Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın dün politika faizini yüzde 38’e çekmesiyle birlikte 150 baz puanlık indirim gerçekleşti. Ancak indirime rağmen kredi faizlerinde beklenen düşüş görülmedi. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, yaşanan durumla ilgili kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
“Önemli Olan Piyasanın Oluşturduğu Faizler”
Kredi faizlerindeki hareketi ve politika faiziyle ilişkisini anlatan Karahan, hanehalkı ve reel sektör için belirleyici olanın “piyasa faizleri” olduğunu vurguladı. Karahan, kısa vadeli faizlerin politika faiziyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“Merkez Bankası olarak politika faizini belirliyoruz. Kısa vadeli piyasada oluşan faizler büyük ölçüde bu kararın etrafında şekilleniyor. Ancak piyasa faizleri nihayetinde piyasanın kendi dinamikleriyle belirleniyor.”
“Uzun Vadeli Kredilerde Politika Faizi Tek Başına Belirleyici Değil”
Karahan, yatırımcılar ve vatandaşlar için esas önemli konunun uzun vadeli kredi faizleri olduğuna dikkat çekti. Bu faizlerin politika faizinden bağımsız olarak daha geniş bir çerçevede belirlendiğini belirterek şu açıklamayı yaptı:
“Uzun vadeli kredilerde bankalar, paranın değer kaybını dikkate alarak fonlama maliyetinden ziyade vadede beklenen enflasyonu esas alıyor. Dolayısıyla politika faizinin bu tür krediler üzerindeki etkisi sınırlı kalıyor. Bu faizler, enflasyon görünümü ve piyasalardaki belirsizlik seviyesine göre şekilleniyor.”
Kredi faizleri neden düşmüyor?
Politika faizi gerilerken kredi faizlerinin aynı yönde hareket etmemesi kamuoyunda soru işaretlerine yol açtı. Karahan, bu çelişkiyi enflasyon beklentilerindeki hızlı artışa bağladı:
“Politika faizinin düşürüldüğü dönemde piyasa faizlerinin yükselmesinin temel nedeni, enflasyon beklentilerindeki 25 puanı aşan artış. Bu ortamda finansal kurumlar fonlama maliyetleri azalsa bile orta ve uzun vadeli kredilere bunu yansıtmakta temkinli davrandı. Bu yüzden piyasada oluşan faizler politika faizinden farklı bir yön izledi.”
Yorumlar
Kalan Karakter: