Atlantik Okyanusu’nun ortasında, hiçbir karaya kıyısı olmayan efsanevi Sargasso Denizi ile Karadeniz, ilk bakışta birbirinden çok uzak görünse de aslında ruh ikizi. Her iki bölge de dünyanın en büyük yüzen makroalg (deniz yosunu) yığınlarına ev sahipliği yapıyor.
odessa-journal.com'un haberine göre Sargasso, adını hava kabarcıkları sayesinde suyun üzerinde yüzen kahverengi yosunlardan alıyor. Karadeniz’in kuzeybatısında, 20-60 metre derinlikte serbestçe salınan kırmızı algler, adeta su altında kızıl bir çarşaf gibi uzanıyor.
KARADENİZ'İN KALBİ BURADA ATIYOR
1908 yılında bilim insanı Sergey Zernov tarafından keşfedilen ve "Zernov’un Phyllophora Alanı" olarak bilinen bölge, sadece bir yosun yığını değil; tam teşekküllü bir su altı metropolü.
Bu ekosistemde yaşayan 40 balık türü ve 100’e yakın omurgasız canlının neredeyse tamamı kırmızı renkte. Bilim insanları bu durumun, derinlerdeki ışık kırılmalarına karşı mükemmel bir "görünmezlik pelerini" (adaptasyon) olduğunu belirtiyor.
SUYUN ALTINDA ISI ODASI
Bölgedeki araştırmalar, Zernov Alanı’ndaki su sıcaklığının çevresine göre 4-5 derece daha yüksek olduğunu ortaya çıkardı. Bu termal farkın kaynağı ise bölgedeki yoğun biyolojik faaliyetler. Yani Karadeniz’in bu noktası, yaşayan bir organizma gibi kendi ısısını üretiyor!
MÜJDELİ HABER
Yüzyılın sonlarında kirlilik ve aşırı hasat nedeniyle yok olma noktasına gelen bu "kırmızı hazine", 1996’da ticari faaliyetlerin durdurulması ve 2008’de ilan edilen koruma kararlarıyla hayata döndü.
1989'da sadece 7 türe kadar gerileyen çeşitlilik, 2017 itibarıyla 30 türe çıkarak 1960’lardaki altın çağına geri döndü. Bir zamanlar derinlere hapsolan bu kızıl ormanlar, suyun temizlenmesiyle birlikte artık 12 metre derinliklere, yani kıyılara kadar yayılmaya başladı. Karadeniz’in kendini iyileştirme gücünün simgesi olan bu "Phyllophora" alanları, doğanın doğru koruma yöntemleriyle nasıl küllerinden doğabileceğinin en somut kanıtı olarak görülüyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: