Bilimsel araştırmalar, düzenli egzersizin yalnızca kas ve kalp sağlığını değil, hücresel düzeyde yaşlanma süreçlerini de doğrudan etkilediğini ortaya koydu. 2025 yılında yayımlanan tıbbi çalışmalara göre fiziksel aktivite, epigenetik yaşlanmayı yavaşlatabiliyor ve bazı biyolojik yaş göstergelerinde kısmi gerileme sağlayabiliyor.
DİNÇÇAĞ’DAN EGZERSİZ VE SAĞLIK ÜZERİNE YENİ KİTAP
“Samsun’da en çok kitap yazan doktor” olarak tanınan Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı M. Emin Dinççağ, egzersizin bağışıklık sisteminden beyin sağlığına kadar geniş etkilerini ele aldığı 27’nci kitabını yayımladı. “Egzersiz yap, kilo ver, insülin direnci” adlı eserde sağlıklı yaşamın bilinçli ve sürdürülebilir bir süreç olduğuna dikkat çekildi. Dinççağ, 2025’te yayımlanan bir çalışmada fiziksel aktivitenin epigenetik yaşlanmayı yavaşlatabildiğinin ve kısmen tersine çevirebildiğinin gösterildiğini belirterek, hücresel yaşlanma belirteçlerinde olumlu değişimler gözlendiğini söyledi.

EGZERSİZ BEYİN SAĞLIĞINI DA KORUYOR
Düzenli fiziksel aktivitenin nörolojik hastalıklar üzerindeki etkilerine değinen Dinççağ, egzersiz yapan kişilerde Alzheimer hastalığıyla ilişkili protein birikiminin daha az görüldüğünü aktardı. Hareketli yaşam tarzının demans riskini azaltmada potansiyel koruyucu rol oynayabileceğini vurguladı.
HAREKETSİZ YAŞAM PEK ÇOK HASTALIĞIN TEMELİ
Modern çağda sedanter yaşamın obezite, tip 2 diyabet, osteopeni ve kalp-damar hastalıkları gibi pek çok rahatsızlığın temel nedenleri arasında yer aldığını belirten Dinççağ, egzersizin bağışıklık sistemi, hormonal denge, kan şekeri kontrolü, kolesterol düzeyi ve damar sağlığı üzerinde olumlu etkiler oluşturduğunu ifade etti.
“PARASIZ AMA ETKİLİ BİR TEDAVİ YÖNTEMİ”
Son 10 yılda yapılan araştırmaların egzersizin “parasız ama etkili bir tedavi yöntemi” olduğunu gösterdiğini dile getiren Dinççağ, düzenli fiziksel aktivitenin yaşam süresi ve yaşam kalitesi üzerindeki katkılarının prestijli tıp dergilerinde doğrulandığını söyledi.

EGZERSİZ ÖLÜM VE TÜMÖR RİSKİNİ AZALTIYOR
ABD’nin Chicago kentinde düzenlenen Amerikan Klinik Onkoloji Derneği toplantısında paylaşılan verilere göre egzersizin ölüm riskini yüzde 37, yeni ya da tekrarlayan tümör riskini ise yüzde 28 oranında azalttığı bildirildi. Bu sonuçların fiziksel aktivitenin yalnızca koruyucu değil, tedaviye destekleyici bir unsur olduğunu gösterdiği belirtildi.
KİLO VERME SÜRECİ SABIR GEREKTİRİYOR
Kilo vermenin kısa vadede sonuç alınacak bir süreç olmadığını vurgulayan Dinççağ, fazla kilolu bireylerin birçok kez diyet ve spor denemelerine rağmen hedefe ulaşamayabildiğini, bu durumun hayal kırıklığı oluşturabildiğini söyledi. “Kilo verme çabası bir süreçtir. Bu süreci bilerek ve isteyerek, pes etmeden yönetmek başarıyı getirecektir” dedi.
EGZERSİZİN DE KURALLARI VAR
Egzersizin sürdürülebilirliği için niyet ve gönüllülüğün önemli olduğunu belirten Dinççağ, uygun giysi ve ayakkabı seçiminin yanı sıra ısınma ile başlayıp en az 30-40 dakika süren ve soğuma ile tamamlanan programların tercih edilmesi gerektiğini ifade etti. Ağırlık çalışması, esneme ve yürüyüş gibi farklı aktivitelerin erken ölüm riskini yüzde 19 azalttığını belirterek, egzersizde çeşitliliğin önemine dikkat çekti.
GÜNDE 20 DAKİKA FAZLA HAREKET BİLE FARK YARATIYOR
Orta ve yüksek yoğunlukta yapılan egzersizin beynin biyolojik yaşını düşürdüğünü belirten Dinççağ, günde fazladan 20 dakikalık fiziksel aktivitenin tip 2 diyabet, felç, zatürre ve kolon polipleri gibi ciddi hastalıklarda hastaneye yatış riskini anlamlı düzeyde azalttığını söyledi. Egzersizin DNA düzeyindeki yaşlanma süreçlerini de etkilediğini yineleyen Dinççağ, bilinçli ve düzenli hareketin hem yaşam süresini hem de yaşam kalitesini artırdığını belirterek, “Sağlıklı yaşam kendi tercihimizdir” dedi.
Yorumlar
Kalan Karakter: