıkmadığını da ben söyleyeyim. Bu işte oy meselesi olduğu için çıkmıyor. İnsanlara yardım ederek oy alma arzusu yatıyor. Tüm siyasilerinde işine geliyor. Bu ayıptan kurtulmamız gerekiyor" dedi.
Sezer SEZER
Yorumlar
Kalan Karakter: