Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), Samsun Şubesi son kaynak tarifesinde yıllık elektrik tüketim limitinin hanelerde 3 bin kWh’a düşürüleceği iddialarıyla ilgili açıklama yaptı.
Elektrik Mühendisleri Odası Samsun Şubesi Başkanı Adnan Korkmaz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu`nun (EPDK) Son Kaynak Tedarik Tarifesi`nin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ`de yeni bir değişikliğe giderek, konut aboneleri için yıllık tüketimi 2023 yılında 1 milyon kWh olan limiti 2024 yılı sonunda 5 bin kilovatsaate düşürdü, şimdi ise 2025 yılı sonunda 3 bin kWh`a düşürmeye hazırlandığı yönündeki haberleri basından takip ediyoruz. Bu değişiklik, milyonlarca hanenin daha "son kaynak tedarikçisi" kapsamına girmesine neden olur. Yani milyonlarca konut ulusal fiyat tarifesinden çıkarak, enerji borsasındaki dalgalanmalara bağlı serbest piyasa fiyatlarına tabi olacaktır."
SINIR ASGARİ TÜKETİME DAYANIR
Korkmaz açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Bu da doğrudan doğruya örtülü bir zam, başka bir ifadeyle enerji maliyetlerinin özel sektör lehine yeniden dağıtımı anlamına gelir. Bahsi geçen 3 bin kWh sınırı, aylık tüketimlerin eşit olarak gerçekleştiği varsayıldığında ortalama 250 kWh tüketime denk gelmektedir. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) olarak hesaplamalarımızda, dört kişilik bir ailenin asgari yaşam standartları için aylık 230 kWh tüketeceğini varsaymaktayız. Bu miktar, dört kişilik bir ailenin yalnızca aydınlatmada, buzdolabı, çamaşır, bulaşık makinesi, televizyon gibi temel elektrikli ev aletlerini kullandığında tüketilen enerjiyi yansıtmaktadır. Bu değer içinde elektrikle ısıtma veya soğutma tüketimi yer almamaktadır. Yazın klima kullanan veya kışın elektrikli soba kullanan haneler şu anda zaten 5 bin kWh sınırını da aşmaktadır. Bu değişiklik, söylenildiği gibi yalnızca elektrikli araçlarını da şarj eden yüksek tüketimli villa tipi haneleri değil, asgari yaşam standardı düzeyinde tüketimi olan aile konutlarını da tehdit edecektir. Bu gizli zam, "yüksek tüketimi hedef alan bir piyasa mekanizması" değil, en temel yaşam gereksinimlerini bile serbest piyasa koşullarına terk eden bir uygulamayı beraberinde getirmektedir."
EPDK NEYİ DÜZENLİYOR
"Son kaynak tedarik tarifesinin ilk olarak 2018 yılında yalnızca çok büyük sanayi tesislerini kapsayacak şekilde düzenlendiğini kaydeden Korkmaz, "Ancak yıllar içinde bu sınır sürekli aşağı çekildi. 2018`de 50 milyon kWh olarak ilan edilen sınır, 2020`de 7 milyon kWh`e, 2023`te 1 milyon kWh`e ve 2024 sonunda trajik biçimde 5 bin kWh`e düşürüldü. Şimdi ise 3 bin kWh`a düşürüleceği ifade ediliyor. Bu süreç, kademeli biçimde ulusal tarifenin ortadan kaldırılmasına, yani elektrik fiyatlarının tamamen enerji borsasındaki dalgalanmalara bağlı piyasa mekanizmasına devredilmesine yol açacaktır. Böylece, Anayasa ve Enerji Piyasası Kanunu gereği kamu yararı gözetme ve fiyat istikrarı sağlama görevini yerine getirmesi gereken EPDK`nın düzenleyici işlevini kamu yararı yerine piyasa aktörlerinin ilişkilerini düzenleme şeklinde icra ettiğini bir kere daha göstermiştir. Diğer yandan EMO olarak, 27 Ekim 2024 tarihli "Son Kaynak Konutlara Kadar Düşemez!" başlıklı basın açıklamasında, konut abonelerinin son kaynak tarifesi kapsamına alınmasının kamu hizmeti anlayışıyla bağdaşmadığını açık biçimde ifade etmiştik. Aynı açıklamada, elektrik enerjisinin "piyasa malı değil, kamusal bir hizmet" olduğu vurgulanmış; serbest piyasa söyleminin yalnızca özel üreticilerin kârını büyüteceği uyarısı da yapmıştık. 2024 yılı sonunda sınırın 5 bin kWh`ya düşürülmesi üzerine uygulamayı "gizli zam" olarak nitelendirerek yargıya başvurmuştuk. Açtığımız davada, düzenlemenin kamu hizmeti ilkesine, tüketici haklarına ve fiyat istikrarı yükümlülüğüne aykırı olduğu belirtilmiştir. Henüz yargı süreci sonuçlanmadan aynı konuda yeni bir değişikliğin gündeme getirilmesi, idarenin adım adım vatandaşları piyasanın insafına bırakma yönündeki ajandasını tüm çıplaklığı ile gözler önüne sermiştir."
'BEDELİ YURTTAŞA YÜKLÜYORLAR'
Korkmaz, "Gizli zam içeren bu uygulamayı savunmak için ileri sürülen "rekabeti teşvik" ve "yüksek tüketim yapanları öz tedarike yönlendirme" gerekçeleri gerçeği yansıtmamaktadır. Son kaynak tarifesine geçecek aboneler, artık sabit kamu tarifesiyle değil, spot enerji borsasında oluşan Piyasa Takas Fiyatı (PTF), YEKDEM gibi döviz bazlı değişken bedeller ödeyecektir. Konut abonelerinin "tedarikçi seçme özgürlüğü" kağıt üzerinde kalmıştır; fiilen tüketiciler tek taraflı fiyat dayatması altındadır. Bu nedenle "rekabet" ifadeleri, yalnızca kâr aktarım mekanizmasını gizleyen bir söylemdir. Ödeme güçlüğü çeken, fatura korkusundan karanlıkta oturan hanelerin sayısının çığ gibi arttığı, sosyal yardım almadan yaşayamayan yurttaşların sayısının katlandığı bu dönemde, spekülatif piyasa dalgalarının yükünü yurttaşa yüklemek açıkça kamu yararı taşımamaktadır. Enerji politikaları, kamusal üretim ve sosyal tarife ilkeleriyle yeniden düzenlenmelidir. Maliyetleri düşürmek için kamunun bir an önce alım ve fiyat garantileri içeren enerji ihaleleri yerine doğrudan yatırım yapması gerekir. Ekonomik krize karşı kalkınma perspektifiyle hazırlanan toplumcu bir enerji programına geçiş yapılmalıdır. Elektrik alanında üretimden dağıtıma kadar tüm süreçleri yönetecek dikey entegre bir kamu tekeli yeniden kurulmalıdır" dedi.
Yorumlar
Kalan Karakter: